Mabel Matiz'in Maya albümü 2. CD'ye metaforik bir bakış

Mabel Matiz'in yeni albümü Maya'nın ilk CD'si hakkında şöyle bir yazı yazmıştım: http://www.milliyet.com.tr/mabel-matiz-in-maya-albumu-1--cd-ye-metaforik-bir-bakis-molatik-8682/ Bu yazıya başlamadan önce okumanızı öneririm. 

Mabel Matiz'in Maya albümü 2. CD'ye metaforik bir bakış

Popüler kültürün oluşumuna ve döngüsüne dair bir not 

Düşünür John Filke, “Popüler Kültürü Anlamak” adlı kitabında popüler kültürü yaratanın kültür endüstrisi değil, halkın içindeki asiler olduğunu dile getirir. Denim kumaştan üretilen kot pantolon önce sıradanlaşmış olan yerine farklı olanı giymek isteyen bir profil tarafından benimsenmiş, yönelimi sezen kültür endüstrisinin parçası sanayiciler tarafından üretilmiş ve sunulmuş, genele yayılmıştır. Bundan sonraki süreçte asilere düşen iş, kot pantolonu bozmak; yırtmak veya boyamak; sanayicilere düşen işse, bu kez yırtık kot pantolon üretmek ve yaymaktır. Popüler kültür döngüsü, bu şekilde sürer gider.

Farklı bir müzik peşindeki gençlerin, kurdukları orkestralarla türküleri çok sesli ve beat tarzda düzenlenmesiyle ortaya çıkan, hemen peşinden gelen süreçte de özgün bestelerin üretildiği Anadolu Pop, toplumdaki teveccühü gören kültür endüstrisinin, bunu hedef kitleye servis etmesiyle de kısa zamanda tüketiciler arasında yayılıp popüler kültür unsuru olmuştu. Marjinalliği gitmiş, sıradanlaşmıştı. Bu kez, dönemin müzikte trend belirleyici figürleri olan, içinde Anadolu Pop’un ilk halini sunmuş isimlerin de bulunduğu sanatçılar, çerçevenin içinde oluşturdukları reaksiyonla bu müziği kültür endüstrisinin öngörmediği iki biçimde evriltme yoluna gittiler. Anadolu Pop’un müzikal evrilişi temelde iki kanaldan olmuştu: Progressive ve Politik.

 

 

Politik taraf başlarda müziğin rock unsurlarını biçimsel olarak korurken, yaklaşımı sözel-öyküsel yapıda sol-devrimci bir çizgiye çekmiş; ardından da bu müziği, aranjmanlarda geleneksel sazların ağırlığının arttığı bir yöne götürmüştü. Yansımasını plak kapaklarındaki fotoğraflarda, şarkıcının elindeki enstrümanın değişimi üzerinden de görebileceğimiz bu süreçte enstrüman gitardan bağlamaya dönüşmüştü. 

Progressive tarafın asileri ise türü, synthesizer ve synth sesler, psychedelic unsurlar koydukları, marjinal sayılabilecek; sürreal sözler, atonal melodiler ve müzik dışı efektlerin dahil olduğu yeni bir noktaya çekmişlerdi. Şimdi kültür endüstrisi bunu pazarlayıp meşrulaştıracaktı. Bu süreçte, psychedelic etkiler anaakım popta ya da arabeskte de kullanılmaya başlandı.

 

 

Gülden Karaböcek, 1970-80 aralığında Anadolu Pop yelpazesinin farklı kanatlarında yaptığı çalışmalarla olduğu kadar, içinde bulunduğu türün adeta dokusunu yansıtan ses tonuyla dönemi tanımlayan vokallerden biriydi.

 

Kalbime Azap

 

 

Son on yılda üretim tüketim ilişkileri içinde kolaycılığa yaslanıp tekrarlarla kısırlaşan Türkçe Pop, paralel kanallarda piyasaya nefes aldıran pek çok farklı iş yapılmasına rağmen anaakımda bunlardan beslenemiyordu. Pop müziğin en önemli mevsimi olan yaz bile son yıllarda, yeterince bereketli değildi. Aksini düşündüren birkaç iş yapılmışsa da hit kavramının içini yeterince dolduramayan, liste ömrü yıllar içinde daha da kısalmış, yapımcı tarafından “tık”, fan kanadından sosyal medya destekli “hit” şarkılar, beğenilmekten öteye geçemiyor, eski hitlerin ilk dinlemede yarattığı aşk ilişkisini dinleyiciyle kuramıyordu. “Nerede o eski şarkılar” sitemi, başta 90’lar olmak üzere 80’ler ve 70’lerin müziklerini güncel tutan radyo kanallarını, online müzik platformlarındaki nostaljik listeleri gündeme getirmişti. Bu arada, merkez popta 2000’lerin başından bugüne, geçmişteki pek çok akım veya dönemden izler taşıyan yeni işler yapılmış, fakat psyhcedelic’e dokunan olmamıştı.

