Hemoglobin A1c

23 Haziran 2022

HbA1c Nedir?

HbA1c; kan ile kontrolü sağlanan bir laboratuvar testidir. Kanda oksijen taşıyan bir protein olan hemoglobinin, kandaki yüksek şekerden dolayı şekerlenmesiyle HbA1c değeri oluşur. Bu değer bizlere üç aylık ortalama kan şekeri seyrini gösterir. Diyabet kontrolünde kullanılır. Kan testlerinde bu değerin yüksek çıkması, kan şekerinin de o kadar yükseldiğini gösterir.

HbA1c’nin Önemi

Kandaki daimi şeker yüksekliği insan vücuduna ve tüm organlara çok büyük hasarlar verir. Bu sebeple mutlaka kontrol altına alınmalı ve hedef değerlerde tutulmalıdır. Kan şekeri gidişatını görmek ve stabil tutabilmek için bu tahlilin yapılması özellikle diyabet hastaları için oldukça önemlidir. Diyabetliler hastalık seyrini gözlemleyebilmek için gün içerisinde parmak ölçümü veya kan şekeri takip sensörleri yardımıyla kan şekerlerini ölçüp, diyabet günlüklerine kaydederler. Fakat özellikle sensör olmadığı durumlarda sürekli olarak kan şekerini takip edebilmek mümkün değildir. Gün içinde kan şekerinin ölçülmediği açlık-tokluk zamanları arasında hiperglisemi durumları gözden kaçabilir ve bu da yanıltıcı sonuçlar doğurabilir. Bu noktada HbA1c değeri gün içerisinde kan şekeri seviyelerinin nasıl seyrettiğini ve diyabetik komplikasyonlara yakalanma riskimizin ne kadar yüksek olabileceğini gösterir. Bu sebeple üç aylık kan şekeri ortalamasını veren HbA1c testi, her diyabetli tarafından mutlaka üç ayda bir yapılmalı ve ideal değerler arasında kalmaya özen gösterilmelidir.

İdeal HbA1c Değerleri Nelerdir?

Sağlıklı bireylerde ideal HbA1c değeri %4.7-5.6 aralığında olmalıdır. Eğer HbA1c değeri %5.7-6.4 aralığındaysa prediyabet; %6.5 ve üzeriyse diyabet varlığına işaret eder. Diyabet hastalarında hedef aralık %6-7’dir. HbA1c değerinin bu aralıkta olması diyabetin iyi yönetildiğini gösterir.

HbA1c Neden Yükselir?

-Tansiyon yüksekliği

Yazının devamı...

Sağlıklı pişirme yöntemleri

7 Mayıs 2022

Tükettiğimiz besinlerin doğru seçilmesinin haricinde; hazırlanması, pişirilmesi ve saklanması da vücudumuzdaki yansımalar üzerine etkilidir. Pişirme yöntemlerinin glisemik indeks üzerine olan etkileri ise özellikle diyabet hastaları için oldukça önemlidir. Glisemik indeks, besinlerin kan şekerine olan etkisini gösterir. Glisemik indeksin etkileri, bağırsaktan sindirimi ile eşzamanlı olduğu için besinlerin sindiriminin hızlı olması yüksek glisemik indeks yanıtı oluşturur ve kan şekerini çok daha hızlı yükseltir. Bu sebeple yüksek glisemik indeksli gıdaların tüketilmemesi önerilir. Doğru besinler, doğru şartlarda hazırlanmadığında beklenilenin dışında etkiler gösterebilmektedir. Bunlar üzerine birçok araştırma yapılmış ve doğru pişirme teknikleri belirlenmiştir. Sağlıklı pişirme yöntemleri yemeklere göre değişse de genel olarak haşlama, fırında pişirme ve ızgara en çok önerilen yöntemlerdendir.

