Ordu göz bebeğimizse bu tartışmalar niye?

Bu topraklarda en sık tekrarlanan klişelerden biridir: Coğrafya kaderdir.

Doğrudur. Dünyanın en kıymetli mülkü üzerinde oturduğumuzu dünya bilir ama biz niyeyse bu gerçeğin farkında değilmiş gibi davranırız.

Bu coğrafyada güçlü bir orduya sahip olmak yaşamsal önemdedir. Ve orduyu tüm günlük tartışmaların dışında tutmak gerekir. Peki, biz ülke olarak bunu yapabiliyor muyuz?

Maalesef hayır... Son bir ayda yaşanan tartışmalara bir bakın. Gizli bir el göz bebeğimiz dediğimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’ni (TSK) kısır siyasi gündemin göbeğine oturtmak için olağanüstü bir çaba gösteriyor.

Orduyu yıpratıyor. Bu ordu şu an ülkemize yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve sınır ötesinde görevini kahramanca ve fedakârca yerine getiriyor.

Mehmetçiklerimiz Suriye’de, Irak’ta, Kıbrıs’ta, Azerbaycan’da, Libya’da, Doğu Akdeniz’de ve daha birçok coğrafyada hak ve menfaatlerimizi korumak için kelle koltukta görev yapıyor. Yakın tarihte TSK’nın bu kadar etkin olduğu bir dönem yok. Mehmetçik bu dönemde her zamanki rutininin dışında bölgesel-küresel barış ve istikrara katkı sağlamak, dost ve kardeşlerimizin de hakkını, hukukunu korumak için daha önce olmadığı kadar yoğun ve etkin bir mücadele veriyor. Beş farklı harekâtı aynı anda icra ediyor.

TSK bizim göz bebeğimiz. Peygamber ocağı diyoruz bu sebeple. Onu her türlü günlük tartışmanın dışında tutmak ve görevlerini rahatlıkla yerine getirmesine katkı sağlamak herkesin görevi olmalı.

Ancak son dönemde TSK sinsi gayelerle, fitne ve fesatla tartışmaların merkezine çekilmek isteniyor. Bu da emin olun en çok düşmanlarımızı sevindiriyor.

Askerliğin temeli disiplindir. Disiplinin temeli de Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın ifadesiyle binlerce yıllık köklü milli, manevi ve mesleki değerlerimizden süzülen kurallardır. TSK son dönemde kamuoyunun gündemine gelen ve tartışılan tüm gelişmelere disiplin anlayışı içinde bakıyor ve gerekli işlemleri de hukuk çerçevesinde yerine getiriyor.

TSK’nın meşhur sarıklı amiral olayı dâhil, askeri hiyerarşiyi bozabilecek ve disipline uygun olmayan her türlü olayda yapılması gereken ne varsa yapacağından, temel değerlerini sarsacak, disipline aykırı ve askeri hiyerarşiyi bozabilecek hiçbir kişi, olay ve duruma müsamaha göstermeyeceğinden kimsenin şüphe duymaması lazım.

Tabii şunu da vurgulamadan geçmek olmaz. TSK’da personelin dini vecibelerini yerine getirmesinde disipline ve hiyerarşiye aykırı olacak bir tutum ve davranış olmadığı müddetçe herhangi bir kısıt yok. Bu manadaki faaliyetler serbest.

Peki, bu sarıklı amiral soruşturması neden bu kadar uzun sürdü? Görüştüğüm kaynaklardan “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devleti. Hukuk çerçevesinde soruşturma devam ediyor. Uzun ve kısa sürmesi gibi bir durum söz konusu olamaz. Çünkü ilgili mevzuat doğrultusunda idari prosedür yerine getiriliyor ve başlatılan süreç her olayda ve durumda olduğu gibi hassasiyetle yürütülüyor” cevabını aldım. Hukuki süreç tamamlandığında sarıklı amiral meselesinde nasıl bir karar alınacağını hep birlikte göreceğiz. Biraz sabır...

Birileri ısrarla TSK’yı yıpratmaya çalışsa da nafile. Mehmetçik görevini yapmaya devam ediyor. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın şu sözleri bu sinsi planın uygulayıcılarına verilen en net cevaptır: Asil milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, akıl ve bilimin ışığında, Anayasa çerçevesinde, yasalar ve Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleri doğrultusunda sıralı amir ve komutanların emir ve komutasında görev ve sorumluluklarının bilincinde, milletin emrinde ve görevinin başındadır.

Bundan kimsenin şüphesi olmasın.