Yatırımlarda fon atağı güçlenecek

Yatırım ve emeklilik fonları birikim sahiplerinin radarında. Riskten kaçanlar için döviz, mevduat ve hisseye alternatif. Yüksek performanslı istikrarlı fonlar yılın ikinci yarısında önemli bir seçenek olacak.Yatırımlarda fon atağı güçlenecek

Yerli kurumsal yatırımcılar bir yandan yabancıların satışlarını karşılayarak piyasaları dengeleyen unsur olurken diğer yandan yatırım dünyasının tercihleri arasında daha fazla öne çıkmaya başladı. Emeklilik fonlarının portföy büyüklüğü 133 milyar TL’ye ulaştı. Bu rakam yılbaşında 118 milyar TL idi. Emeklilik fonlarında büyüme sürüyor. Yatırım fonlarının ise yılbaşında 87 milyar TL olan portföy büyüklüğü 103 milyar TL’ye yükseldi. Hem yatırım fonlarında hem de emeklilik fonlarında yılbaşına göre büyüme dikkat çekici.

Küresel veriler düşünüldüğündeyse Türkiye’deki fon piyasası, henüz emekleme döneminde dahi sayılmaz. Türkiye’deki yatırım ve emeklilik fon sayısı ise 552. Bu rakam Almanya’da 6.392’ye, ABD ve Fransa’da 10.000’lere çıkıyor. Lüksemburg’da ise 14.808 fon bulunuyor. Fon sayısı ve çeşitliliğinde oldukça geride bulunuyoruz. Fon pazarı büyüklüğü açısından da benzer bir durum söz konusu. Dünya fon pazarı 47.4 trilyon euro seviyesinde bulunurken, 16.2 trilyon euro büyüklüğe sahip Avrupa yatırım fonu piyasasında Türkiye yüzde 0.08 pay ve 13.3 milyar euro büyüklük ile 18’inci sırada yer alıyor. Bu da pazarın büyüme potansiyeli hakkında ipucu veriyor.

Yatırımlarda fon atağı güçlenecek

Ağırlığı artıyor

Fon pazarının dünya ölçeği ile kıyaslandığında geride kalmasında sermaye akışının düşük olmasının önemli bir etken olduğunu not etmek gerekiyor. Bunda tasarruf sahiplerinin birikimlerini döviz, altın ve gayrimenkulde tutmasının önemli bir etkisi bulunuyor. Sistemin işleyişindeki aksamalar da uzun süre bu piyasanın gelişmesine sekte vurdu. Ancak Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformu’nun (TEFAS) oluşturulması ile birlikte önemli bir adım atıldı. Piyasaların asıl gelişimi ise emeklilik fonlarındaki devlet katkısı ve getirilen düzenlemeler oldu. Fon piyasasını destekleyen en önemli gelişmelerden birinin de faiz ve dövizdeki düşüş olduğunu göz ardı etmemeli. Tasarruf sahiplerinin tercihleri arasında fonların ağırlığının artması, mevcut yatırım enstrümanlarına alternatif getiriler sunmasından geçiyor. Düşük riskle klasik yatırım araçlarından daha yüksek getiri sunabilmesi fonlara ilginin devam etmesinde önemli bir etmen olacaktır.

Borsa cephesine bakıldığındaysa önemli bir yapı değişikliği dikkat çekiyor. Borsa İstanbul’da yabancı yatırımcı payı 2007 yılında yüzde 70 seviyesindeyken 1 Haziran 2020 itibariyle oran yüzde 52.75’e gerilemiş durumda. Yabancı payı 2004 yılındaki seviyesine geriledi. Doların değer artışı ile birlikte borsa, dolar bazında dip seviyelerde bulunuyor. Bu nedenle de hisse fonlar yatırımcıların takibinde.

Yatırımlarda fon atağı güçlenecek

Risk ve getiri kriteri

Mevduat faizlerinin düşük seyretmesi nedeniyle, riskten uzak duran temkinli yatırımcılar orta risk seviyesinde değişken fonları içeren fon paketlerini bir alternatif olarak tercih edebilir.

Araştırma odaklı, orta ve uzun vadeli bakış açısıyla dikkatle seçilen şirket hisselerine yatırım yapan hisse fonlar bu noktada takip edilebilir.

Önümüzdeki dönemde hisse fonlar getirileri ile öne çıkacak. Yatırımcıların belli risk düzeylerinde farklı türlerdeki fonları değerlendirmeleri kazançlarını artırmalarını sağlayabilecektir.

Yatırımlarda fon atağı güçlenecek

‘Danışmanlık sistemi getiriyi artırıp piyasayı büyütür’

Ata Portföy Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Gerz, Son 10 yılda dünyada BlackRock, Vanguard ve State Street gibi pasif para yöneticileri büyürken aktif para yöneten fonların küçüldüğünü söylüyor. ABD’de yüzde 40’a ulaşan pasif fon oranı, Borsa İstanbul’da yüzde 50’ye çıktı. Endeks Fonları ve Borsa Yatırım Fonlarını (ETF) içeren pasif para, bireysel hisseleri analiz etmeden, ülke borsa endekslerine genellikle ülke borsasının büyüklüğüne göre yatırım yapıyor. Mehmet Gerz, Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler MSCI endeksindeki ağırlığı yüzde 0.4 gibi çok düşük bir seviyeye indiği için dünyada sürekli büyüyen pasif fonlardan Borsa İstanbul’un sadece binde 4 pay alabildiğini söylüyor. Halbuki Hindistan yüzde 8.5, Brezilya yüzde 4.7, Güney Afrika yüzde 3.8, Meksika yüzde 1.9, Katar yüzde 0.9 ve Polonya yüzde 0.7 pay almakta. Fon piyasasının sermaye çekememesi gelişmesini de ister istemez yavaşlatmakta.

Gelinen aşamaya rağmen bireysel yatırımcı ayağı henüz istenen seviyede değil. Gerz’e göre asıl önemli olan mevduat, döviz ve altın yatırımcısını borsaya çekmek için bağımsız yatırım danışmanlıkları geliştirebilmek. Gerz, “Sigorta sektöründe acentelerin yaptığı gibi finansal yatırımlarda danışman kurumlar paraya dokunmadan müşteri portföylerini yönlendirebilmeli” diyor. Bu noktada ABD’de bireysel yatırımcıların yüzde 40’ının bağımsız finansal danışman kullandığına dikkat çekiyor. Türkiye’de bireysel emeklilik ve otomatik katılım sistemlerinde katılımcı sayısı 12 milyonu geçerken daha bilinçli fon tercihi için böylesi bir danışmanlık sisteminin katılımcıların getirisi kadar piyasayı da büyütebileceği göz ardı edilmemeli.

YARIN: ALTIN VE DÖVİZ YATIRIMCIYA NE VAAT EDİYOR?