Bir süredir kafamı kurcalıyor bu soru. 

Kimselere tahammülümüz kalmamışken gelişmekten bahsediyoruz.

Gitgide etrafımızı saran çember daralıyor ve çemberden bir sürü insan gidiyor ya da biz yolluyoruz.

Ve umrumuzda bile değil..

Trafikte, otobüste, sokakta herkes tahammülsüz.

Herkes kendiyle kavgalı.

Herkes her şeyi kişisel algılıyor.. Bencilleşiyor. Kendini dünyanın merkezi zannettiği için kendi üzerine

alınıyor. 

Kimse kalbinin karanlık köşelerine ulaşıp ışığı içeri alıp çözmek istemiyor ve dışarıda hep bir suçlu

arıyor...

Hep 'Onun yüzünden' değil mi ? 

Diğer bir savunma şekliyse;

'Ama gerçek bu !!! '

Kimin gerçeği hanımlar beyler ?

6 rakamını diğer taraftaki 9 görüyorsa ikinizin gerçeği farklı gözüküyor ve ikiniz de haklısınız...

Şimdi gerçek ne oldu ? Gerçek 6 da oldu, 9 da oldu..

Sen de o kişinin tarafına geçip bir bak bakalım…Empati yap..

Sosyal medya 'İnsanın insanı kırdığı' en etkili mecralardan oldu. 

Ağzımızdan olumsuz kelimeler düşmez oldu..

Şu kısa süreli illüzyon dünyasında hep haklı çıkma derdindeyiz.

BİZ GELİŞMİYORUZ BİZ BENCİLLEŞİYORUZ..

Ne diyor Mevlana;

"Bencillik, gözüne takılmış ayna gibidir. O gözler nereye bakarsa baksın

kendinden başka birini görmez.

En yakınınızın bile batmıyor mu bir hareketi yeri geldiğinde?

Tavır alıyoruz hemen..

Kızdığınız şeylere misillemeler yapmıyor musunuz ?

Kişiler bilmeden etmeden duymadan konuşmadan birbirine küsmüyor mu ?   

Bul dil sadece insanoğluna iletişim için verildi oysa ki..Ne büyük nimet...

Sosyal medyada bile kendinizi göstermek için 30 gönderisini üst üste beğendiğiniz biri sizin

gönderinizi beğenmedi diye çoğunuz takibi bırakmıyor musunuz ? 

Niye ? 

Çünkü fark edilmediniz. Çünkü orada bir çıkar ve kendinizle ilgili EGO (bencillik) var. Sevgiyle inşaa

edilmiş bir zemin yok.

“Madem öyle işte böyle” olduk artık.

Bu arada da gelişmeye çırpınıyoruz. Bakın çırpınıyoruz diyorum, çalışıyoruz demiyorum..

Eğer gelişmek istiyorsak ;

ALLAH'ın ruhundan üflediği, şu koskoca evrende onun ışık parçalarından her biri olduğumuzu

kavrayabilmeyi istiyorsak yapacaklarımız var; 

Herkes elini taşın altına koyacak...!

Yargılamadan,

Eleştirmeden,

Dalga geçip küçümsemeden,

Kötülük etmeden....!

ART NİYETLİ düşünmeden..

Gelişmek istiyorsanız güzelliğe örnek olun..

Gerçek güzelliklere vesile olun..

Güzel düşünüp güzel konuşun..

Başkasında gördüğünüzün, başkasında sizi rahatsız eden şeyin sizden çıktığını, sizin bunu ona

yansıttığınızı bilin !!! (en önemlisi bu) Bu beni neden rahatsız ediyor diye sorgulayın yüreğinizi. Cevabı

muhakkak biliyorsunuz aslında..

Bir hayvanın karnını doyurun..

Bir çocuğun başını okşayın..

İzin verene tavsiyede bulunun..

Başarıyı takdir edin...

İnsanları alkışlayın.

Güzel bir şey gördüğünüzde söyleyin…

Veren el olun...

Kitap okuyun..

İLETİŞİM kurun...!!!!

Varsaymayın konuşun..

Başkalarını kıskanmak yerine kendi versiyonunuzun en iyisi olmaya çalışın.

Ve etrafınızda MUHAKKAK dolu dolu sevgi ve bilgi alışverişi yapabileceğiniz insanlarla olun..

Dolu dolu cümleler kurun. Birbirinizi yukarıya taşıyın..

Daha ne diyeyim GÜZEL olun işte..Öyle olsun..

Gül düşünün de gülistan olun:)

OL'un.

Aşkla, farkındalıkla ve sevgiyle kalın..

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Yaşam Koçu spiker Duygu Giray