Çocuklarını 'oğluş' ve 'piremses' olarak yetiştiren velilerin dramı

Her anne-baba, evladını en iyi şekilde yetiştirmek ister. Bunda hemfikiriz. Ancak 'en iyi şekilde' konusunda kesinlikle hemfikir değiliz. 'İyi yetiştirmek', bütün oğulları paşa çocuğu gibi, kızları prenses gibi büyütmekten geçmiyor olabilir mi? Dışarıdaki acımasız hayatın farkında olmayarak büyüyen 'oğluş' ve 'premsesler' büyüyünce ne hale gelecek acaba?
 
Çocuklarını 'oğluş' ve 'piremses' olarak yetiştiren velilerin dramı

Çocuğunu el bebek gül bebek büyüten anne-babalar, evlatlarını hayatın bütün zorluklarından uzak yetiştirmeye çalışıyor; eyvallah.

İstiyorlar ki hiçbir şeyleri eksik olmasın, hiç hayal kırıklığı yaşamasın çocukları; buna da eyvallah.

Ama bazı gerçekleri ne kadar gizlemeye çalışırsanız çalışın, başarılı olamazsınız. Mesela: HAYAT ZORDUR. 
 

İyi de bu çocuklar ne olacak? 
 

İyi de bu &ccedil;ocuklar ne olacak?&nbsp;<br />
&nbsp;
2000'li yılların modern ebeveynleri işin suyunu çıkarıp, 'çocuğumun hiçbir şeyi eksik olmasın' isteğinde level atlamış durumdalar.

İstiyorlar ki, 'çocuğumun her şeyi, diğer çocuklardan daha iyi olsun!'

Sınav notu arkadaşından daha iyi olsun. TEOG'ta ilk 100'e girsin. Bir spor dalında 'iyi' değil, 'çok iyi' olsun. 'Zeki' değil, 'üstün zeka' olsun.

Ama yinelemek zorundayım: HAYAT ZORDUR.

Ve bonus olarak: HER ŞEY İSTEDİĞİNİZ GİBİ OLAMAZ

Hep en iyisi olmak için çabalayan çocuk, istekleri olmadığında özgüveni yerlerde sürünmeye başlıyor.

Ama bir yandan da yedikleri önünde yemedikleri arkasında büyüyor, üzerinden çıkardığı tişörtü katlamaya bile üşenen bireylere dönüşüyorlar.

Düşünsenize o 'oğluş', ileride nasıl sorumluluk sahibi, kendi işini kendi gören, kendi ayakları üzerinde duran, farkındalık ve özgüven sahibi bir birey olabilir ki? 

Anası yemeğini yediriyor, babası pantolonunu giydiriyor, kendisi yerden bir çöp alamayacak kadar nazlı, dersler ona sıkıcı geliyor, ki zaten 'Çalışsam bile Mert'ten daha yüksek not alamıyorum' kafasında büyüyorlar...

Bu çocuk bu yetiştirme tarzıyla; hiçbir kişisel kazanımı olmayan, hiçbir işi tam yapamayan, insanları mesleklerine göre hakir gören, kendinden başkasına değer vermeyen, bencil, hadsiz ve densiz bir insan parçası olabilir ancak.
 

Çocuklarınıza kendi ayakları üstünde durmayı öğretin
 

&Ccedil;ocuklarınıza kendi ayakları &uuml;st&uuml;nde durmayı &ouml;ğretin<br />
&nbsp;
Herkesten iyi olmaya yönlendirilen, olmayınca da kendini 'eksik' hisseden bu çocuklar, özgüvenleri zayıf birer birey olarak atılacaklar hayata.

Sadece mutlu ve ayakları üzerinde duran çocuklar, kendine güvenen bir birey olarak yetişirler.

Ebeveynlerin yaptığı en büyük hata, çocuklarının bütün ihtiyaçlarını kendileri görmesi. 

Çocuk bir problemle karşılaştığında ebeveynler o problemi çocuğun yerine çözüyorlar. Bu böyle 18-20 yaşına kadar sürüp gidiyor. 

Size bir örnek... Son zamanlarda Facebook'ta epey paylaşılıyor bu yazı. 
 

Jonas Harrysson 16 yıldır okulda öğretmenlik yapıyor. Eğitim hayatı boyunca çocuklarını şımarık yetiştiren velilerin yaptığı hataların farkına birçok kez varmış. Öğretmenin değindiği konu ise gayet net. Günümüz ebeveynleri, çocuklarının okulda sürekli eğlenmesi gerektiğini, asla sıkılmamaları gerektiğine inanıyor. Jonas, duruma ilişkin düşüncelerini Facebook'taki gönderisinde belirtti ve velilerin 3 konuda değişikliğe gitmelerini önerdi. Sadece iki günde öğretmenin gönderisi binlerce kişi tarafından paylaşıldı. Öğretmenin aşağıda yazan düşüncelerini okuduktan sonra ona katılıp katılmamakta serbestsiniz.
 

"16 yıldır çocuklara öğretmenlik yapıyorum ve çocukların git gide kötüleştiği bir konuya değinmek istiyorum.

1. Çocuklar sıkılmaktan nefret ediyorlar! Sürekli eğlenceli dersler istiyorlar. Lütfen çocuklarınızı şımartmayı durdurun. Bazen derslerin sıkıcı olması inanın ki onların yararına.

2. Çocuklarının okula başlamadan önce okuma yazmayı öğrenmesinden gururlanan sayısız veliyle karşılaştım.

Bunu söylemekten nefret ediyorum ancak okumayı yazmayı eninde sonunda öğrenecekler. Bunun yerine onlarla vakit geçirin, iyi bir arkadaş olun ve paylaşmayı öğretin.

Değinmek istediğim üçüncü konu ise, küçük çocukların sınıf arkadaşlarına veya kendilerinden büyüklere saygı göstermemesi. ‘Bir tane daha almak istiyorum’ diye sık sık söyleniyorlar. Alamadıklarında ise ‘Sadece bir tane mi?’ diye sitem ediyorlar.

‘Lütfen’e ne oldu? "Yemek için teşekkürler", "Okula bıraktığın için teşekkürler" vb. demek de içlerinden gelmiyor.

Şu an baba değilim. Ama ileride çocuğum olursa, ona oyun oynamayı, arkadaş olmayı, saygı göstermeyi ve bazen sıkılmanın iyi olduğunu öğreteceğim. Bunları öğrettikten sonra da okumayı yazmayı öğretebilirim :)

Gönderisi herkes tarafından ilgi gören Jonas, yerel bir gazete ile söyleşi yaptı. Öğretmen, çocuklarını şımarık yetiştirmenin, velilerin beklentilerinin tam karşıtı yönde sonuç getirdiğini belirtti.

Öğretmen son olarak, “Çocuklarımızı şımartarak aslında onlara kötülük yapıyoruz. Çocuların hayal gücü sonsuz. Onlara her yapacağı şeyi siz söylerseniz hayal güçlerini yok ediyorsunuz. Bırakın sokaklarda çocukların oynaması gereken oyunları oynasınlar” dedi.
 
Bu makaleye ifade bırak