Yaş ilerledikçe hayat daha anlamlı hale geliyor. 
 
Anlamlı geldiği kadar tadını kaçıran hiç bir şeye artık tahammülü kalmıyor insanın. Boş şeylerle harcamak istemiyor. 
Küçük hesaplar ya da el alem- o, bu ne der umurunda olmuyor. Canın nasıl istiyorsa onu yapıyorsun ya da neyi istemiyorsan yapmıyorsun mesela. 
 
Eski eşinizden, sevgilinizden ondan bundan şundan nefret ederek hayatınızı mahvetmeyin. Nefret çok zehirli bir duygu. Zehri siz içip başkasının ölmesini beklemek gibi bir şey bu...
İntikam alma isteğini de bir kenara bırakın. En güzel intikam yok saymaktır inanın bana…
Affetmek size zor gelse de artık yok sayın… İlgilenmeyin. Enerji kaybından başka bir şey değil… Hayatınızda kimlerin size kazık attıklarının çetelesini tutacağınıza kimler hayatınıza anlam kattı onlara odaklanın… 
 
Arının… Hayatınızda ihtiyacınızdan fazlasını biriktirerek yük yapmayın kendinize… 
Dolaplar dolusu giysiye hiç ihtiyacımız yok… Almaktan hoşlanıyorsanız da eskileri elden çıkararak dolaplarınızda yenilerine yer açın bari.. Diğerlerini de ihtiyacı olanlara vererek elbette... Mutluluk bunlarla olan bir şey değil, elinizdeki ile mutlu olamıyorsanız aldıklarınız da sizi mutlu edemeyecek çünkü bir fazlasında olacak gözünüz… 
 
Ve yaşlılık gözünüzü korkutmasın. Zerafetle yaş almaya bakın. Aldığınız yaşların size kattığı deneyimlerden zevk alın. 
 
Size daha önce yabancı bir sitede yayımlanmış orta yaşı geçtikten sonra acilen bırakılması gereken ve çok hoşuma giden şu önerileri paylaşacağım bugün
 
ACİLEN BIRAKIN..
>> "Ümitsiz vaka" arkadaşları bırakın.
Herkeste vardır öyle bir ya da iki arkadaş. Sürekli bir takım dertlere batıp çıkarlar ve her battıklarında size koşup saatlerce kafanızı ütülerler. Ama söylediğiniz hiçbir lafı da iplemezler. Ayrıca, siz zor durumda kaldığınızda nedense hiç ortalarda görünmezler. Gençken tamam da, belli bi yaştan sonra kıymetli vaktinizi böyle boş işlerle harcamayın. 
 
>> Karmaşayı bir tarafa bırakın.
İnsan 40 yaşına yaklaşırken, neyin değerli neyin daha az değerli olduğunu az buçuk anlıyor. Aile, gerçek arkadaş(lar), dost(lar) ve sizin için gerçekten anlamı olan bir "iş". Gerisi hakikaten kuru gürültü. Dolaplar dolusu giysiye ve elli tane ayakkabıya da ihtiyacınız yok, laf olsun torba dolsun misali sosyal aktivitelere de. Ve ruhunuzu öldüren bir işe de.
 
>> Kafası karışıklığı iyi bir şey sanmayı bırakın.
"Karmaşık insanlar" ilginçtir. Ezbere konuşmazlar, her davranışlarının bir nedeni vardır. Bilgileri süs gibi durmaz üstlerinde, içselleştirmişlerdir. Onlar sayesinde yeni bakış açıları keşfederiz, zenginleşiriz. Ama "kafası karışık insanlar" ilginç değildir. Hayatı çorbaya çevirmekten başka işe yaramazlar.
 
>> Daha fazlasını istemeyi bırakın.
Mutlu insanların ortak sırrı, ellerinde olanın kıymetini bilmeleridir. Elindekinin kıymetini bilmiyorsan, daha fazlasını istemenin bir anlamı yok, çünkü o da seni mutlu etmeyecek. Daha da fazlasını isteyeceksin.
 
>> Şu fazlalık 10 kiloyu bırakın.
40'ların sonundasınız ve 5-10 kilo fazlanız var... Derhal o kiloları bir yerlerde bırakın. Yürüyüşte, yüzmede, spor salonunda... Fark etmez. Sorun "estetik" değil, sağlık. Fazla her kilo 40'lerden itibaren sağlık açısından bir tehdit çünkü.
 
>> Her şeye evet demeyi bırakın.
Kimsenin kalbini kırmamak ya da sevimli görünmek adına, olur olmaz her isteğe "evet" demeyi bırakın. Sizi zorlayacak, size ters gelen, sizi gerecek hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Hele 40 yaşından sonra!
 
>> Yaşlılıkla ilgili klişe düşünceleri bir tarafa bırakın.
Nasıl bir orta yaş ve yaşlılık dönemi geçireceğinize kendiniz karar verin. Canınız istiyorsa ve paranız varsa Küba seyahatine 60 yaşında da gidersiniz, sörf yapmaya 40 yaşında da başlarsınız, kime ne?