Haşlama yöntemi, özellikle diyabetliler ve sağlıklı beslenen kişiler için oldukça uygun bir pişirme yöntemidir. İlave bir yağ veya sos içermediğinden besinin kendi suyu ve normal su ile işlem görür. Fakat haşlama yönteminde dikkat edilmesi gereken şey, besinlerin haşlandıkça glisemik indeksinin artmasıdır. Bu sebeple nişastalı besinlerin (örn: patates) haşlama süresinin kısa tutulması önerilmektedir. Bazı ülkelerde nişastalı besinlerden daha fazla verim almak için yarı haşlama yöntemi uygulanır. Yiyeceklerin kaynar suya atılarak normalden daha kısa bir süre haşlanması işlemidir. Haşlama suyunun dökülmemesi vitamin ve mineral kaybını önlemek için önemlidir.

Izgara yöntemi, özellikle et-tavuk-balık vb gıdalar için iyi bir pişirme alternatifidir. Bu pişirme tekniğinde besinler, önceden ısıtılmış yağsız tava veya ızgara üzerinde pişirilir. Fakat sağlıklı pişirmeyi sağlayabilmek için; besinlerin doğrudan ateş ile temas etmemesine, ızgaranın dumanına maruz kalmamasına, kullanılacak tavaların hijyenik ve sağlam olmasına, pişirilen et grubu besinin orta-az pişmiş olmasına ve yüksek ya da kısık ateşle değil orta ateşte tam kıvamında pişirilmesine dikkat edilmelidir. Bu şartlarda hazırlanan yiyecekler mühürlendiği için vitamin-mineralleri içinde kalır ve besin ögesi kaybı engellenmiş olur.

Fırınlama yöntemi ise yine diyetlerde en çok önerilen pişirme tekniklerinden biridir. Izgara yöntemiyle benzer olarak vitamin ve mineral kaybı gerçekleşmez, besin ögesi kaybı yaşanmaz. Bu yöntemde hazırlanan besinler, uygun bir ısıda fırında pişirilir ve yemeye hazırlanır. Patates üzerinde glisemik indeks açısından yapılan araştırmalarda ise haşlanmış, ezilmiş, kızartılmış patatese kıyasla fırında pişirilen patatesin glisemik indeksinin daha düşük olduğu saptanmıştır. Besinlere uygulanan ısının minimumda tutulması ve yağ oranlarının azaltılarak pişirilmesi daha sağlıklı yiyecekler elde etmek için oldukça önemlidir. Fırın ısısı mutlaka pişirilecek yiyeceğe göre ayarlanmalıdır.

Besinlerin pişirilmeden önce suda bekletilip suyunun dökülmesi, besinlerin soslanması, piştikten sonra ezilmesi ve kızartma gibi çok yağlı yöntemlerle pişirilmesi besinlerin glisemik indekslerini yükseltir ve sağlıksız tüketilmesine sebep olur. Kızartma işlemi ile yapılan bir araştırmada özellikle kızartılan besinler soğuduktan sonra glisemik indekslerinde yükselme olduğu saptanmıştır. Tüm bunlar sonucunda diyete uygun besinlerin seçiminden sonra mutlaka doğru pişirme tekniği ile pişirilmesinin diyet üzerine olumlu etkileri olduğu söylenebilmektedir.

Yazının devamı...

Akran zorbalığı

31 Ocak 2022

Ülkemizde zorbalık, okulda gerçekleşen saldırganlık için kullanılmakta, bazen de akran örselenmesi ya da akran istismarı kavramlarıyla ifade edilmektedir. Zorbalığın okulu sevmeme, devamsızlık, okul korkusu, ders başarısızlığı gibi eğitimsel, baş ağrısı, karın ağrısı, yeme bozukluğu, uyku sorunu, altını ıslatma gibi fiziksel, arkadaş yokluğu/azlığı, sosyal red, sosyal beceri yetersizliği gibi sosyolojik ve mutsuzluk, yalnızlık, kaygı, korku, depresyon, stres gibi psikolojik pek çok olumsuz sonucu bulunmaktadır.Avrupa’da her 3-4 öğrenciden birinin, diğer öğrencilerin zorbaca davranışlarına maruz kalmaktan dolayı okula gitmek istemedikleri, korku duydukları belirtilmiştir.

Çocuklarda ve ergenlerde yapılan zorbalığın tip1 diyabet ile ilişkisi üzerine sistematik bir inceleme yapılmış. Özellikle diyabetlilerin bu mağduriyeti yaşayabildildiği gözlemlenmiştir. Bu zorbalığın türü fiziksel,sözlü ,sosyal ya da psikolojik olabilir. Bu saldırganlık davranışları küçük düşüren lakaplar,dış görünüşle alay etme, ötekileştirme üzerine olabiliyor. Bu da diyabetli çocukların sosyal hayattan çekinmelerine, kendilerini farklılaştırmalarına neden oluyor. Ayrıca okul gibi en çok vakit geçirdikleri kurumlarda diyabetle ilgili öz bakımlarını, kan şekeri, insülin yapma vs saklayabilmelerine neden oluyor.

Aile ilgisi ve denetimi yetersiz ise, çocuklar akranlarından daha olumsuz etkilenip, daha çok zorbalığa maruz kalabilmektedirler. Benzer şekilde, internet kullanımı ile depresyon ve yalnızlık arasında olumlu bir ilişki bildirilmektedir. Siber zorbalığın önlenmesi için hem okul personeline hem de ailelere önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluklardan en önemlisi, çocuklara etkin gözetim sağlamak, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı konusunda sorumluluk duygusu ve etik yaklaşım kazandırmaktır.

Yazının devamı...

Diyabet ve damar sağlığı

27 Nisan 2021

Herkese merhaba,

Bu yazımda damar sağlığı ile ilgili merak ettiklerimizi , Genel Cerrahi Uzmanı olup, tutkusu damar ve varis cerrahisi olan Prof Doktor Murat Aksoy 'a sordum;

Damar sağlığı neden önemli?

Bugün dünyada insanlarımızı neden kaybediyoruz diye baktığımızda ölüm nedenleri arasında birinci sırada kalp ve damar hastalıkları var. Yani damarların tıkanması sonucunda kalp, beyin veya diğer organlarımız yeteri kadar kan alamıyor ve hücreleri ölmeye başlıyor. Bunun sonucunda o organ görevini yapamaz hale geliyor. Örneğin kalbi besleyen damarlar tıkanırsa kalp görevini yapamaz hale geliyor, kanı vücuda pompalamayacak hale düşüyor ve kalp krizi gelişiyor. Damarı tıkanan organ beyin ise bu kez felçler kişinin hayatını tehdit ediyor.

Peki damarlar neden tıkanır?

Damarların tıkanmasının en önemli nedeni damar sertliğidir. Bizler doğduğumuz zaman pırıl pırıl damarlar ile doğarız ama zaman içinde damarlarımız yıpranmaya başlar. Bu yıpranmada en önemli neden yaş almaktır. Bunun yanı sıra yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı ve şeker hastalığı bu damar sertliğinin daha hızlı ilerlemesine neden olur. Bu noktada tansiyon ve şeker hastalığının kontrolünün ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak doğru olur. Şeker hastası olmanız damarlarınızın mutlaka tıkanacağını ifade etmez.

Kötü kontrollü glikoz yönetimi nelere yol açıyor?

Kan şekerinizi doğru idare edebilirseniz damar tıkanıklığı riskini azaltırsınız. Bu nedenle diyabet tedavisi çok önemlidir. Hemoglobin A1c dediğimizi uzun dönem kan şekeri düzenini gösteren laboratuvar değerini 6.5 g/dl altında tutmak önemlidir. Aynı şekilde şeker hastalığının yanında yüksek tansiyon da varsa büyük tansiyon 13 küçük tansiyon 9’un altında tutulmalıdır. Sigara ve alkolden uzak durulmalıdır. Bunlar olmadığı takdirde şeker hastalığı sırasında hem kılcal hem de büyük damarlar tıkanabilir. Sonucunda diyabetik retinopati nedeniyle görme kaybı, böbrek damarlarının tıkanması sonucunda böbrek yetersizliği ve diyaliz ihtiyacı, kalp damarlarının tıkanması sonucunda kalp hastalığı söz konusu olabilir.

Yazının devamı...

