Memlekete daha çok cami yapılması lazım.

 Çünkü görünen o ki, avlulara bırakılacak çok bebek   olacak.

Çünkü kürtaj yasaklanacak.

Yani ya daha çok bebek terk edilecek ya da daha çok kadın ölecek.

Tecavüze uğrayan kadın,  tecavüzden kendine kalan çocuğu  doğurma riskini göze alamayacak, belki de intiharı seçecek.

 Tecavüzcü sapık, tecavüz ettiği kadının doğurup da kendisine açacağı  velayet davasını, ödeyeceği nafakaları düşünüce, kadının yaşamasını tercih etmeyecek.

Aslında sokağa çıkması bile yasak olan, zaten çıksa bile yaşadığı köy iki sokaktan ibaret ve dolayısıyla tecavüzcüsü amcası, dayısı ya da dedesi olan kızlarımız var bu memlekette…..

Sakat bir çocuk doğurmaya mahkum edildiği için ölümü seçecek belki de.

“Sapık” dediğimiz tecavüzcüsüyle evlendirilmeyi,   aslında bir suçlunun suçuna ortak olmayı, suçun ürünü olan bir çocuğa, babasını sevmeyi, saymayı öğretmeyi kaldıramayacak kadınlarımız.

Ne denli yanlış olsa da, gençlik hatası bir birlikteliği, doğurmak zorunda kaldığı için evliliğe taşımak zorunda olan, dolayısıyla eğitiminden kalacak, belki de ailesi tarafından reddedilecek genç kızlarımız  var.

Ya da gizlice doğurduğu çocuğu, evine götüremeyip cami avlusuna bırakıp kaçacak. Ancak böyle baba evine yeniden girebilecek.

Peki, erkek evlenmezse, belki de ortada bile yoksa, kürtaj hakkı elinden alınan kadın ne yapacak?

Devletin yasak dediği kürtajı, merdiven altı mikrop yuvası odalarda yaptırmak için can verecek  kadınlarımız.

Sırf kürtaj yasak olduğu için doğacak sakat çocuklara bakamayacak, o yavruların ihtiyacı olan özel bakımı, sevgiyi veremeyecek  genç kızlarımız,  babalık yapamayacak oğullarımız var. Onlar da caminin yolunu tutacaklar…

Zaten boşanmaların arttığı ülkemizde, kürtaj olamadığı için evlenmek zorunda kalan, evlilik bitecek olmasına rağmen, kürtaj olunamadığı için doğurulan,   yani çok daha fazla çocuk  ya boşanma travması yaşayacak  ya da sevgisiz bir anne baba arasında büyüyecek.

Devlet kürtaj yasağı sebebiyle doğabilecek bu durumlardan hangisini çözecek, kaç kadına, kaç çocuğa sahip çıkabilecek?

İyi ama neden?

Bir kadının, hatta bazen bir çiftin mahremiyetine bu kadar girmek neden?

Bakılamayacak, sevilmeyecek bir çocuğun doğumunda diretmek neden? Bu önce çocuğa haksızlık değil mi?

“Sakat çocuklara gerekirse devlet bakar” cümlesinin içimize su serpmesi mi gerekiyor. Sağlıklılara ne kadar bakıldı ki. İyi bakılabiliyor olsa  özel hastanelere, özel okullara mahal kalır mıydı hiç?

Nüfusumuz artsa ne olacak ? Niteliği bırakıp nicelikle mi övüneceğiz şimdi ?  80 milyon olduk da ne oldu ? Artan işsizlik, artan trafik, artan boşanmalar ama azalan refah seviyeleri.

Kadının hakkı sadece 8 Mart’ta mı var. Kendi bedenimiz üzerindeki haklarımızı elimizden almaya çalışanlar, çalışanlar daha yeni,  8 Mart’ta bizi kutlamamışlar mıydı?

 

Sevgiler