TDK güncel sözlüğüne baktığımızda ; gerektiğinde açılıp yatak durumuna getirilebilen koltuk, kanepe olarak geçiyor. 

Bir de olmazsa olmaz rüya tabirleri sözlüğümüz var. Bakın ne anlamaya geliyormuş rüyamızda çekyat görmek…”İş hayatında uzun bir süreden beri devam eden şanssızlığın yakın bir zaman içinde sona ereceğine, bu sayede ters giden işlerin normale döneceğine, uğranılan zararların telafi edileceğine, çok uzun bir zamandan beri beklenen hayırlı haberlerin en sonunda geleceğine, çok daha hayırlı ve güzel bir iş hayatına sahip olunacağına, atılan her adımda daha büyük başarılar kazanılacağına ve iş hayatı ile ilgili olarak çok daha deneyimli kişilerden fikirler alınarak adımlar atılacağına alamet eder..” diyor ortak yorumlar.

Efenim son olarak çekyat ile ilgili olarak birde bilimsel/teknik sözlüğümüze bakarsak eğer;

“Klik klak diye tabir edilen açılır-kapanır mekanizma üzeri yay, sünger ve kumaş döşenmesi ile birlikte kolçaklı veya kolçaksız oturma/yatma ünitesi.

Yataklı kanepelerle karıştırılmaması gereken bir mobilya cinsidir. özellikle 70’li yıllarda orta gelir düzeyindeki ailelerin tercih ettiği 2 parçadan oluşan bir şeydir.Parçalardan biri duvara dayalı kütüphane görüntüsü taşır, bundan bağımsız olan diğer parçanın bir kısmı bu kütüphane gibi bölümün altına sokulur, yatılacağı zaman çekilir. Daha çok yataklı kanepe gibi kanepe görüntüsünde değil de kütüphane önüne sedir konmuş görüntüsündedir.

Çekyatın familyasını incelediğimizde herhalde atası ‘Kütüphaneli Divan’ olsa gerek… Kanımca kütüphaneli divanın evirilmiş versiyonu çekyat desek de olur. Tabi baktılar kütüphanesi bakır, ibrik ve dantel dizmekten başka bi işe yaramıyor doğrudan koltuk/yatak fonksiyonlu birşeye dönüştürelim deyip bugünkü çekyat çıktı sanırım. Ve entellektüel kaygı da böylece tarihe gömüldü. Çekyata girmeden asıl malzeme olarak kütüphaneli divandan bahsedelim olur mu?
Efenim eskilerde döşekten,divan ve divandan çekyata geçişi aşamasında çok emeği geçmiş bir oturma-yatma mobilyası desek doğru olur. Bir nevi oturma mobilyasında ara akım gibi bişey aslında…

Karşıdan bakıldığında orta kısmına 32 ciltlik ana britannica ansiklopedisi sığacak genişlikte bir kitap bölmesi görülür. Fakat o bölmeye kitap koyan hiç kimse var mıdır bilemedim. Bölmeye genellikle danteller üzerine oturtulmuş bir vazo ve iki kenarında, alamancı dayının Almanya’lardan getirdiği iki adet cam kültablası,incik boncuk gibi bol tozlanan ve tozu iade etmeyen türde ıvır zıvırlar konurdu. O bölmenin iki yanında da ellişer santimlik iki dolap görülür. Bu dolaplar tam da aile fotoğraf albümlerinin konabileceği türden bir havaya sahip olup yanlarına da dikiş malzemeleri,misafir gelince çıkarılabilen iskambil kağıtları konursa tadından yenmezdi. Ayrıca atsan atılmaz satsan satılmaz, başlığında incelenebilecek bir sürü adı bilinmeyen eşya da bu dolaplara konurdu.Bu dolap ve kitap bölmesinin hemen altında iki adet daha büyük çekmecemsi dolap bulunur. Ve bu dolap kapaklarının kenarlarından onar santim boşluk bırakılmış orta kısmı kadife kaplı süngerle kapatılmıştır.Öyle bir kabartma desendi ki o yattığınızda yüzünüzde desenin şekli modern tatoo gibi çıkıveriyordu… Bu dolaplar nispeten daha büyük oldukları için içerlerine akşam yatarken kullanacağımız yorgan,battaniye,yastık gibi uyku gereçlerini koymak farzdı.

