Evet tam olarak okuyacaklarınız oldu. Taşındım, sevdiğim bir evi tuttum ve şu an o evin çalışma odasında masanın başındayım. Saat 13.25.. Masamda sıcak çayım, fonda Sezen Aksu. Az önce sahilde güzel bir yürüyüş yaptım, eve girer girmez bir duş aldım ve yazmaya başladım. Ali Mirza okulda evde çılgın bir sessizlik. Klavyeye her vuruşumda çıkan seslerin tüm tınılarını duyabiliyorum. Bu normal şartlarda mümkün değil bilirsiniz. Şu an bulunduğum ve anlattığım ortam bir çok annenin iç geçirdiği şekilde ve ben bunun çok iyi bilincindeyim. 

Peki ne oldu? Bana geldiler... Tam olarak geldiler hemde. Hayatımda her şey ama her şey düzene girdi yaklaşık 3 senedir düşündüğüm hayatın tam ortasındayım ama boşluğa düştüm. Boşluğa düşersem kendime sararım ve tam olarak yine öyle yaptım. Malum eş kişisi psikolog olunca 'Hemen terapiye başlıyorsun!' uyarısı aldım. Kendime sararsam etrafımdaki herkesi yorarım. Kötü huylarının farkında olan biriyim ama en azından çözüm ararım. Ve inanmakta güçlük çekebilirsiniz belki ama terapiye başladım. 

Size sadece şunu söyleyebilirim. Bundan önceki hayatımda böyle bir destek almadığım için inanılmaz pişmanım. Terapistim dünyanın en başarılı insanı bana göre. Bu işi en iyi şekilde yaptığını düşünüyorum. Her sağlıklı insanın bile bir terapisti olmalı ki benim gibi birinin kesin olmalıymış onu anladım. İnsan yaşadığı süreç içinde dönüp kendine bakmaya vakit ayıramıyor malesef. Ama benim gibi olursanız, bir anda rahatlarsanız kendinize bakınca sudan çıkmış balığa dönebiliyorsunuz.. Bu ayıp veya yadırganabilecek bir durum değil aksine bunun farkında olmak büyük bir başarı diye düşünüyorum.

Randevu günü odaya girdiğim anı tam olarak şöyle tarif ediyorum; Dünyanın en yüksek hızlı trenine biniyorum ve makinist Özlem. Öyle bir gidiyoruz ki inme vakti geldiğinde olmam gereken noktaya çok daha yaklaşmış buluyorum kendimi. Hala bulunmam gereken durakta değiliz ama zaten henüz 3 seans gittim. Bu hızla en kısa sürede durağa varırız, artık hayatım boyunca asla terapiyi bırakmayı düşünmüyorum. İnsanın karşı koltuğunda onunla yolculuk yapacak birinin olması şart artık bunu bilir bunu söylerim. 'Ama benim yanımda eşim, ailem, çocuklarım var!' diye düşünebilirsiniz ki bende öyle düşünürdüm. Benim kadar yanında birileri olan insan yoktur. Fakat bu insanlar sizi üzmemeyi tercih ederler. Çoğu zaman mutlu olmanız için uğraşırlar. Yeri gelir üzerler aynı zamanda. En çok onları sevdiğiniz halde yine en çok onlara kırılırsınız. 

Bu hayat yolculuğunda karşı koltuğunuza objektif biri otursun, eline bir ayna alıp size doğru tuttuğu zaman aldığınız nefesin bile değiştiğini hissedeceksiniz. Özlem'in hep söylediği bir şey var 'Elif çok hızlısın biraz yavaşla!'.. Saat 13.34.. Yazıyı tam 9 dakikada yazdım ve bir kaç kere okuyup şimdi siteye yolluyorum. Hala gerekli yavaşlıkta değilim. Umarım Özlem hayatım boyunca karşı koltuğumda oturur ve en kısa zamanda yavaşlayıp anı yaşamayı öğrenirim...

Sağlıklı günler...