Mabel Matiz iyi bir söz yazarı ve iyi bir besteci olmasının ötesinde çok iyi bir şarkı tasarımcısı. Albümün konseptinin içini doldururken şarkıların hangi biçimde sunulacağına ilişkin, geçmişindeki çokkatmanlı dinleyici kimliğinden yararlandığı özel bir bakışa sahip. Kalbime Azap’taki Gülden Karaböcek faktörünü bu gözle değerlendirmek lazım.

Popüler kültürün oluştuğu döngüye dönersek, Mabel’in merkez poptaki sıkışmışlığa nefes aldıran konsepti Maya, üreticisinin “asiliğinden” kaynaklanıyor. Popüler alanda hâkim olan pop’a tepkinin sonucu. Öte yandan bunu yine pop kalıpların dışına çıkmadan yapıyor. Popüler kültürün günümüzdeki en önemli yayıcısı sosyal medyayı etkin kullanıyor. Bunu yaparken izlediği yol, popüler kültür tüketicisinin tam da istediği şey: Tüm ayrıntılar. Yaptığı paylaşımlarla hem kendisinin hem de şarkıların kabuğunu soyarak özünü göstermeye çalışması, bu kez gözünü diktiği alanın tam da burası, yani merkez olduğunu düşündürüyor.

Maya’nın dönem göndermeli kurgusu içinde Kalbime Azap, yaydığı duyguyla 1980’lerin başından depresif bir aşk şarkısı gibi. Yazının başlarında 80 darbesini takip eden süreçte çıkan albümlerin karamsar atmosferinden söz etmiştik. Bu şarkı işte o çerçevede değerlendirebileceğimiz bir ürün. Gülden Karaböcek’in sesine verilen eskitme efektiyle, bugünle o gün arasında sanki zamanlar arası bir iletişim kuruyor. Albümün kışın kliplenecek şarkılarından olması gerektiğini düşündüğüm Kalbime Azap’ın içindeki bu çift zamanlı his, sinematik bir bakışla klibe de yansıtılmalı.

Metaforik Eşleşmeler: Kış, otobüs yolculuğu, Balina kasa O 303, mola, demli çay

 

Boyalı da Saçların

 

 

Mabel’den Ege Türküsü... Mabel Matiz’in bir şarkı tasarımcısı olduğundan söz etmiştik. Bu çerçevede Boyalı da Saçların’da Sabi Saltiel’in teknik desteğiyle, şarkı boyunca akıp finali de tek başına yapacak olan motifi kullanarak önce hikâyenin geçeceği hattı çiziyor. İntrosunda yaylı tamburun çaldığı melodiyle yapılan tasvirin ardından âşık derdini anlatmaya koyulurken, yaylı tambur da ona cevaplar veriyor. Şarkı, yoksunluğun ve ihtiyacın ifadesi olan bir çağrıyla başlayıp, köprünün ardından gelen nakaratta siteme ulaşırken, hemen ardından gelen bölümde kendine isyana varıp tamamlanıyor, derken önümüzde bambaşka bir kapı açılıyor: Zurna!

İnceden kalına her biri farklı tonda sesler veren çeşitlere sahip bu enstrümanın en ince ses veren “zil zurna” türüyle icra edilmiş olan aranağme, aşığın perişan halini en tiz perdeden çığlık çığlığa bağırıyor.

Metaforik Eşleşmeler: Yaz, Efe, defne, zeytin, düğün

 

Yaban

 

 

Gitar ve davul, beat müziğinden itibaren popun genel karakterini çizen iki temel enstrüman. Bu ikili üzerinden kurulmuş aranjman, şarkı boyunca synth bass’lar ve yardımcı synth’lerle destekleniyor. Baştan sonra çok zengin bir melodi çeşitliliğiyle karşılaştığımız Yaban, peş peşe gelen bölümlerle şaşırtıyor ve bir kulak orgazmı yaşatıyor. Korhan Futacı’nın outroda saksafon solosuyla gövde gösterisi yaptığı kısımla finale giden şarkı, kurduğu renkli dünya son notayla bittiğinde dinleyicisine bir boşlukta kalma hissi yaşatıyor. Muhtemelen de tekrar dinleniyor.

Orta vadede albümün öne çıkacak şarkılarından biri olan Yaban, sözel yapısında hüzünlü bir aşkı anlatırken, aşkın üçüncü kişiler nezdinde yoruma açık yanından şikayetlenip bağışıklık kazanılamayan tarafından dem vuruyor.

Metaforik Eşleşmeler: Kayahan, İskender Paydaş, gece, rüya, vuslat

 

Pembe

 

 

Pembe, intro melodisinden itibaren Mabel Matiz’in ilk dönem besteleriyle etkileşim içine giriyor. Baştaki bu minimal ve naif melodi ilk gençlikten çıkıp gelmiş gibi. Şarkı, belki de hikâyenin söyleyenine değil söyletenine bakmayı gerektiriyor, çözümleme aşamasında. Nitekim sözel düzlemde anlamlar oluşurken “önündeki denizi göremeyen” bu yüzden de denize açılamayan muhatapla tanışıyoruz.

80’lerin bateri, sintizayzır, gitar; şarkıcıya eşilikte de geri ve solo vokallerin öne çıktığı “Teen Pop”una göndermeler içeren aranjman yapısı, Yıldızların Peşinde şarkısıyla birlikte sözünü ettiğimiz döneme göndermeler yapıyor.

Metaforik Eşleşmeler: İlkbahar, meltem, Akdeniz

 

Sarışın Değil

 

 

Albümlerin yayınlanmasının ardından genelde karşılaşmadığımız bir süreci doğurdu Sarışın Değil. Kendiliğinden albümün PR çalışmasını yürüten bir şarkı olarak belirdi. Caps’lere konu oldu, üstüne geyikler döndürüldü. Önceki albümdeki “Sarışın” şarkısından yola çıkarak yapılan “Sarışın mı, değil mi?” “Kararlılıkta Mabel Matiz gibi olun” gibi ilk paylaşımların üstüne pek çok çeşitlemesi yapıldı bu caps’lerin.

Mabel’in “Gök Nerede” albümünün şarkılarından Sarışın’la müzikal bağlantısı olmasa da, öyküsü itibariyle bir devam şarkısı olan Sarışın Değil, yakıcı nakarat melodisiyle selefinin katbekat önüne geçiyor.

Perdeli cümbüşün çaldığı bir aranağme ile açılan şarkıda A bölümü, uzun bir müzik cümlesiyle B bölümüne “evrilirken” şarkı nakaratla ilk yarının trafiğini tamamlamıyor ve bir sürpriz yaparak viyola partisini karşımıza çıkarıyor.  Nakaratla melodik açıdan patlama yaşan şarkı, bu ezgi kümesiyle daha da parlıyor. Bu kısım ayrıca finale gidişte aranağmenin fonunu oluşturuyor.

Metaforik Eşleşmeler: Yaz, Belalım

 

Mükemmeli

 

 

Albümün çıkmasına yakın zamanlarda Mabel Matiz’in konser repertuarına dahil ettiği yeni şarkıların ilklerinden olan Mükemmeli, Sabi Saltiel’in manipüle ettiği Hint müziği göndermeli bir sample melodiyle açılıyor. Şarkı yine uzak doğulu bir ara nağmenin ardından nakarata dönüş yapıyor. Nakaratın tekrarları sürerken Emin İnal’ın synth melodisiyle final yapıyor.

Sözlerinde karikatürize edilmiş bir özeleştiriyi yansıtan şarkı, günümüzün ilişki kültürüne de göndermeler yapıyor. İnsanları en şahane fotoğraflarıyla görücüye çıktığı çöpçatan aplikasyonlardan yansıyan ihtimal zenginliği, oluşan “Seçenek çok, daha iyisi mutlaka var” algısıyla ilişkilenmenin önüne geçebildiği gibi, var olanın da taraflarca kolayca yıkılmasına neden olabiliyor. Sanal ya da gerçek, oluşan döngü içinde mutlu sona varamayan bireylerin resmini çeken şarkı müzikal kompozisyonla, sözlü yapının uyum içinde aktığı sosyal mesajı da olan bir eğlencelik.  

Metaforik eşleşmeler: Tinder, match; Tinder, match…

 

 

Yıldızların Peşinde

 

 

“Başla benimle soyunMaya” diyen, içinde Maya olan şarkı.

Bundan üç yıl kadar önce “Yıldızların Peşinde” demosunu dinlediğimde Mabel, şarkının olası düzenlemesine ilişkin tarzı “Uzay müziği gibi hayal et!” şeklinde ifade etmişti. Bu da bana, bizi efektler ve synth’lerle süslenmiş bir popun beklediğini düşündürmüştü. Öte yandan şarkıyı dinledikten sonra, sanki bir tanesini yeni dinlemişim gibi bir Madonna şarkısı daha dinlemek istemiştim.

