Çiğneme kaslarının gün boyu ya da sadece gece sürdürdüğü aktiviteyle meydana gelen diş gıcırdatmaları ve sıkmaları bilimsel olarak bruksizm olarak tanımlanır. Dişler arasında çiğneme kaslarının kasılması sonucu oluşan devamlı temas "diş sıkması" olarak adlandırılırken, çiğneme işleminin ağız ortamında herhangi bir madde almaksızın ritmik olarak devam etmesine "diş gıcırdatması"denir . Ortodonti Uzmanı ve Diş Hekimi Dr Hakan Dönmez toplumun %8-10 unda, çocuklarda ise %8-38'inde Bruksizm görüldüğünü, bu anlamda erken teşhis ve tedavinin çok önemli olduğunu dile getirdi.

Bruksizm tedavisi; çene eklemi hastalıkları uzmanı olan ve baş ve boyun ağrıları konusunda uzman olan diş hekimleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Dönmez, diş sıkma ve gıcırdatmanın ayrılarak incelendiği araştırmalarda, gıcırdatma olmaksızın yapılan diş sıkma olgusunun yaklaşık % 20 olduğu ileri sürülmüş, kadınlarda bu oranın erkeklerden daha fazla olduğu belirtilmiştir. Temporomandibüler eklem rahatsızlığı olan kişilerde bruksizm görülme sıklığının  % 26 ile % 66 arasında olduğu ileri sürülmektedir."dedi.

Bruksizme Neden Olan Faktörler;

1) Morfolojik Faktörler 

Çene yüz bölgesindeki anatomik bozukluklar, düzgün sıralanmamış, karşı çenedeki dişlerle iyi uyumda olmayan diş ilişkisi ve yanlış yapılan diş tedavileri 

2) Psikososyal Faktörler

Anksiyete, stres veya gerginlik, bastırılmış öfke veya asabiyet, agresif veya hiperaktif kişilik tipi

3) Nörolojik Faktörler

Beyin travmaları ve bazı nörolojik hastalıklar sonucu

4) Patofizyolojik Faktörler

Bruksizm, uyku sırasında oluşan gerginlik nedeniyle veya uykunun aniden hafiflemesi sırasında ortaya çıkabilir. Bruksizm görülme sıklığı, uyku apnesi sendromu olan kişilerde ve uyku bozukluğunun sonucu olarak artmaktadır.

5) Santral Sinir Sistemi Bozuklukları

Huntington veya Parkinson hastalığı komplikasyonu olarak karşımıza çıkmaktadır

6) İlaç Yan Etkileri

Travma sonucu ortaya çıkan bozukluklar, sigara ve alkol bağımlılığına bağlı olarak ortaya çıkabilir

7) Sistemik Nedenler

Bağırsak parazitleri, beslenme yetersizliği, alerji ve endokrin hastalıkları bruksizme sebep olabilir

Bruksizm Tedavisi

Tedavi uygulamalarını doğru yönlendiren temel etken, teşhisin doğru olarak saptanmış olmasıdır. Doğru teşhis, hasta hikayesi (anamnez) ve klinik bulguların doğru analizi ile konulur. Ek bilgilerin gerektiği durumlarda ise görüntüleme ve laboratuvar bulguları da ilave edilerek veriler toplandıktan sonra tedavi planlaması yapılır.

Günümüzde uygulanan bruksizm tedavi yaklaşımları 3 ana grupta toplanır;

1) Kişiliğe yönelik
2) Farmakoloji yaklaşım
3) Oklüzal yaklaşımlar (okluzal dengeleme, ortodontik tedavi, okluzal rehabilitasyon)

1) Kişiliğe Yönelik Tedavi Yaklaşımları

a) Biofeedback Tedavisi

Hasara uğramış, ancak fonksiyonlarını kaybetmemiş sistemin, kişi tarafından daha başarılı bir şekilde çalıştırılması hedeflenir. Hasta işbirliği önemlidir. Normalde istemsiz oluşan fonksiyonların bilincine varılmasını ve bireylere kaslarını kontrol edebilme yeteneğini sağlar.

b) Alışkanlığı Önleme Tekniği

Hastaya bir takım egzersizler öğretilir. Egzersizlerin başarılı sonuç vermesi, bireylerin öğretilen egzersizlere uzun süre devam etmelerine bağlıdır.

c) Psikiyatrik Tedavi

Psikiyatrik tedavi yaklaşımı ancak diş gıcırdatma sorununu arttıracak psikolojik nedenlerden şüphelenildiğinde düşünülmeli ve hasta psikiyatri uzmanına bruksizm tedavisi amaçlı değil, psikolojik nedenlerin çözümlendirilmesi için yönlendirilmelidir.

d) Hipnoz

Bilimselliği ve gerekliliği tartışılmaktadır.

Meditasyon alışkanlıkların farkındalığı, aşırı kimyasal stimülanların (kafein, nikotin, vs.) ve uyku düzensizliğin kontrolü, alışkanlıkların değiştirilmesi gibi teknikler de uygulanabilir.

