Otoyolların maliyeti vatandaşa mı?

Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu her mühendis gibi rakamlarla konuşmayı sever. 18 Mart’ta açılacak dünyanın en uzun asma köprüsü olan Çanakkale Köprüsü üzerine sohbet ederken konu doğal olarak projelerin maliyetine geldi.

Malum... Türkiye’de yap-işletdevret modeliyle (YİD) yapılan projeler “Geçmediğim yolun, köprünün parasını neden ben ödüyorum? Neden bu projeler kamu tarafından değil de özel sektör tarafından yapılıyor?” sorularıyla hedef tahtasına oturtulmuş durumda. Ben de bu iki soruyu bakana yönelttim. O da cevabı rakamlarla verdi.

- Sadece biz değil, dünya böyle yapıyor. Geleneksel finansman modelinde 1 km otoyolun maliyeti 10-25 milyon dolar arasında. Ve ancak 7-20 yıl arasında hizmete girebiliyor. Aynı yolu YİD modeliyle yaptığınızda ise 3-5 yılda tamamlanıyor. Bu da çok ciddi yakıt, karbon ve zaman tasarrufu sağlıyor. Tamamen kamu kaynaklarıyla yapılan Bolu Dağı Tüneli tam 17 yıl gecikerek açılabildi. Kilometre maliyeti 47 milyon dolara ulaştı. Bu gecikmenin Türkiye’ye maliyeti en iyimser hesapla 400 milyon dolar. 2003’ten beri Türkiye’de 1 trilyon 169 milyar liralık ulaştırma ve haberleşme yatırımı yapıldı. Bunlar GSYİH’ye 395 milyar, üretime ise 838 milyar dolarlık katkı sağladı. Bu yatırımlar sayesinde her yıl 1 milyon kişi istihdama katıldı. Akaryakıt, zaman, trafik güvenliği, istihdam, rekabet gücüne sağladığı artılar da dikkate alındığında bu modelle yapılan projelerin önemi daha iyi anlaşılır.

Otoyolların maliyeti vatandaşa mı

Bakana YİD modeliyle yapılan altyapı projelerindeki son durumu ve ne zaman devlete geçeceklerini de sordum. İşte cevaplar...

- Kuzey Marmara Otoyolu: 400 km uzunluğundaki otoyolun km maliyeti 17-21 milyon dolar. 18 bin personel istihdam edildi. 280 milyon liralık bakım maliyeti işletmeci tarafından karşılandı. Projenin Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün de dâhil olduğu Odayeri-Paşaköy kesimi 2027’de, KMO Kurtköy-Akyazı kesimi 2029’da kamuya devredilecek.

İstanbulİzmir Otoyolu ve Osmangazi Köprüsü: Proje hayata geçtiğinden beri güzergâh üzerinde 306 tesis açıldı. 31 bin yeni işletme belgeli oda turizme katıldı, yatak kapasitesi 61 bin arttı. Üretim sektöründe GSYİH’ye 8.5 milyar lira katkı sağlandı. Otoyol güzergâhında sekiz yeni OSB açıldı. Mevcut 13 OSB’de 2 bin 635 hektar genişleme yapıldı, 54 bin ek istihdam yaratıldı. Kamuya devri 2035.

Menemen-Aliağa-Çandarlı Otoyolu 2030’da, Ankara-Niğde Otoyolu 2035’te, Çanakkale Köprüsü ve Malkara-Çanakkale Otoyolları ise 2034’te kamuya devredilecek. Tüm bu yollarda işletme sürecinde tüm maliyetler görevli şirketler tarafından karşılanacak.

Avrasya Tüneli: İki kıtayı denizin altından birleştiren ilk çift katlı karayolu tüneli beş yılda 4.7 milyon araç tarafından tam 79 milyon kez kullanıldı. Tünelin ülke ekonomisine katkısı 8.1 milyar lira. 2042 yılında kamuya devredilecek. 35 milyon dolarlık işletme maliyeti görevli şirket tarafından karşılanıyor.

Türkiye’nin çok tartışılan altyapı yatırımlarında son durum böyle. Devletin kasasından tek kuruş çıkmadan dev yatırımlar hayata geçiriliyor. Bunları kullanmak pahalı mı? Evet, pahalı. Ama eski yollar da alternatif olarak kullanıma hazır. Bakanın verdiği rakamlar bir ülkenin ulaşım altyapısını belli bir vadede kamuya devretmek şartıyla özel sektöre yeniletmesinin birilerinin anlattığı kadar kötü bir şey olmadığını ortaya koyuyor. Hepsinden önemlisi, bu yatırımlardan sonra Türkiye’de trafik kazalarında can kayıpları yüzde 79 azalmış. Taşıt trafiğinin yüzde 160 artmasına rağmen üstelik. Az şey mi bu?

Yalnız adam Kılıçdaroğlu

Türk siyasetinde an itibarıyla en zorda olan isim CHP lideri Kılıçdaroğlu.

Bir numaralı ittifak ortağı Akşener’den sonra CHP medyası da kendisine cephe almış durumda.

Sözcü gazetesi kafayı Kemal Bey’in danışmanına takmış. Cumhuriyet pazartesi açıklanan mutabakatta ‘Neden laiklik ve dincileşmeyle ilgili vurgular yok” diye hesap soruyor. CHP’lilerin çok okuduğu başka bir gazete “Mutabakatta Atatürk’ün adını bile anmadılar, bunlar nasıl Atatürkçü?” diye ulusalcı tabana göz kırpıyor. Atatürkçü Düşünce Derneği ise mutabakatta HDP’nin federasyon özlemlerini besleyebilecek ifadeler olduğunu savunuyor!

ADD’yi bir kenara bırakarak, şu sorulara cevap arayalım: CHP medyası Kemal Bey’in adaylığına neden destek vermiyor? Bir türlü “Cumhurbaşkanı adayı değilim” demeyen Ekrem İmamoğlu bu işin neresinde? Yoksa CHP medyasını İmamoğlu mu kontrol ediyor?

Son bir not: CHP medyasıyla beraber şu an yanında görünenler de Kılıçdaroğlu sonrası dönem için pozisyon almış durumdalar. Seçim yaklaştıkça Kemal Bey’in yalnızlığı daha da artacak.