“Oysa ben ona ne kadar anlayışlı davranmıştım her defasında”

Ama O beni hemen asacak bir bahane buldu..bunu hiç hak etmiyorum”

Dünyadaki milyarlarca insanın kaç milyonu bu sözleri tekrarlamıştır acaba ?

Her tür ilişkinizde canınızı yakacak olaylar yaşayabiliyorsunuz. Bazı insanlar acıya daha çok meyilli, canını yakanı daha çok sevmeye meyilli.. acıdan besleniyor, geçmişten besleniyor hatta yaşanan kadın-erkek ilişkisiyse bu durumu çok büyük AŞK diye tanımlıyor. Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin .. kavuşulamayan aşklar ilüzyonu…

Normal bir ilişkiyse; yaşanan acıdan, kazıktan vs.. sonra kişi kendini “hak etmemiş olan KURBAN” olarak tanımlıyor.

Haksız mıyım ? Hangimiz yapmadık ki..Önce kendimize bakmadan dışarıda sorumlular, suçlular aradık hep. Ya da başkaları tarafından suçlu görülmeye o kadar alışmışız ki yansıtılan her cümlenin ardında “ne yani yine ben mi suçluyum” der olduk.. Şu bilinçaltımız ne güzel oyunlar oynuyor bize:)

Şimdi yaşanan olaylara farklı gözle bakalım;
Üzgünsünüz çünkü hak etmedim dediğiniz bir şey başınıza geldi. Size davranılış şeklinden rahatsız oldunuz. Kendinizce çok da haklısınız. Kızıyorsunuz, öfke patlamaları yaşıyorsunuz vesaire vesaire.. Tek sorun ne biliyor musunuz ? ; Egonuz incindi. 

Ama hatırlatayım;

İki aynı kandan kardeş bile farklı karakterlerde iken, çok farklı kromozlarda, karmada olan bir kişiden SİZ gibi davranmasını bekleyemezsiniz. Onun geçtiği yollardan geçmediniz ! Onun yaşadıklarını ve bilinçaltı dünyasındaki kodlamalarını bilmiyorsunuz. Siz, o kişi gibi davranamazsınız, o da sizin gibi davranamaz. Yani kimse SİZ olamaz. Bu beklentiden çok hızlı kurtulun. Siz anlayışlısınız diye karşınızdaki öyle davranmak zorunda değil, siz cömertsiniz diye herkes öyle olmak zorunda değil çünkü herkes kendi tekamül yolunu yaşıyor.

Bir kişiyi zorla değil olduğu haliyle sevip kabul etmek meselenin özü.. Dünyevi olumsuzluklara kendimizi kaptıracağımıza kişinin ruhunun gerçek yaralarını görebilmek ve tekamülü yolunda anlayışlı olabilmek... 

Elbette gidin sizi yerden yere vuranla ilişki yaşayın demiyorum ! O kişi, kendi bilinç altında, bilincinde bildiğini, hatırladığı davranışı sana uyguluyor demek istiyorum. Konu karşısındaki Ayşe, Fatma, Mehmet değil. Konu sen değilsin. Bakın konuyu Mevlana çok güzel özetliyor;

“Benim hayatımı yargılamadan önce, benim ayakkabılarımı giy ve benim geçtiğim yollardan, sokaklardan, dağ ve ovalardan geç. Hüznü, acıyı ve neşeyi tat. Benim geçtiğim senelerden geç, benim takıldığım taşlara takıl. Yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git, benim gittiğim gibi. Ancak ondan sonra, beni yargılayabilirsin..”

İşte tam da bu yüzden yaşanılan her tür ilişkide kabule geçiş en önemli nokta ! Herkes bir başkasına nasıl davranacağını karmasıyla alakalı olarak kendi seçiyor. 

Ne kadar üzülmüş olursanız olun egonuzu, haksızlık kavramını bir yana bırakıp kendinize çok yüklenmeden kabule geçmeyi deneyin. Yaşamda herşey bir sebepten gerçekleşiyor. En kısa sürede bu sebebi öğrenmeye niyet edin. O kişi, size bu davranışı "neyi öğrenmişlikten" yapıyor acaba..Konu bir davranışı hak etmemezlik değil, konu birbirinin ruhunu kavramak bana göre..

Bir sorunu kabul ettiğinizde o sorun kaybolur, ama çatışma yaşarsanız o sorun giderek büyür. Gerçekten İyi niyetini hissettiğiniz insanlarla iletişim kurun. Cümleler kurun. İçinizi akıtın ve rahatlayıp özgür kalın.

Egolardan çok ruhani bilincimizin arttığı bir yaşam diliyorum..Güzelliklerin, çiçeklerin, anlayışın, kahkahaların, çözümlerin bol olduğu..

Siz hep IŞIK ve SEVGİyi seçin:)

Aşk, ışık ve farkındalıkla kalın.

DUYGU GİRAY

www.duygugiray.com

instagram; Duygugiray

Facebook; Duygu giray yaşam koçu