‘Under The Dome’da Stephen King ve Steven Spielberg güçlerini birleştiriyor. Fakat sanki bütün hünerlerini pilot bölümüyle gösterip konu ettikleri kubbede mahsur kalıyorlar

Stephen King denince aklıma, çocukluktan gençliğe adım attığım günler geliyor. Harçlığımın önemli bir bölümünü mutlaka King kitaplarına ayırır ve her seferinde büyük heyecanla okurdum.
Yazarın 25 yılda yazdığı ve bin sayfayı geçkin romanı ‘Under The Dome’, bu kitaplardan biri... King’in defalarca tekrarladığı klostrofobik atmosfere sahip. Zaten yazar bu haliyle diğer gerilim yazarlarından ayrılır. Sınırlarını hikayenin başında çizer ve karakterlerin yaşam alanını daraltır. Onları çaresizlikleriyle, çözüm çabalarıyla başbaşa bırakır. İnsanların gerçek yüzlerinin, sırlarının ortaya çıkmasını sağlar. Bu, ‘Oyun’da kelepçelendiğiniz bir yatak, ‘Yeşil Yol’da ölümü beklediğiniz bir hapishane hücresi ya da ‘Yüzyılın Fırtınası’nda şeytana karşı durmaya çalıştığınız bir kasabadır. Mekan ve kişiler değişir ama tuzak hep aynı kalır. ‘Under The Dome’daysa ‘kubbe’ adı verilen fanusa sıkışıp kalan Chester’s Mill sakinleri bu çaresizliği yaşıyor. Küçük kasabada en masum olanının bile bir sırrı olduğunu görüp kriz anında insanların hemen dine sarıldığına tanık oluyoruz.

King-Spielberg ortaklığı
Açıkçası kitabı okurken bir filmi hak ettiğini düşünüp durmuşumdur. Fakat Stephen King kitaplarının sinema ve TV uyarlamalarını başarılı bulduğumu söyleyemeyeceğim. Aralarında ‘Cujo’, ‘The Green Mile’, ‘The Mist’, ‘Misery ve ‘Rose Red’ gibi başarılı istisnalar var mutlaka ama genelde uyarlamalar gişede bekleneni vermediler.
‘Under The Dome’un dizi uyarlamasına Steven Spielberg de el atınca hem sevindim hem de düşündüm. Çünkü efsanevi yönetmenin dizi dünyasındaki başarısızlıkları Stephen King’le yarışacak türden. Son olarak görkemli batışına tanık olduğumuz ‘Terra Nova’nın hali ortada.
İki klas ismin güçlerini birleştirdiği ‘Under The Dome’da nereden geldiği belli olmayan bir kubbenin kendi halindeki Chester’s Mill kasabasını dünyadan izole etmesini konu ediyor. Dizi, kitapla doğru orantılı ilerlemiyor ve bazı karakterler yok. Ama bu Stephen King’in bilgisi dahilinde. “Dizi, kitabın finaliyle de örtüşmeyecek” deniyor. Aslında bana göre bu iyi bir şey. Kitabı okumayanlar kadar sonunu bilenler için de final sürpriz olacak.
Dizinin pilot bölümüyle çok sağlam bir giriş yaptığını söylemeliyim. Ama takip eden bölümlerde senaryodaki tıkanıklık, vasat oyunculuk ve sürekli tekrarlanıp sıkan sırlar yüzünden bir düşüş yaşadığı da gerçek. Böyle olunca yapımcılar kurtuluşu kasabanın çaresizliğiyle ilgili seçeneklerde bulmuşlar. Saçma bir şekilde başlayan yangın... Çünkü itfaiye kubbenin diğer tarafında... Ardından ortaya çıkan salgın hastalık... Çünkü kapana kısıldıkları alanda donanımlı bir hastane yok.
Anlayacağınız Stephen King klişeleriyle dolu bir dizi. Yapımda sürekli bunları görmek hikayeyi ikinci, hatta üçüncü kalite kategoriye sokuyor
maalesef. 13 bölümlük mini dizi olarak planlanan yapım, kısa süre önce 2. sezon onayını aldı. Bu strateji değişikliği, diziyi daha da zor bir hale düşürebilir. Umarım sonraki bölümler beni yanıltır ve ilk bölümün kalitesini yakalar.

Koca Hank’e selam
Dizinin kadrosunda birçok tanıdık yüz de var. Yakında final bölümlerini izleyeceğimiz ‘Breaking Bad’in Hank Schrader’i Dean Norris, kasabanın kötüsü rolünde. Sevilen oyuncu farklı bir karakterle çok çabuk karşımıza çıkmış olacak ki, yeni haline pek alıştığımı söyleyemeyeceğim. Son olarak ‘Bates Motel’de izlediğimiz Mike Vogel ise, ordudan ayrılmış ‘gizemli adam’ karakterinde. Onu da canlandırdığı rolde sırıtmış buldum. Dizideki önemli rolüyle ‘Bates Motel’den neden apar topar ayrıldığını anlamış bulunmaktayım. ‘Lost’un pilotu Jeff Fahey ise, kısa da olsa anılarımızı tazeleyen diğer tanıdık yüz olarak dikkat çekiyor.
‘Under The Dome’u -pilot bölümü hariç- izlemezseniz bir şey kaybetmezsiniz. Dizi fanatikleri durgun yaz sezonunda boşluğa düşmemek için göz atabilirler. Yeni bir ‘Lost’ efsanesi olarak sunulan dizi, Stephen King ve Steven Spielberg adına başarısız işlere yeni bir halka daha ekliyor. Açıkçası ben kitabı okumanızı öneririm.

DİZİNİN KÜNYESİ
Dean Norris (James ‘Big Jim’ Rennie)
Mike Vogel (Dale ‘Barbie’ Barbara)
Rachelle Lefevre (Julia Shumway)
Natalie Martinez (Linda Esquivel)

KISA KISA...

* Starz’ın yeni serisi ‘Black Sails’, daha yayınlanmadan 2. sezon onayını aldı.

* Clive Owen, yeni dizisi ‘The Knick’te oynayacak.

* ‘Treme’, 1 Aralık’ta final sezonuyla dönecek.

KiTABIN  HATIRINA...

HAFTANIN FOTOĞRAFI

‘Breaking Bad’in son 8 bölüm kutlaması...

www.twitter.com/nevzatakdere