Bu hafta,  Avrupa'daki en kapsamlı diyabet kongresi kabul edilen, Antalya'da gerçekleşen 54.Ulusal Diyabet Kongresi'ne  katıldım. Kongre' ye Türkiye' nin her tarafından endokrinologlar, dahiliye uzmanları, aile hekimleri, diyetisyenler, diyabet hemşireleri ve ilaç firmaları gelmişti. Diyabetin tedavisinde ve izlenmesinde birçok yenilik anlatıldı.

1960 ve 1970 ler de kaynatılan şırıngaların dönemini bilenler vardır. O dönemlerde insülin enjekte etmekte kullanılan cam şırıngalar varmış. Glukometreler kağıt çubuğu olarak tanımlanır, üzerine kan damlatılıp 60 saniye beklenirmiş. Sonra bu kağıt, temiz su ile yıkanır, çıkan sonuç renk kartelasından değerlendirilirmiş.4 - 5 saniyede kan şekerimizi ölçebildiğimiz şeker ölçüm cihazlarının ve insülin kalemlerinin çıktığı dönem diyabette devrim niteliğinde olmuş.

Peki şimdi neler oluyor?

Yeni çıkan sürekli glikoz ölçüm cihazları, parmaktan kan şekeri ölçüm sayısını ve birçok diyabetli için zorluğunu ortadan kaldırdı. Cildimiz üzerine , yapıştırılan düğme büyüklüğünde sensörler ile, kan şekerlerimizi okuyucu ya da bluetooth üzerinden eşleştirip, telefonlarımızdan takip edebiliyoruz.

Türkiye'de farklı markaların, farklı özelliklerde cihazları var. Bazılarının alarm sistemleri, şeker düşmesi öncesi uyarı özelliği özellikle küçük çocuklarda hayat kurtarıcı olabiliyor.

Diğer bir teknolojik gelişme, yeni kuşak akıllı kablolu ve kablosuz insülin pompalarıdır.Özel bir program niteliğinde, sürekli ihtiyacınız olan bazal insülin dozlarımızı otomatik olarak verebiliyor. Bazıları, aynı zamanda şeker ölçümlerimizi de gösterebiliyor.

Bir diyabetli olarak, ben de bu teknolojik gelişmelerden faydalanıyorum. Size de araştırmanızı hekimlerden bilgi almanızı tavsiye ederim. Şunu da belirtmek istiyorum ki ,bu teknolojik gelişmelerden verim alabilmek için, diyabetlinin motivasyonunun iyi olması, iyi bir diyabet eğitimi alması, ve çıkan sonuçları yorumlayabilmesi gerekir.

Kongre'de verilen istatistiksel bilgilere göre, Türkiye'nin gelişmiş ülkeler arasında A1C ve glisemik kontrol hedef aralığını istenilen düzeyde tutma oranı %28 miş.Daha çok emek vermeye, öğrenmeye ve farkındalığa ihtiyacımız var.

Herkese sevgiler