Botoks, dünyada 19. yüzyılın başlarından itibaren, ülkemizde ise 1985 yılından beri tedavi amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısında botoksun (Clostridium Botulinum adlı bakterinin salgıladığı bir toksin) kasları felç ettiği anlaşıldı ve  1970’li yılların ikinci yarısında ‘botulinum toksin’in kozmetik amaçlı kullanabileceğine ilişkin makaleler yayınlanmaya başladı.
 
Botoks, 1981 yılında ilk kez şaşılık tedavisinde kullanıldı. 1982 yılında ise FDA (Food and Drug Administration) tarafından şaşılık ve gözkapağı kasları spazmının tedavisinde kullanımı onaylandı. 
 
21. yüzyılın başlarında boyun kasları spazmının tedavisinde kullanılan botoksun alın, göz çevresi ve kaşlar arasındaki kırışıkların tedavisinde kullanılması 2012 yılında  FDA tarafından onaylandı. Günümüzde botoks, tüm dünyada estetik ve kozmetik cerrahi uygulamalarının yanı sıra çeşitli sağlık sorunlarının tedavisinde kullanılmaktadır.  
 
Kişiye Özgü Planlanır
Botoksun kırışık gidermedeki popülerliği ise son yirmibeş yılda artarak devam etti. Cilt gençleştirmeden sonra en çok aşırı terleme tedavisinde tercih edilen botoks uygulamaları, yüz estetiğinde en sık uygulanan tedaviler arasında yer almaktadır. Botoks uygulamaları ayrıca, idrar yolları hastalıkları (mesane sarkması), vajinismus ve migren tedavisinde kullanılan ve başarılı sonuçlar elde edilen güvenilir bir yöntemdir. Migren tedavisinde kullanılması, yüz kırışıklıklarına botoks uygulanan hastaların baş ağrılarında azalma fark edilmesi ile başlamıştır.
 
Yan etkisi yok denecek kadar az olan botoks uygulamalarında lokal enjeksiyon yerinde nadiren geçici kızarıklık ve morluk, parmak uçlarında birkaç gün süren hafif bir kas gücü azalması olabilir. 
 
Yüzde en sık botoks uygulanan bölgeler; kaş ortası, göz kenarlarında ince çizgiler (kaz ayakları), yatay alın çizgileridir. Ayrıca burun kökü çizgileri, dudak üstü çizgilenmeler (sigara içenlerde sık görülen) ve boyundaki yatay çizgilenmeler için de kullanılmaktadır. 
 
Botoks uygulamalarında tedavi kişiye özgü olarak planlanır. Hastanın yaşı ve cinsiyetine göre doz ayarı yapılmalı, uygulama noktaları belirlenirken yüzün simetrisi ve doğal yapısı korunmalıdır. 
 
Yüzünüzde Gençlik Işıltısı 
Botoks, Clostridium botulinum adlı bakteriden saflaştırılarak elde edilen bir toksindir. Tedavi sırasında bu toksin kaslara uygulanır ve bir sinir-kas uyarı blokajı oluşturulur. İşlem yapıldıktan sonra maksimum yedi gün içinde etkisini gösteren botoks uygulaması onbeş gün sonra tam anlamıyla oturur. Ancak yine de etki süresi hastadan hastaya değişiklik gösterebilir. Nadiren uygulama yapılan bölgede kızarıklık, bir-iki gün süren morarma ya da baş ağrısı görülebilir. Yine nadir olarak grip benzeri bir tablo gelişebilir. 
 
Botoks uygulamalarını güvenilir adreslerde ve uzman ellere yaptırmak önemlidir. Ehil ellerde yapılmayan uygulamalar arzu edilmeyen sonuçlara neden olduğu gibi, daha fazla özen ve tecrübe gerektiren bazı riskli bölgelere uygun olmayan şekilde uygulandığında kaş ve gözkapağı düşmesi gibi daha ciddi sorunlar yaşanabilir. Botoksun etkisi azaldığında bu olumsuzluklar düzelse de, ehil olmayan ellerde yapılan hatalı uygulamalar sorunlu ve can sıkıcı bir deneyim demektir.
 
Botoks uygulamaları sonrası kırışıklıklarda artma olmaz. Ancak uygulamanın etkisi azaldığında var olan kırışıklıklar geri döner. Ara verilmeksizin yapılan düzenli uygulamalar bu geri dönüşde de belirgin bir azalma sağlar.
 
Botoks tedavisinin kalıcılığı kişiye göre dört  ila sekiz ay arasında değişir. İlk seans sonrası bir sonraki işlem genellikle üç ay aradan sonra yapılır. Sonraki seanslar ise altı ay ara ile yapılmaktadır. Uygulama sayısı arttıkça tedavinin kalıcılığı artar ve seanslar arası açılır, neredeyse bir ila bir buçuk seneye kadar uzayabilir. 
 
Prof. Dr. Şükrü Yazar
Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı