Gönül işleri canımıza tak etti: Diziler aşktan daha büyük dertleri de anlatmalı

Zalim İstanbul dizisinin Cemre'si Sera Kutlubey, dizideki karakterinin iki erkek arasında kalıp kalmayacağıyla ilgili soruya "Cemre'nin gönül işlerinden daha büyük dertleri var" cevabını verdi. Aslında yerli dizilerimizin kaliteyi bir tık öteye taşıması için gerekenlerden biri de bu: Gönül işlerini artık bir kenara bırakmaları.

Gönül işleri canımıza tak etti: Diziler aşktan daha büyük dertleri de anlatmalı

İmkansız aşk ve entrika döngüsü

İmkansız aşk ve entrika döngüsü

Hayatın içinde elbette aşk, imkansız aşk, entrika ve ayak oyunları var. Yalnız tüm bunlar o kadar çok işlendi ki artık her dizi birbirinin aynısıymış gibi geliyor. Birbirini tertemiz seven iki insanın (tercihen biri zengin, biri fakir) kötü insanların entrikaları yüzünden kavuşamamasını anlatan kaç dizi çekilmiştir tahminen? Kaç farklı şekilde anlatılmıştır bu olay örgüsü?

3-5 bölüm sürüp tutmayınca final yapan ve konusu karmaşık gönül işleri olan bir dizi çöplüğüne döndü yerli dizi sektörü. Israrla da denenmeye devam ediyor çünkü tutma ihtimali yüksek. İzleyicinin izleme alışkanlığı böyle şekillendi.

Hayatın içinde aşk, entrika, ayak oyunları var, evet. Ama dizilerin odak noktası bu olmasın artık. Olay örgüsünün küçük bir bölümünü oluştursun bunlar ve bizler izleyici olarak 59 bölüm kavuşmaya çalışan aşıklar görmeyelim. Çünkü 3 bölüm sürecek bir hikaye gereksiz karakterler eklenip, ana karakterlere suni engeller çıkarılarak sakız gibi uzatılıyor ve bu artık sırıtıyor.

Aşktan bi' sıyrılabilsek...

Aşktan bi' sıyrılabilsek...

Özellikle dijital platformların yaygınlaşmasıyla beraber artık daha farklı konularda diziler görmeye başladık. Mesela 'Şahsiyet' bu anlamda tam da anlatmaya çalıştığımız gibi bir hikayeydi. İçinde aşk ve kavuşamama da vardı fakat odaklandığı ana konu bambaşkaydı. Kavuşamamanın getirdiği buhran ve gözyaşı içimizi şişirecek kadar uzun sürmüyordu. Kıyıda köşede işlendi ve bitti.

Olması gereken de buydu. Kimin hayatında aşk meşk, gönül işleri bütüüüün bir vakti alır ki? Hiç mi hayat gailemiz yok? Hiç bi daha büyük dertlerimiz yok?

Türkiye'deki genel dizi anlayışının da böyle şekillenmeye ihtiyacı var. Daha hayatın içinden, daha insani. Dünyanın şu anda en çok konuşulan ve devam eden dizilerinden bazıları Game of Thrones (henüz final yaptı), Black Mirror, Better Call Saul, Westworld, Chernobyl, La Casa De Papel, Stranger Things, Peaky Blinders. Daha nice dizi sayılabilir.

Peki hangisinin konusu direkt olarak aşk? Hangisinde dakikalar boyunca kavuşamayan iki aşığın salya sümük dolu ilişkisini izliyoruz? Her dakikası aşk ve gözyaşı olan çakma pembe dizilerin dönemi bitmeli. Bütün olayların kapı eşiğinden dinlenerek öğrenildiği entrikalı diziler artık çağ dışı.

Konu çok!

Konu çok!

Fantastik ya da bilimkurgu dizisi çekerken bile işi bir yerden aşka bağlayıp dakikalarca bunu işleyebilirsiniz. Ya da tarihi bir dizi çekerken ana hikayeyi karakterin aşk hayatı üzerine kurabilirsiniz. Ama olayı başka açıdan görmek isterseniz konu çok!  Yani izleyicinin izleme alışkanlığını değiştirmek tamamen yapımcının ve senaristin elinde.

Artık adım adım işlenen karakter değişimleri, tarihi olayların perde arkası, bilimkurgu hikayeler revaçta. Dijtal platformlarla başlayan Türk dizilerinin değişimi, umalım ki televizyon dizilerine de yansısın ve Sera Kutlubey'in de dediği gibi karakterlerin aşktan daha önemli işleri olsun. Diziler aşk ve entrikadan fazlasını anlatsın.

Bu makaleye ifade bırak