Bel ağrısı oldukça yaygın bir rahatsızlıktır. İnsanların büyük bir çoğunluğu hayatlarında en az bir kere bel ağrısı çekmiştir. Bazı bel ağrıları çok kısa sürede geçebiliyorken, bazıları sosyal yaşamı aksatan bir etkiye sahiptir. 
 
Bel ağrısının birçok sebebi olabilir. Önemli olan doğru teşhis edilmeli, teşhis netleştikten sonra mutlak surette ameliyat gerekiyorsa, operasyonun hiçbir safhasında dokulara çıplak gözle müdahale etmeyip ciltten itibaren görüntüyü büyüten mikroteknik veya mikroendoskopik teknik ile çalışmakta yarar vardır.
 
Bel ağrısı tedavisinde başarının ilk şartı doğru teşhistir. Bunun için bel ağrısı bulunan hasta ilgili uzman doktora müracaat etmelidir. Doktor hastanın hikayesini detaylarıyla dinlemeli, muayenesini titizlikle yapmalı, gerekli tetkik ve tahlilleri istemelidir. Neticede teşhis net olarak ortaya konmalı ve ondan sonra tedaviye geçilmelidir. 
 
Beli ağrıyan hastaların önemli bir kısmında bel fıtığı mevcuttur. Bel fıtığı rahatsızlığı bulunan bir kişide hastalığın safhası iyi bir muayene ve ileri tetkik metotları ile net olarak tespit edildikten sonra tedaviye geçilir. Bundan sonra, pratik olması açısından, hastalar cerrahi müdahale gerekenler ve cerrahi müdahale gerekmeyenler diye iki büyük gruba ayrılabilirler. Bel fıtığı gelişiminin erken dönemlerinde konservatif tedavi adı verilen cerrahi dışı tedavi metotları uygulanır. Bu safhada hastaya bütün dünyada ağrı kesici, adale gevşetici ve antienflamatuar ilaçlar verilir. Sert yatak istirahati tavsiye edilir. Fizik tedavi yapılabilir. Lazer ile tedavi cihetine gidilebilir. Yine ciltten (perkütan) birtakım farklı girişimlerde bulunulabilir. Uygun dönemde egzersiz verilebilir. Gerekiyorsa psikoterapi yapılabilir.
 
Prensip olarak cerrahi müdahale son çaredir. Ancak hastalık ilerlemiş ve yapılan muayenede bazı şartlar teşekkül etmiş ise [ki bu şartlar uluslararası nöroşirürji camiası nezdinde genel kabul görmüş ve klasik kitaplara kadar geçmiş kriterlerdir] o zaman ameliyat kararı verilir. Bu kararı verirken cerraha bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme metodu büyük oranda yardımcı olur.
 
Travma, bel ağrısı ve/veya bacak ağrısına sebep olan faktörlerdendir. Travmanın şiddetine göre zedelenme yüzeysel dokularda kalabileceği gibi derine, omur kemikleri ve sinir elemanlarına kadar da ilerleyebilir. Bunların çoğu zorlanma, burkulma ve incinme tarzında hafif travmalar veya aşırı egzersize bağlı ağrılar olup şikâyetler ilaç ve istirahat tedavisi ile genelde bir hafta içinde geçer. Ancak omur kemiklerinde kırık ve/veya kaymaya yol açan daha ciddi travmaların tedavisi doğal olarak farklıdır.
 
Doğuştan gelen birtakım yapısal bozukluklar ve omurgadaki şekil bozuklukları da benzer şikâyetlere yol açabilir. Bunların bir kısmı ciltte belirti verirken diğer bir kısmında dışarıdan bakınca herhangi bir anormallik gözlenmez. Muayenenin tamamen normal olabildiği bu tip vakalarda teşhis görüntüleme yöntemleriyle konur.
 
Omurgadaki dejeneratif değişiklikler genellikle yaşlanmaya bağlı ortaya çıkarken bazı kişilerde meslek ve genetik yapı da önemli rol oynar. Yaşlanma sonucu disk ve bağlarda oluşan aşınma, yırtılma, deformasyon bel ağrısı yapabilir.
 
Hastanın şişman olması dezavantajdır. Bazen eklemlerin kalınlaşması, kireçlenme ve diskin dejenerasyonu ilerleyerek sinir elemanlarının geçtiği kanal ve delikleri daraltır. Bu da ciddi şikâyetlere neden olabilir.
 
Halkımızın “bel kayması” dediği spondilolistezis bel ağrısı ve bacak ağrısına yol açabilir.
 
Nöroşirurji Uzmanı
Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan