Bir insanın, hayatında hemen hemen hiçbir konuda karar hakkının olmaması öyle acı ki.  

Yurdumuzun ücra köylerinde yaşayan, köyden dışarı hiç çıkmamış, okumasına izin verilmemiş, zaten “ben kimim” diye sormasına bile fırsat verilmeden kendinden bilmem kaç yaş büyük bir adamın ikinci karısı olarak evlendirilmiş genç kızlarımızdan bahsetmiyorum şu anda. Bahsetmeye yüreğim yetmiyor.

Büyük şehrin göbeğinde yaşayan, adı “şehirli” olan genç bir kadından bahsediyorum.

Hayatında kendine ait tek kararı, evleneceği  adamı sevmek olmuş. “Seçmek” değil, “sevmek”. Bir çoklarına göre çok şanslı biliyorum. Okutulmaması gerektiğine başkası karar vermiş, kaç yaşında evleneceğine başkası. Tek şansı evlendirildiği insanı sevmek olmuş. Ona da karar vermiş zaten. “Seveceğim ki mutlu olacağım” demiş.  Kayınvalide, kayınpeder evine gelin gelmiş. Evde bir bekar abla, iki bekar erkek kardeş.

Kaçta yatacağı, kaçta kalkacağı kendi kararı değil. Kayınpederin uyanma saatine göre gelin ayakta olur-muş. Ne giyeceğine kayınvalide karar veriyor. Ne zaman, nereye gidileceğine karar veren yine onlar. Mutfakta ne pişireceğine, kendi annesini ne zaman göreceğine, komşunun geliniyle ne konuşacağına karar veren hep onlar.

 Ne zaman çocuk yapacağına yine evin büyükleri karar vermiş.  Bebek doğmuş, bebeği ilk kucaklayan kayınvalide. Sonrasında da bebek onun olmuş zaten.  Annesi emzirsin, büyüdüğünde yedirsin, yıkasın paklasın ama çocuk kayınvalidenin kucağında büyümüş. Neredeyse onu anne bilmiş. İzinleri ondan almış, gezmelere parklara onunla gitmiş. Öz annesi evde yemek, bulaşık, ütüyle uğraşırken, minik kızı babaannesinin elini tutup gitmiş gezmelere.

Sonra ikinci çocuk kararı çıkmış aileden. Bu defa erkek çocuk ısmarlanmış.  Erkek doğmuş, ikinci çocukla elbette işler artmış. Çocuklar babaanne ve dedeyle gezmelerde, koca kahvedeyken, zavallı kadının işi artık daha da çokmuş. Çocuklarını sevmeye bile zamanı yokmuş.

Çocuğuna “olmaz” dese, azar işiten kendisi.  Çocuklardan biri tökezlese,  ilk aklına gelen ne hesap vereceği.   Çocukları “babaannemi daha çok seviyorum” dediğinde yaşları içine akıtıyor çünkü ağlamaya da hakkı yok. Hiçbir konuda hakkı yok, kararı yok.

Ne kendi evinin kadını olmaya, ne çocuklarının annesi olmaya……   Hakkı yok, yok!

 Çünkü okumamış, okutulmamış. Okuyup da meslek edinememiş.

Hayatta tek kararı var. O da uygulayabilirse; Kızını okutup meslek sahibi yapmak.  Eğer devlet desteklerse….

Sevgiler