İmamoğlu’nun gözü artık CHP’de

Muhalefet cephesinde an itibarıyla Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu.

En geç eylül ayında adaylığını açıklaması bekleniyor CHP liderinin. Altılı masayı dağıtmadan, kırmadan, hepsinin ortak adayı olarak ve ortak akılla hareket ediyor görüntüsüyle süreci eylüle kadar devam ettirme niyetinde Kılıçdaroğlu.

HDP’nin son bir haftada Meral Akşener ve Mansur Yavaş’ı gayri resmi olarak veto etmesi İyi Parti’nin de gardını düşürdü. Son düzlükte yaptığı hamlelere rağmen Akşener’in bu saatten sonra Kemal Bey’in adaylığına itiraz etme şansı kalmadı.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığının neredeyse kesinleşmesi CHP’deki yeni genel başkan kim olacak tartışmasını da erkenden başlattı. Kemal Bey’in Cumhurbaşkanlığı  seçim sürecinde yerini vekâleten Faik Öztrak’a bırakmak gibi bir düşüncesi var. Ama işler istediği gibi gidecek mi orası belli değil.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı hayalleri suya düşen Ekrem İmamoğlu’nun gözü CHP Genel Başkanlığı’nda. Kendisine yeni danışmanlar ataması, parti örgütleriyle diyaloğu artırma çabaları, CHP’nin Meclis grubuyla kurduğu ilişkileri son dönemde daha da geliştirmesi bu iddiayı kuvvetlendiriyor. Kemal Bey’in partiyi bir emanetçiye teslim etme planı kuvvetle muhtemel tutmayacak. CHP’de Cumhurbaşkanlığı adaylık sürecinde bir de parti içi iktidar yarışı yaşanması kaçınılmaz görünüyor.

Muhalefetin Anti-Erdoğan sorunu

Gazeteci Soner Yalçın sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafını paylaşıp altına “Kimileri istiyor ki; iktidar gitsin de isterse devlet çöksün. Ekonomi programı başarısız olan her hükümet gidicidir. Zaten iktidarlar gelip geçicidir, kalıcı olan millettir. Bir devleti kurmak için bin sene ister, yıkmak için bir saat yeter. Erdoğan gitsin diye devleti çökertmeyin” yazdı.

Böyle bir paylaşımı neden yaptı, bu yazdıkları muhalefet içinde görmeye çalıştıkları bir hesabın yansıması mı bilemem. Ama tarihin bu döneminde meselenin Erdoğan değil Türkiye olduğunu karşı mahalleden birilerinin de anlaması, bunu linç yemeyi göze alarak dile getirmesi önemli. Merkezinde olduğumuz coğrafyada yeni bir dünya düzeni kurulurken Anti-Erdoğan cephesi gözünü karartmış bilerek ya da bilmeyerek Türkiye’nin altını oyuyor. Bkz. İsveç, Finlandiya’nın NATO üyeliği ve Yunanistan’la yaşanan sorunlarda muhalefetin takındığı tavır.

İktidarı eleştirdi diye kimse muhalefeti suçlamıyor. Ama yeri ve zamanı geldiğinde en azından Çipras kadar ülkenin yanında saf tuttuklarını görebilseydik keşke. Bunu yapamadıkları için bir türlü kendilerinden beklenen sıçramayı yapamadıklarının farkında bile değiller.

Yunan oyununu bozan fotoğraflar

İmamoğlu’nun gözü artık CHP’de

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, İstanbul’daki NATO Parlamenterler Asamblesi toplantısını provoke etmeye çalışan Yunan milletvekillerine somut örneklerle öyle bir ayar verdi ki adamlar hâlâ yedikleri golü çıkarmaya çalışıyorlar.

“Kıbrıs’ın kuzeyinde işgaliniz sürüyor” diyen Yunan vekile “Kıbrıs’ın kuzeyine işgal derseniz başından kavga etmek istiyorsunuz” demektir.

Terör örgütlerinin yuvalandığı Lavrion kampını inkâr edene “40 bin kişiyi öldüren, 251 kişiyi katleden PKK/YPG’ye, FETÖ’ye o kampta yer verirseniz bunun adı müttefiklik değildir. Lavrion’u bilmeyen yok.”

Hava Kuvvetleriniz Yunan adaları üzerinde uçuyor diyene “Siz o kadar uzaktan gelip bizim ana karamızda hava sahamızı ihlal edeceksiniz, bundan sonra bizim ne yapmamızı bekliyorsunuz? “

Akar’ın Türkçe ve İngilizce anlattığı bu gerçekler Yunan vekillerin canını öylesine sıkmış ki ülkelerine döner dönmez yalan haberlerle imaj düzeltme çalışmalarına başladılar. Akar, sözde onların sorularına cevap verememiş ve toplantının yapıldığı salonu terk etmiş! Yunan basını böyle yazıyor!

İşin aslı şu. Fotoğraflardan da anlaşıldığı üzere, Akar, Yunan vekillere ağızlarının payını verdikten sonra, bir ev sahibi nezaketiyle yanlarına gidiyor. Kendisine “Size teşekkür etmeyeceğim” diyen vekile “Bu Yunan nezaketine uygun değil” diyor, sonra da onları kibarca uğurluyor.

Geleneksel Yunan nezaketini bilmem ama adamların siyasetçilerinde devasa bir Türkiye kompleksi var. Onu gidermeden iki ülke arasındaki sorunların çözülmesi zor.