Öğrencilik hayatım boyunca çok farklı öğretmenlerim oldu.
Bugün bunların içerisindeki 2 grup hakkında konuşmak istiyorum:
-Sınavlarda sadece sonuca bakıp puan verenler.
-Sonuç doğru olmasa bile gidiş yoluna puan verenler.

İlk grubun sınavında, sorulara alabileceğin not bellidir: Ya tam not, ya da sıfır! Soruyu çözersin, yazarsın çizersin hatta kağıt yetmez ek kağıt alırsın, bu arada, arada bir yerlerde basit bir çarpma işleminde hata yaparsın, sonuca ulaştığını düşünürsün fakat o işlem hatası yüzünden 0 alırsın:((( Onun sınavlarında artık hep aşırı derecede gergin ve streslisin. Ufacık bir hatanın dönüşü yok gibi hissedersin. Odağın 5 almaktan çok 5 alamamakta, ne hatalar yapıp da yine notunun kırılacağındadır. Ama işte klasik kendi kendini gerçekleştiren lanet iş başındadır, stresli olduğun için daha çok işlem hatası yaparsın.

İkinci grubun sınavlarında bir kere, diğerine oranla daha rahatsın; elinden gelenin en iyisini yapmaya, bildiklerini kağıda dökmeye odaklısın. Bir yerde takılsan da, kendini dövmezsin, oraya kadar ki emeğinin bir karşılığı olduğu bilirsin, sonraki soruya daha bir gönül rahatlığıyla geçersin. Öyle geçtiğin için yaratıcı gücünü çok daha etkin kullanırsın. Kendine güvenin daha yüksektir. Çünkü o hoca bilir; sen çabalıyorsun, ufak bir işlem hatası senin o konudaki bilgini, geldiğin aşamaları ölçmez. Tam net sonuca ulaşmamış olabilirsin bu sınavda ama bilgilisin, bir sonrakinde doğru cevabı tutturacaksın!

Peki sen hayat sınavında kendine karşı nasıl bir öğretmensin?
İsteklerin olmadığında hemen kendine "0" mı veriyorsun, yoksa geldiğin yola, atladığın aşamalara yani gidiş yoluna not veriyor musun?

İlişki yaratımı üzerine çalıştığım dönemleri hatırlıyorum. "İlişki" diye başlamıştım fakat yolculuk beni; kendimle ilişkim, ailemle ilişkim, arkadaşlarımla ilişkim, iş hayatım, evim gibi bir sürü alanda hayatımı dönüştürmeye götürmüştü. Günler, haftalar geçtikçe kendimi daha çok seviyor, hayattan daha çok keyif alıyor, daha cesur yaşıyor, daha çok içten gülüyordum. Henüz sevgilim yoktu (!). Zaman geçiyor, fakat net sonucu henüz göremiyordum. Birileri soruyordu; "Sevil, yarıyor mu yani bu kişisel gelişim, çekim yasası, meditasyon filan?" (120 gün boyunca 11 dakika meditasyon yaptığımı gururla paylaştıktan sonra), bugün dün gibi hatırlıyorum verdiğim cevabı "Valla henüz o adam yok hayatımda ama yaradığını hissediyorum, ben değişiyorum, bir sürü şey değişiyor, o da yolda:)"

-Birşeyler değişiyor mu?
-Doğru yolda mıyım?

Sorularını sorman kadar doğal birşey yok. Yeterki soruya cevabı "sıfırcı" hoca gibi verme! Sırf bu yüzden aslında doğru yolda ilerlerken ilerlemeyi bırakanları, yolda ilerlemek yerine bütün ara sokaklara girip çıkanları, kendine kızanları çok gördüm. Sabırsızlanıyor, kendinden şüphe ediyor, endişeleniyor, korkuyor çünkü hep "sıfırcı" hoca baskısı üzerinde.

Doğru yolda olup olmadığını geldiğin yer ile karşılaştırarak anla! Kendine karşı "sıfırcı hoca" olma!

Hep gidiş yoluma puan verdim, dün de, bugün de! Hep danışanlarıma gidiş yollarındaki gelişimleri sorgulatıyorum! Çünkü bu ihtiyaç olan benzini ve devam etme gücünü veriyor. Bu sayede birçok danışanımın tam isteklerine ulaşmak üzereyken, vazgeçmelerini önledim.

Ego, sıfırcı hoca:) Çok seviyor senin hevesini kırmayı, seni sınırlı düşündürtmeyi, senin kendini sevmemen için sana bahaneler bulmayı.

Peki sen kendine karşı nasıl olmayı seçiyorsun?
Bu sınavda hoca da sensin, öğrenci de.
Öğrencini motive edip aldığı yolu onurlandıracak mısın?

Düşüncelerini lütfen benimle aşağıdan paylaş.

Sevgilerimle

Yaşam Koçluğu bireysel seansları ve Kundalini Yoga & Meditasyon derslerim hakkında bilgi için bana yazabilir, her pazartesi haftaya yüksek enerji ile başlamak için websitemden ücretsiz üye olabilirsiniz.

Sevil Eskicioğlu Özkal
Yaşam Koçu ve Kundalini Yoga & Meditasyon Eğitmeni

www.sevileskicioglu.com