Türkiye’de 80’lerin başında karamsar ve depresif oryantalist bir kanaldan akan popüler müzik, batıda “Pop” başlığı altında Glam Rock’tan Synth Pop’a köprüleniyor, “New Romantics” diye anılacak gruplarla yeni bir kimlik kazanıyor, 80’lerin ortasına doğru elektronik davullarla şeker pembesi sentetik bir tada ulaşıyor, bireysel konuları öne çıkaran yeni bir dans müziği oluşuyordu. Saç bantlı, vatkalı; kazağın pantolonun içine sokulduğu, biraz daha uzun sürse ceketin de pantolonun içine gireceği bir modayla eşlik edilen ebedi ergen 80’ler müziği, bu on yılda kendi karakterini ve hatta hızını alamayıp zaman zaman kendi karikatürünü bile yarattı.

Farklı coğrafyalarda, mutlaka farklı içerik ve düzeylerde bireysel özgürlüklerin ifade edildiği, duvarlarla beraber tabuların da yıkıldığı bu yıllar, bireyselleşmeye giden yolda bir ilk adımdı.

Dildeki tabuların bir kısmının ortadan kalktığı, cinsel yönelimlerin sınıflandırıldığı; feminizm, antimilitarizm, ekoloji, insan hakları gibi kavramların gündeme geldiği öznenin kendisi için uyanışının ilk yıllarıydı 80’ler. Öte yandan gerçekten hep beraber bir yıldızın peşine düşmüştük: Halley!

Yıldızların Peşinde’de aktarılan hikâyenin gerçekteki fonunda bunlar vardı. Zeki, Sezen, Ajda, Türkan, Barış, Aysel ve Müjde zaten çoktan yıldız olmuş parlıyorken, Tarkan’ın ışık saçacağı yıllar da yaklaşıyordu. Bizse, yıldızların aydınlattığı gök kubbenin altında kendi hayallerimizi kuruyorduk. Kendi ışığını saçmanın tek yolu yanabilmekten geçiyordu, öğrenecektik.

Metaforik Eşleşmeler: Prenses Stephanie, blue Jean, Geleceğe Dönüş, Modern Talking, Kara Şimşek,

 

Kara Beyaz Kedi

 

 

Kara Beyaz Kedi, Mabel’in kendisi olma yolunda geçtiği merhalelerle ulaştığı mertebeyi hikaye ettiği; insanın siyahla beyazı, iyiyle kötüyü; güzeli ve çirkini, kazanç ve kaybı en nihayetinde de tanrıyı ve şeytanı aynı bünyede birlikte barındırdığını, “kara beyaz kedi” metaforu üzerinden anlattığı, insanı ancak kendini kabulün ve özsevginin özgürleştireceğini iddiasız bir naiflikle dile getirdiği, eşsiz bir şarkı olarak diskografisinde yer alacak.

Metaforik Eşleşmeler: Ying Yang

 

Canki ve Comme un Animal

 

 

Ya da Mabel Harikalar Diyarında!

Albümün sonuna doğru Mükemmeli’yle başlayan bir sıralamayla, Mabel’in kendi gerçeğini  anlamlandırma serüveninde ona eşlik ediyoruz. Somuttan soyuta doğru açılan bir “fark ediş-çözümleme” döngüsünün içinde görüyoruz onu. Her şarkıda biraz daha yol aldığı, yakın geçmişten (Mükemmeli) uzak geçmişe (Yıldızların Peşinde); oradan ta içine (Kara Beyaz Kedi) yaptığı bu yolculuktan iyileşip döndüğüne tanık oluyoruz. Bir anlamda özgürleştiği bu serüven, onu korkmadan çekinmeden daha açık konuşmaya başladığı belki de şeffaflaştığı bir noktaya ulaştırıyor. Cesurca erotolojinin sularına daldığı bu tramplen belki de gerçek bir sıçrama tahtası olacak ve Mabel’i yeni ifade yollarına ulaştıracak.

 

NETİCE

MAYA, dinledikçe açılan bir albüm.

Mabel Matiz’in kendi içindeki dönüşümünün birinci elden tanığı.

Türkçe Pop tarihine dair bir güzelleme.

Merkez popu değiştirme yönünde iddiası olan, içinde kuvvetli dayanakları da bulunan bir başyapıt.

Ellerine sağlık.

 

Bu makaleye ifade bırak