Global haydutlar

Pazar gecesi saat 23:30… Türkiye, 13 uçak, 9 İHA, 45 helikopter, 1 insansız helikopter, 708 arazöz, 120 iş makinesi ve 4 bin 800 kahraman personelle orman yangınlarıyla başa çıkmaya çalışıyor…

Tam o sırada sosyal medyada “Global Call” çağrısıyla Türkiye’yi hedef alan paylaşımlar yapılmaya başlanıyor. İki saat içinde çoğu ABD, İngiltere ve Birleşik Arap Emirliklerinden olmak üzere FETÖ bağlantılı bot hesaplardan 2 milyon tweet atılıyor. Bu sözde yardım kampanyasına içerden “HelpTurkey” etiketiyle destek verenlerin de katılımıyla operasyon büyüyor. 

Oysa dünyada “Global Call” diye bilinen, kullanılan bir yardım mekanizması yok. Ülkelerin birbirlerinden hangi şartlarda, nasıl yardım isteyeceği belli.

Türkiye bir sosyal medya hareketiyle psikolojik olarak çökertilmek isteniyor.

Yangını fırsat bilen global haydutlar bir taraftan Türkiye’yi müdahaleye açık, aciz bir devlet gibi gösterirken diğer taraftan da Dedeağaç’taki Amerikan askeri gücüne selam çakıyor. Şu paylaşıma dikkat: “Size çok acı bir bilgi vereyim mi? Bir sonraki seçimin ardından Dedeağaç’ta artırılan ABD gücüne ihtiyacımız var!”

Sosyal medya deyip geçmeyin. Türkiye tarihin bu döneminde bir büyük savaş da orada veriyor. Pazar gecesi kafalarındaki senaryonun sinopsisini bize gösterdiler.

Global haydutların saldırıları bundan sonra yoğunlaşarak devam edecek. Karadeniz’de yanan ilk gazın ateşini ve KKTC’deki Maraş açılımını hazmetmeleri kolay olmayacak.

Nerede bu muhalefet?

Ormanlarımız yanarken sanki önceliğimiz buymuş gibi bir taraftan da ormanlık alanların yapılaşmaya açılacağı iddiasını tartışıyoruz.

Ormanlık alanlarda yapılaşma yetkisinin 3 ayrı bakanlık yerine Kültür ve Turizm Bakanlığı ile sınırlandırılmasına tepki gösteren CHP lideri Kılıçdaroğlu “Yanan alanlar yapılaşmaya açılacak. Dağ, taş betonlaştırılacak” iddiasında. Kemal Bey ‘Hadsizler’ diye seslendiği hükümete bir de rest çekiyor ve “Tek bir tuğla dahi koymaya kalkarsanız, önce ekskavatörle beni çiğnemeniz gerekecek” uyarısında bulunuyor!

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a göre ise yapılan düzenleme 39 yıldır 3 bakanlığın uhdesinde olan ormanlarda yapılaşma yetkisinin uzmanlığı gereği Kültür ve Turizm Bakanlığı ile sınırlandırılmasından ibaret.

Kim haklı, kim haksız tartışmasını bir kenara bırakıp hepimizi, en çok da muhalefet partilerine oy veren seçmeni şaşırtacak bir ayrıntıyla devam edelim. Söz konusu düzenleme 17 Temmuz 2021 tarihinde 284’e karşı 50 ret oyuyla TBMM’den geçmiş. Bugün iktidarı ormanlık alanları yapılaşmaya açmakla suçlayan CHP, HDP ve İyi Parti o gün ne yapmış dersiniz? Meclis’te aslanlar gibi bu düzenlemenin geçmesini engellemeye çalışmış olmaları gerekir değil mi? Ama öyle yapmamışlar. Toplam sandalye sayısı 227 olan 3 partiden oylamada ret oyu kullanan vekil sayısı sadece 50!

Şimdi soru şu: Muhalefet milletvekilleri TBMM’de oylamalara katılacak vakit bulamayacak kadar meşgul mü? Yoksa Kemal Bey’in aksine bu düzenlemenin ormanlık alanları yapılaşmaya açacağına inanmıyorlar mı? Bu yüzden mi oylamaya katılmadılar?

Kimse kusura bakmasın ama böyle bir muhalefetin şartlar ne olursa olsun iktidar olma ümidi yok. Görünen köy kılavuz istemiyor.

Güvercinlik’teki otel nasıl yapıldı?

Anayasa’nın 169. Maddesine göre, yanan alanlar başka amaçla kullanılamaz ve tekrar ağaçlandırılır. Sanki böyle bir Anayasal zorunluluk yokmuş gibi her yangından sonra aynı yalan servis ediliyor. “Yanan alanlar imara açılacak” denilerek yangınların kasıtlı çıkarıldığı iddia ediliyor.

Bu iddiaya dayanak olarak da 2007 yılında Muğla’nın Güvercinlik Mahallesinde çıkan yangından sonra o bölgede inşa edilen otel gösteriliyor. O otelin yangından sonra yapıldığı doğru.

Ancak otelin üzerinde yükseldiği Muğla ili Milas ilçesi Güvercinlik köyü Güvercinlik Koyu 11.09.1987 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla turizm merkezi ilan edilmiş. Söz konusu karar 25 Eylül 1987 tarih ve 19585 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş. 12.08.1991’de ise söz konusu alanın bir bölümü Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsis edilerek otel inşaatının önü açılmış.

Yani o otelin yapılma kararı 1990’larda verilmiş. Yanan alanların imara açıldığı iddiasına dayanak teşkil edecek ikinci bir örnek yok. Mevcut örneğin hikayesi de böyle.