|
 |
|
|
Bir zamanlar sinema da vardı
Gökhan Akçura yeniden basılan "Aile Boyu Sinema" adlı kitabında eski sinema salonlarını anlatmakla kalmıyor, Türk sinemasına damgasını vuran ailelerin öykülerine de yer veriyor
Şu sıralarda büyük keyifle okuduğum kitapların başında Gökhan Akçura'nın "Aile Boyu Sinema"sı (İthaki Yayınları) geliyor. ("Başında" dedim ama Vedat Türkali'nin "Kayıp Romanlar"ına haksızlık etmeyeyim... Onun yeri başka. Okumayı bitirince izlenimlerimi elbette yazacağım.)
"Aile Boyu Sinema", kitaplığımda özel bir yeri olan "Ivır Zıvır Tarihi"nin yedinci kitabı. İlk baskısı 1995'te yapılmış; bu ay genişletilmiş yeni baskısı yayımlandı.
Kitabın konusu sinema. Üstelik sinema salonlarından söz ediliyor. Dahası var: "Eski" sinema salonlarından...
O sinemaları özlemle hatırlayan, hatırlamak bir yana, hâlâ yaşayan ben, bu kitabı sevmez de ne yaparım!
* * *
Film sinemada seyredilir. Orası öyle. Bir sinemaseverin başka türlü düşünmesi söz konusu değil. Ben biraz daha tutucuyum galiba -buna tutuculuk denirse... Projeksiyonları, ses düzenleri ne kadar gelişmiş olursa olsun, şimdiki cep sinemalarından keyif almıyorum. Perdenin yanındaki odun sobasıyla ısıtılan tahta koltuklu Nakıp Ali'nin sinemasını bile onlara yeğlerim.
Başka bir şeydir sinema. Gişesiyle, fuayesiyle, balkonu, yüksek tavanıyla bir tapınaktır. Sessizlik içinde bir ayine hazırlandığınız, kendinizi filmin büyüsüne kaptırmanızı sağlayan özel bir tapınak.
Ne kadar azaldılar... O havayı sadece Emek Sineması'nda bulabiliyorum şimdi.
Lale, Saray, Yıldız, İpek, Melek, Ar, Yeni Melek, Atlas, Şark, Şık, Elhamra... Beyoğlu'nu bırakayım, Beyazıt'ın Marmara'sı, Çemberlitaş'ın Çemberlitaş'ı, Çarşıkapı'nın Azak'ı bile sinemaydı. Sultanahmet'in balkonsuz Alemdar'ı bile.
Seyrettiğiniz filmleri o sinemalarla birlikte hatırlardınız. "Vatan Kurtaran Aslan" mı? Lale'yle. "Yakut Gözlü Kız" mı? Ar'la. "Kadın Katilleri" mi? Saray'la. "Şeytan Kadın" mı? Melek'le. "Cinayet Mahkemesi" mi? İpek'le. "Singoalla" mı? Yıldız'la. "Çıplak Ayaklı Kontes" mi? Elhamra'yla.
Film, sinemayla bütünlenirdi.
* * *
Sinema mevsimi başlamadan, yaz sonlarında, ithalatçı şirketlerin film listeleri yayımlanırdı gazetelerde. O yıl gösterime girecek filmlerin listeleri. Şimdiki gibi onları dünyayla aynı anda seyretmek nerede! Kimilerini iki yıl, üç yıl gecikmeyle izleyebilirdik. Listelerde yer alan filmlerin en aşağı yarısı zaten gelmezdi.
Sinema kapılarının üstünde yer alan dev fenerlerin (çoğunu Fıstıkçı Nuri'nin toprak boyayla yaptığı renkli afişlerin) altından geçip 125 kuruşa biletinizi alırdınız. Fuayede 10 kuruş toslayıp bir de program... "Kazablanka"yı mı seyredeceksiniz, orta sayfada filmin "mevzuu" ile ilgili kısa bir yazı:
"Amerikalı Rik, İkinci Cihan Harbi'nde Kazablanka'da bir bar işletmektedir. Kazablanka, her milletten casusun cirit attığı bir şehirdir. Bu şehre Rik'in eski sevgilisi gelir. Yanında kocası da vardır... Devamı perdede."
* * *
"Aile Boyu Sinema", Burçak Evren'in "Düş Şatoları" gibi, sadece eski salonları anlatmıyor. Sinemamıza damgasını vuran ailelerin, Seden'lerin, İpekçi'lerin, Filmer'lerin, Duru'ların, İnanoğlu'ların öykülerine özel bir yer veriyor.
Akçura, ülkemizde ilk film gösterimlerinden de söz ediyor, Türk filmciliğinin başlangıç yıllarında kimi yerli yapımların serüvenlerini dile getiriyor.
Kitap, "Ivır Zıvır Tarihi"nin öteki ciltleri gibi, bol görsel malzemeyle süslü. Eski fotoğraflar, gazete ve el ilanları, belgeler... Bunlar da metin kadar ilginç ve çekici...
* * *
Bu arada Gökhan Akçura'nın yaptığı işin öneminden de söz etmek isterim. "Ivır Zıvır Tarihi", bence, başlı başına bir yayıncılık olayı, başarısı. Dizide daha önce "Unutma Beni", "Gramofon Çağı",
"Uzun Metin Sevenlerden misiniz?", "Turizm Yıl Sıfır", "Şen Gönüller Diyarı" ve "Evvel Zaman Bisiklet" yayımlanmıştı.
Belirli konularda, belirli kişilerin araştırmalarını, anılarını elbette yararlanarak, öğrenerek okudum. Ama bütün olarak ele aldığımda, yakın tarihimizin toplumunu, yaşamını bunun kadar geniş bir pencereden, doğru, canlı, renkli yansıtan bir başka yapıt hatırlamıyorum.
Dilerim, dizi okurunu bulur ve yeni ciltlerle daha da zenginleşir.
|
|
|

|