Özel bankalar devreye girerse çark hızlı döner

Koronavirüsün şirketlerin faaliyetini olumsuz etkilemesi zorlu bir süreci de beraberinde getirdi.

Reel sektörün sıkıntılarını rahatlatacak kredi talebine bazı özel bankaların mesafeli duruşu firmaları zorluyor. Bankaların zor zamanlarda kredi imkanı sunması reel sektörü rahatlatırken ekonomide çarkların dönmesine de imkân sunacak. Kredi dönüşlerini riske etmeden bankaların fonksiyonlarını sürdürmesi daha önemli hale geldi.

Birçok şirket gelirde ciddi düşüşler yaşanmasına engel olamıyor.

Önemli çıkış yolu


İşte bu noktada zorlanan şirketler süreci atlatacak alternatif yollar aramakta. Ekonomi yönetimi ise bir yandan teşviklerle, bir yandan kamu bankaları kredileriyle sektörleri canlı tutmaya çalışıyor. Ancak kredi imkânları sınırlı. Bu nedenle özel sektör bankalarının da kredi muslukları yakından takip ediliyor. Özel sektör bankaları ise reel sektördeki daralmadan olumsuz etkilenmemek için kenarda kalmayı daha risksiz görüyor. Bu da önemli çıkış kanallarından birisinin tıkanmasına yol açıyor.

Bu olumsuzluğu fark eden ekonomi yönetimi ise özel bankaların kaynakları kendisinde tutmak yerine reel ekonomiye çıkış yolu açması gayesiyle kullanılması noktasında ketum davranılmamasını istiyor.

Ciddi kredi potansiyeli var

3 Nisan tarihli haftalık bankacılık sektörü verilerine göre bankacılık sektöründeki toplam mevduat (bankalararası dahil), 2 trilyon 833 milyar 837 milyon lira.

Kamu bankalarındaki (katılım fonu dahil) mevduat 1 trilyon 87 milyar TL olurken yerli özel bankaların mevduatı 925 milyar 678 milyon TL. Bu anlamıyla bankların ciddi bir kredi verme potansiyeli bulunuyor.

Ancak bu potansiyelin reel sektörün daraldığı bir noktada yeterince kullanılmaması ise ekonomi yönetimini rahatsız ettiği anlaşılıyor.
Bankaların daha aktif olabilmeleri yönünde güçlü sinyaller veriyor. Alınan güvencelere rağmen kredi vermekten kaçınan bankalar ise sıfır risk almaya çalışırken aynı zamanda içinde olduğu ekonomiyi riske etmekte.

Kredilerin takip edilmesi mümkün

Özel sektör bankalarının önceki kötü tecrübelerin de etkisiyle ‘yoğurdu üfleyerek yemeye’ çalıştıkları anlaşılıyor. Ancak verilmeyen kredilerin bir süre sonra reel sektörde yaşanacak sıkıntının mali sektöre sıçramasına yol açabileceği de göz ardı edilmemesi gerekli.
Diğer taraftan verilen kredilerin takip edilerek amaç dışı kullanılmasının da önüne geçilmesi pekala mümkün. Bankalar, bir yandan verdikleri krediler için yeterli güvence alarak diğer taraftan bu kredilerin kullanım yerlerini takip ederek kötü kullanımın önüne geçebilir.