Kuru cilt diye sözlüğe baksanız karşısında Gizem Aydoğan yazdığını görebilecek kadar kuru bir cildim var.
 
Hele mevsim geçişlerinde burnum, kaşım, gözüm, karnım, bacaklarım yani her yerim pul pul dökülür. Kuru cilt demek aynı zamanda kaşıntı da demektir. Cildi kuru olanlar ne demek istediğimi anlayacaktır.
 
Kuru ciltli olmama rağmen de nemlendiricilerden de vücut yağlarından da pek hazetmem. O yağlı hissi sevmiyorum. Dünyanın öbür ucundaki balıkçıların, Everest'e tırmananların, deniz dibine dalanların, sıcak çöllerde gezenlerin; kimin olursa olsun önerdiği yağlar ve kremler genelde bana hep çok yağlı gelir. Dolayısıyla her seferinde kremlenenleri duydukça özensem ve duştan sonra bütün vücudumu nemlendirsem de maksimum 10 dakika dayanabilir ve kendimi tekrar suyun altında sabunlanırken bulurum. Beğendiğim ve cildime iyi gelen nemlendirici ve vücut yağları sayılıdır.
 
Yine bir gün bu fikrimi değiştirecek bir ürün de var mıdır diye düşünürken Bio Oil'in deneme ürünü geçti elime. 
 
Gelen ürünleri mutlaka dener, yorumlarımı da kah sevdiklerimle kah sosyal medyada paylaşırım. Marka üreticileriyle de mutlaka iletişime geçer geri bildirim veririm.
 
Bio Oil'i de geçen gün deneme fırsatım oldu. Önce kokusuyla tavladı beni. Minik bir şişesi var ama banyo buram buram çiçek koktu. Duştan sonra tepeden tırnağa bir güzel sürdüm. Başladım beklemeye. O vücut yağlarından nefret eden ben Bio Oil'i denedikten sonra lafımı aynen geri alıyorum. 
 
Kuru bir cildiniz varsa ve benim gibi yağlı kalma hissinden hoşlanmıyorsanız Bio Oil'i mutlaka deneyin derim. Öyle hızlı emiliyor ki sürdünüz mü sürmediniz mi anlamayacaksınız bile :)
 
Teşekkürler Bio Oil, bundan sonra en sıkı takipçilerindenim!
 
Gizem Aydoğan