|
 |
|
|
Siyasi kabul
DEHAP Genel Başkanı Tuncay Bakırhan, Türkiye ile KONGRA - GEL arasında arabuluculuk yapabileceğine ilişkin çağrısına hükümetten gelen tepki üzerine yanıt verdi.
"Devlete ve KONGRA - GEL'e eşit mesafedeyiz" demesinin de, arabuluculuktan söz etmesinin de doğal olduğunu vurguladı. Ne söylediğinin, niye söylediğinin, KONGRA - GEL'in kendileri için ne anlam taşıdığının bilincinde olduklarını da ekledi.
Bakırhan, dil sürçmesiyle değil, bilerek böyle konuşuyor.
Hükümetle veya devletle KONGRA - GEL arasında arabuluculuk önerirken de bir anlamda, bir anlaşma, bir sözleşme, bir pazarlıktan söz etmiş oluyor.
Başbakan Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Şahin ve Adalet bakanı Çiçek, Bakırhan'ın bu yaklaşımına sert yanıt verdiler. Ortada iki devlet olmadığını, illegal bir örgütle, Türkiye'nin bu şekilde muhatap olmasının söz konusu bile olamayacağını ifade ettiler. Hükümetin attığı adımların istismar edilmemesi gerektiğini vurguladılar.
Bu noktada akla şu soru geliyor:
"AKP'nin ve hükümetin attığı adımlar Kürt sorunu konusunda bir politikanın ürünü mü? Yoksa, AB'den tarih alma uğruna oradan gelen talepleri karşılamaktan mı ibaret?"
Başbakan ve bakanlar, hükümetin tarihi adımlar attığını her fırsatta vurguluyorlar. Bu, AKP ve hükümetin belirlediği bir politikayı uyguladığı izlenimi veriyor.
Eğer AKP'nin bir Kürt politikası varsa, bu nedir?
Bu politika, Zana ve arkadaşlarının serbest bırakılması, Kürtçe yayın ve kurslarla sınırlı mıdır? Yoksa daha ileri aşamaları var mıdır?
Tahliyeyle birlikte PKK / KONGRA - GEL'in yeni siyasi talepleri de gündeme getirildi. Kürtçe yayın, öğrenim ve Zana ve arkadaşlarının serbest bırakılmasından sonra ikinci aşama siyasi talepler diyebiliriz.
Bunlar Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması ve siyaset yapmasına olanak sağlanması, hükümetin aldığı kararlara Anayasa güvencesi getirilmesi, genel af çıkarılması biçiminde özetlenebilir.
Hükümet bu taleplere kapalı bir izlenim veriyor. Henüz AB'den de bu taleplere ilişkin bir ses gelmedi.
Önde gelen Kürt politikacılardan ve eski bakanlardan Şerafettin Elçi, "makul çözüm"ün federasyon olduğunu savunan bir röportaj verdi. Elçi, en iyi çözümün bu olmasına karşın, siyasi temsilin de kabul edilebileceğini belirtti.
Siyasi temsil söyleminin ardında seçim barajının düşürülmesi talebi de gündeme gelecektir.
Tahliye kararıyla birlikte siyasi alanda tartışmaları çeşitli boyutlarda devam ediyor.
Bu konu Türkiye'nin gündeminde giderek daha geniş yer tutacaktır.
Hükümetin aldığı kararların hukuki boyutu bir tarafa, siyasi yönü tartışmaların eksenini oluşturacaktır. Kararların, bir "siyasi kabul" niteliği olduğu da gerçektir. Bu kabulün boyutları, Türkiye'nin geleceği açısından belirleyici olacaktır.
Piriştina'nın vefatı
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina'nın ani vefatı sadece İzmir'de değil, tüm ülkede büyük üzüntü yarattı. Çalışkan, güleryüzlü, halkçı, kamu yararını her şeyin üstünde tutan kişiliği ve siyaset anlayışıyla, başta İzmirliler olmak üzere herkesin güven ve sempatisini kazanmıştı; siyaset dünyasında saygın bir yere sahipti Piriştina. Zamansız vefatı Türkiye için büyük kayıptır. İsmi İzmir'e hizmeti ve kazandırdığı eserleriyle her zaman anılacaktır. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine ve dostlarına başsağlığı ve sabır diliyoruz.
fbila@milliyet.com.tr
|
|
|

|