Tip 2 diyabet ve stres

28 Mart 2021

Stres, bedenimizin ve zihnimizin yeni veya zor durumlara nasıl tepki verdiğidir. Bizleri fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak etkileyebilir. Diyabet özellikle, yeni teşhis aldığımızda genellikle bir stres nedenidir. Tek başına stres, tip 1 diyabete neden olmaz ancak tip 2 diyabet riski ile daha ciddi bir bağlantı olabileceğine dair bazı kanıtlar var.

Araştırmacılar, yüksek seviyelerde stres hormonlarının pankreastaki insülin üreten hücrelerin düzgün çalışmasını engelleyebileceğini ve ürettikleri insülin miktarını azaltabileceğini düşürüyor. Bu da tip 2 diyabetin gelişmesine katkıda bulunabilir. Yine stres durumlarında aşırı yemek, insanların tip 2 diyabeti nasıl geliştirdiklerini etkileyen bir faktör olabilir. Stresli hissettiğimizde vücudumuz kortizol ve adrenalin gibi stres hormonları salgılar. Sistem bunu "dövüş ya da kaç" olarak algılıyor. Böyle zamanlarda insülin direnci gelişir ve insülinin düzgün çalışması hormonlar tarafından engellenir. Kan şekeri seviyemiz çok yükseldiğinde hiperglisemi stresi, düşük olduğunda hipoglisemi stresi olur.

Stresli zamanlarda kendimize bakmak ve kendimize iyi davranmayı hatırlamak daha da önemlidir. Yeterli uyku almak, rutinimize egzersiz eklemek, dinlenme ve rahatlama alanları oluşturmak strese karşı duygusal dayanıklılığımızı da arttırır. Şimdi biraz düşünelim...

Stres zamanlarında diyabetin öz bakımını yönetebiliyor muyuz?

neslihan__sipahi - instagram

Yazının devamı...

Sağlığa bütünsel yaklaşım

14 Şubat 2021

İnsan vücudu muhteşem bir sistemler bütünüdür. Vücut içinde fonksiyon gösteren bütün sistemler birbiri ile ilişkilidir. Örneğin bağışıklık sistemimizin sağlık işlemesi sinir sistemi, üreme sistemi ,sindirim sistemi gibi tüm sistemlerin sağlıklı olması için kilit rol oynar. Yeni sağlık anlayışı, vücudu bütün olarak görmeyi hedeflemekte ve başta bağışıklık sistemi olmak üzere tüm sistemleri bir arada değerlendirerek tedavi planlamayı uygulamaktadır.

Son yıllarda çok fazla hayatımıza giren, "fonksiyonel tıp, holistik tıp,  wellbeing " gibi yaklaşımlar farklı enstrümanları kullanıyor olsalar bile aynı şarkıyı çalmak istiyorlar. Zihnin ve bedenin etkileşim halinde olduğu ve sağlıklı olmanın hem zihnen hem de bedenen olması gerektiği vurgulanıyor. Her bir bireyin tek ve eşsiz değerlendirilerek ihtiyaçlarının ele alınması gerektiği, hastalığı nasıl tedavi edileceği yanı sıra bunu doğuran nedenleri de sorgulayarak parça bütün ilişkisi formatında bir disiplini savunuyor.

Geçmiş yıllardan konsültasyon günümdü. Kan şekerlerim dengesiz gitmeye başlamış, hızla kilo almaya başlamıştım. Kapıdan içeri girdiğimde, doktorum önce fizik muayenemi yapmış sonra tedavi planımı yeniden düzenlemişti. İnsülin dozlarım artmış , insülin direncimi kırmak için de ek bir ilaç vermişti. Fakat kapıdan çıktığımda bir gariplik vardı. Söylediği beslenme planını, egzersizi yapacak motivasyonum yoktu. Sonra bir referansla sağlıklı yaşam danışmanı ile tanıştım. Kapıdan içeri girdiğimde, hayatında şu an neler oluyor? Neye ihtiyacın var dedi?

O an çözülmeye başladım sanki. Anlattıkça farkındalığım artmıştı. Ve haftalarca görüşme ile paralelinde, doktorumun dediklerini yapacak gücü kendimde bulmuştum. Şuna kesin inancım artmıştı.

"Bütün iyi olmadan parçaları iyileştirmek mümkün değildir ." PLATON

Yazının devamı...