Gelelim en alt kademeye. Yani yatak kısmına. Bu yatak, güneş henüz ortalığı aydınlatır haldeyken ortalama 70 santim genişliğinde filandır. Ta ki Adile Naşit ablamız kuzucuklarım diyene kadar. O, kuzucuklarım der demez yatağın genişliği birden bire 110 santim olurdu. İncelersek, o kırk santimlik bölüm aslında o iki çekmecenin alt kısmına doğru giriyormuş! Sermet Erkin’in kulakları çınlasın iluzyon gibiydi. Yeni nesil için basit numaralar bunlar elbette. Onlar için daha Mandrake mobilyalar var şimdilerde. Deyip burada kütüphaneli divana virgül koyup asıl özne olan çekyata geçelim dimi…

Bence Çekyat ismini bulana ”Türk diline üstün hizmet madalyası” verilse yeridir. Meramını bu kadar iyi anlatan başka kelime var mıdır bilemiyorum doğrusu. Tam düz mantık, tam Türk mantığı. Çekeceksin ve yatacaksın. Ne uzatıyorsun öyle oturma grubu falan. Hem seni, oturma eyleminin grup halinde olacağı ön kabulüne hangi argümanlar ikna etti ki diye sormaz mı sana çekyat? Çok sade, anlaşılır, orjinal bir isme sahip eşya. Kullanım amacını belli ediyor. artık bu adı Türk Dil Kurumu mu verdi anonim mi onu da bilmiyorum.

Çekyatın ismini geçtim de asıl cismi enteresandır. Yani nakliye maliyeti kendi fiyatından fazla olan eşya olarak herhalde ev mobilyalarında özgül bir ağırlığı olan tek mobilya sanırım. Aslında yenisini al daha iyi. Neyse atamıyoruz da. Çok rahat. vs lerle avutuyoruz kendimizi.

Eşya mı buluş mu icat mı desem bilemedim ki şimdi. Ha kullananlar hayatından memnun olabilir o ayrı konu..Güvenilir olmayan kaynaklarıma göre ilk olarak gepetto amca pinokyo için yapmıştır bi tane.. Patenti ise bir Türk vatandaşına ait olan Avusturya kökenli icat.Bide bir fısıltıdır gidiyor. Neymiş Japonlarca bulunmuş güya..Efenim çekyatın birde acayip sesi vardır. Hani o yatma senomisi vardır ya… İşte o klik klak açmaya çalışırsınız siz tabi bilmezsiniz üst yada alt komşunuz gecenin bir yarısı, sabahın bir körü demeyip sizi bu sesten ötürü mücver yapmasına neden olacak kadar gürültü yaydığınız…

Estetik olarak bakacak olursak… Bence dekorasyon ruhunu baltalamış bir buluştur. Böyle bir buluş olması, oturma gruplarındaki yaratıcılığı uzun sure duraklatmış, hep onun üzerine gidilmesine sebebiyet vermiştir.Güzelim evlere kazık gibi konmuş ve üzerinde türlü aktiviteler yapılarak kendisinden istifade edilmiştir.

Gelelim asıl konuya yani işlevine veya fonksiyonuna : Çekyatın ana işlevi olarak alt kısımlarında yorgan, çarşaf, yastık saklamak denebilir, ancak ihtiyacınıza göre banyo, mutfak, vs. zerzevatı deposu olarak kullanırız.

Markalı olmasına dikkat edelim lütfen. Çünkü olmayanlarında yaylar ve mekanik sistem yan sanayi olduğu için geceledikten sonra bel bölgesinde şiddetli ağrıya sebep olabilir, sabah kalkıldığında eski oturulacak haline döndürürken “tut, kaldır, bırak” stratejisini uygulamak zorunda bırakabilir ve böylece her sabah “hroankgh” diye ses çıkaran çok fonksiyonlu oturgaca sahip olmuş oluruz. Sessiz olan modeli var mı bilmemekle birlikte zannetmiyorum .

Yurt dışında da pek tutulmayan bir ürün/buluş/icat/mobilya (bilemedim ne dimm diye). Yabancılar çekyatı ilk kez deneyimlediklerinde salonda oturdukları çekyatların gece yatağa dönüştüğünü görünce ve ağzı açık- sanki marsa uydu göndermişsin gibi bakıyorlarsa şaşırmayın derim.

Kim bilir daha ne tür aktivitelere gebe olmuştur çekyat… Anlatmakla bitmez, tadından yenmez, güldürse de fonksiyonu yadsınamaz bir dekorasyon gerçeği…