-Hocam benim kızım konuşamıyor ve kendini ifade edemiyor. Her yeri dağıtıyor, ne desem anlamıyor. Bağırıyorum, çağırıyorum, vuruyorum, dövüyorum yine de anlamıyor. Sizce neden anlamıyor? Ben daha ne yapayım ? 

Bu soruyu duyduğumu o kadar net hatırlıyorum ki... Duyduğumda bir süre algılayamadığımı, yanlış duymuş olabileceğimi düşündüğümü ve oldukça şaşırdığımı hatırlıyorum. Son derece kendinden emin, yaptığının doğruluğundan en ufak bir şüphesi yok annenin. Kaldı ki kendi annesinden aldığı tavsiyeler de bunu destekler nitelikte. Hiç aklımdan çıkmadığı haliyle şöyle anlatmaya devam ediyordu. Annem "İyice bir dövmüyorsun...Eline oklavayı al bakalım bir daha yapıyor mu?" dedi, diyordu.

 Evettt gelelim esas meseleye... Aslında durum oldukça açık ve tam da gözümüzün önünde. Ancak anne bunu göremiyor. Çocuk 4 yaşında. Henüz algılayamıyor ve konuşamıyor... Evde ne yapsa bir engellenme, sert bir tepkiyle karşılaşıyor. Bir şey döküyor mesela, döktüğü için azar yiyiyor... Kağıda boya yapacakken masayı boyuyor hemen eline bir fiske...Tam bir şey söyleyecek, çok konuşma sus deniyor. Her girişiminde ve merak arzusunda engellenen çocuk algısını kapatıyor ve konuşmaya gereksinim ve istek duymuyor. Anne de gelip yahu bu çocuk neden konuşmuyor, anlamıyor, yaramazlık yapıyor diye soruyor. Çocuğunuzun anlamasına, duymasına, konuşmasına, merak etmesine, keşfetmesine izin vermezseniz bunları yapmasını nasıl bekleyebilirsiniz ki... Son derece şaşkınlık içerisinde anneye şu cevabı verdiğimi hatırlıyorum. 

- Bir de bağırmadan, vurmadan deneyin! 

İşin daha da ilginçleştiği nokta ise annenin benim söylediğim cümle ile birlikte bir aydınlanma yaşamasıydı. Sanki dünyanın en ilginç ve hiç duyulmadık bir şeyini söylemişim gibi çok haklı olduğumu, neden bunu daha önce düşünemediğini söyledi.  

Neden mi düşünememişti? Çünkü genç yaşta mutsuz bir evlilik yapıp, evliliğini kurtarmak adına tek umut olarak çocuk yapmış,  çocuk büyütmek bakmakla ilgili en ufak bilgiye sahip olmadığı gibi hem kendi büyütüldüğü şekliyle hem de bizzat kendi annesinin tavsiyelerini, kulaktan dolma -kızını dövmeyen dizini döver- cümlelerini çocuk büyütmekte kendine ilke edinmişti.

Şimdi biz burada en çok kime kızalım. Hiçbir şeyden haberi yokken evlenmiş, evliliğini kurtarmak için çocuk yapmış, konuyla uzaktan yakından ilgisi olmayan anne babaya mı; yoksa çocuklarına yaramaz olmasın diye sevgi vermek yerine dayakla bir şeyleri öğreten, bunu bir eğitim biçimi olarak uygulayan ve  tavsiye eden, çocuklarını okula göndermeyip, bir an önce sırf evde kalmasın diye evlendiren bu annenin ebeveynlerine mi?

Bilginin, olgunluğun, iyiliğin, öğrenmenin, farkına varmanın, bilinçlenmenin yaşı olduğunu düşünmüyorum. Bir çocuğun en önemli modeli, yol göstericisi anne babasından başka kim olabilir ki... Fark etmek, sonrasında öğrenmek için adım atmak, bu döngüyü bir yerde tersine çevirmek, zinciri kırmak en önemli mesele olsa gerek. O zincirin kırıldığı noktada değişim başlar. Ve bir sonraki nesli kurtarmış oluruz belki de... O sizin de içinde bir halka olduğunuz zinciri koparın, fark edin, değiştirin ve çocuklarınıza dayakla değil sevgiyle yaklaşmayı ilke edinin. Böylece sizden sonraki halkaların daha sağlam, isteyerek, kendiliğinden o zincire bağlandığını göreceksiniz.

Sorularınız, yorumlarınız, söylemek istedikleriniz ve danışmanlık konusunda bilgi almak çin;

İnstagram: @psikologedamalkav

E-mail: edamalkav@gmail.com/bilgi@edamalkav.com