2) Farmakolojik Tedavi

Kas gevşetici kullanımının ve bunun sonucunun başarılı olduğu vakalar mevcuttur.

Botulinum toksin de (botoks) intramuskular (kas içi) enjeksiyonla uygulanmaktadır. Ancak bu yaklaşım problemi kökten çözücü olmayıp, kasların paralizi ile palyatif tedavi amaçlı kullanılmaktadır.
     
3) Oklüzal (çiğneme yüzeyi) yaklaşımlar

a) Oklüzal dengelemeler

Oklüzal dengelemeler alt ve üst diş temasları arasında oluşan yükleri dağıtabilmek amacıyla, dişlerin oklüzal formlarında yapılan kalıcı değişimleri kapsar. Diş ve çenelerin rahatlık, sağlık ve estetiğini arttırmak amacıyla uygulanan geri dönüşümsüz tedavi yaklaşımıdır. Çok dikkatli ve kısıtlı uygulanmalıdır.

b) Ortodontik tedavi

Maloklüzyon varlığında oklüzyonun ortodontik tedaviyle düzeltilmesidir. 

c) Oklüzal apereylerin uygulanması

Diğer yöntemlere göre daha çok kullanılmaktadır. Oklüzal aparey, temporomandibüler rahatsızlıkların tedavisi veya dişlerin aşınmalardan korunması için uygulanan "hareketli yapay oklüzal yüzeyler" olarak tanımlanır. Amerika Birleşik Devletlerinde bruksizmin meydana getireceği zararları önlemek amacıyla senede 3.6 milyon "gece koruyucusu"nun yapıldığı rapor edilmiştir. Oklüzal apareyler çeşitli yayınlarda "flat plane' , 'kas gevşetici splint' , 'gece koruyucusu' veya 'ortodontik aparey' olarak adlandırılmaktadır.

Oklüzal apareylerin bruksizmde kullanılmasının amaçları:

i) Atrizyon (diş aşınmaları) nedeniyle meydana gelebilecek zararları azaltmak veya önlemek,
ii) Çiğneme kaslarının (temporal ve masseter) aktivitesini azaltmak,
iii) Bilateral kas aktivitesinde simetri sağlamak,
iv) Kas kasılma patternlerinde normalizasyonu oluşturmak,
v) Hastaların alışkanlıklarının farkına varmasını sağlamak,
vi) Dişlerin parafonksiyonel kontaktta kalma sürelerini minimalize etmek.

Oklüzal apareylerin bruksizmi tedavi etme amaçlı yapılmadığı, çiğneme sisteminde meydana gelecek sorunların ilerlemesini yavaşlatmak veya önlemek amaçlı olduğu aparey yapılmadan önce bireylere belirtilmelidir.

Çocuklarda görülen bruksizm genellikle fizyolojiktir, yani zararsızdır. Çoğunlukla bazı dişlerde erken temas varsa, çiğneme sistemi bunu aşındırarak daha fonksiyonel bir diş yapısı oluşturmaya çalışır. Bu yüzden genellikle tedaviye gerek yoktur. Tedavi edilmesi gereken boyutlarda aktif bruksizm görülen çocuklarda ise yumuşak ve/veya sert akrilik materyalden yapılmış oklüzal apareyler kullanılabilir. 3-5 yaş grubunda yapılan araştırmada ağız içi apareyleri kullanmayan çocuklarda diş aşınmalarının artarak devam ettiği, aparey kullanan çocuklarda ise dişlerde aşınmaların durduğu belirtilmiştir. Çocuklarda kullanılan apareyler gelişime etki edebileceğinden kontrolleri sık yapılmalı ve kullanılma süresinin mümkün olduğunca kısa olmasına dikkat edilmelidir. 2-3 ay kullandıktan sonra aktif bruksizmin azalıp azalmadığı kontrol edilmeli ve apareyin kullanımına son verilmelidir. Gelişimin hızla devam ettiği çocuklarda bruksizm hala sorunlar meydana getiriyorsa, aparey değiştirilmeli, çene gelişimini yavaşlatma veya durdurmasına izin verilmemelidir.

d) Atrizyon tedavisi

Dişlerde görülen aşınma nedeninin aktif atrizyon olduğu saptanan vakaların tedavi yaklaşımında, olayın ne şekilde oluştuğunun kesin olarak belirlenmesi önemlidir. Aşınmanın ileri olmadığı bölgelerdeki dişlere iletilen yüklerin sınırlandırılabileceği vakalarda, minör oklüzal değişiklikler uygulanabilir. Atrizyonun çok ilerlediği hastalarda, özellikle dikey boyutun azaldığı ve dişlerde hassasiyetin aşırı rahatsızlık verdiği vakalarda, dişlerin korunmasının sağlanabilmesi için sabit restorasyonlar düşünülebilir.