Bir fotoğrafa, bir tabloya, bir sanat eserine nasıl bakılacağını öğrenmek istiyoruz. Sadece hobimiz olsa bile eğitim almak, bu konuda kendimizi geliştirmek istiyoruz. Bir esere nasıl bakmak gerektiğini bilmek için gerekeni yapıyoruz. Peki sürekli iyi gitmediği için mutsuz olduğumuz ilişkimize nasıl bakıyoruz? Farklı bir bakış açısını bile denemiyoruz.

Son gittiğim sergide sanatçının resim yaparken bir ifadesi olduğu söylendi. O ifadeyi siz bire bir alamıyorsanız sizin için değildir o eser. Baktığınızda resim size bir şeyler söylüyor, iletişim kuruyorsanız sizin içindir. Bakıp ne söylediğini hissetmek için çaba var burada. Ya ilişkilerimizde? Sadece şikayet ettiğimiz ilişkilerimiz için sanata baktığımız gibi “sanatsal bir bakış” geliştirebilir miyiz?

Her sanatın kendine özgü kuralları, bilimsel, tarihsel ve felsefi boyutu vardır. Çıkış noktaları farklıdır.

Contemporary’de hocamızın görüşme yaptığı Ardan Özmenoğlu post-itlerle bir tablo yapmıştı. Yaşadıklarımızdan yola çıkıyorum, hep post-itlerle birbirimize hatırlatma yapmıyor muyuz, kendimize hatırlatmalarımız da bu şekilde. Ben tablolarımla, çalışmalarımla yatıyor, onlarla kalkıyorum. Tatile bile gitmiyorum. Sanat benim eşim, kopamam derken heyecanını yansıtıyordu.

Orada ilişkilerimiz aklıma geldi. Bir zorunluluk muydu, istenmeden yaşanılan mıydı ilişkiler?

İlişkiler de sanat… Bir ilişkinin başlamasını düşünün… Bir ressamın tuvale bir fırça darbesiyle yansıttığı bir boya ile bir renk ile başlıyor her şey. Tamamen kendisini yansıtıyor sanatçı. İçinden geleni yapıyor, bu tablo nasıl satar, insanlar buna ne der demiyor.

Biz bir ilişkinin başında kendimiz oluyor muyuz? Yoksa karşımızdakinin bizi beğenmesi için kalıplar doğrultusunda gerekeni mi yapıyoruz? Değişiyoruz, ilk günkü ben ile bugünkü ben arasında fark var. Sonra da ilişkinin devamında tepki aldığımızda karşımızdakinin o farklılığı anlayamamasını biz hiç anlayamıyoruz.

İlişkimize sanatsal bir bakışa ne dersiniz? O halde bize yansıyan enerjiyi okumak, sevgi dilini bilerek onun sevgi diline uygun dil kullanmak, sizin ona yansıyan enerjinizi kendiniz olarak değerlendirip hissettiklerinizi ifade edip etmediğinizi değerlendirme zamanı.

Bir sanat eserine, bir tabloya baktığınızda güzeli arıyorsunuz, estetik değerlendirme yapıyor, o resmi anlamlandırıyorsunuz. İlişkileri de böyle anlamlandırabiliriz. Her anın, her davranışın, her sözcüğün güzelliğini, estetik tarafını görmek gerek. Yaşadıklarımız bizim seçimimiz, bizim değişimimiz herkesi değiştirecek. Seçtiğimiz kişi bizim seçimimiz. Onunla yaşamımızı yeniden anlamlandırmaya, ilişkimizi bir sanat eseri olarak görmeye var mısınız?