Manto limanı: Portmanto
İsmini de pek doğru telaffuz edemeyiz ya.. Fortmando deyip kestirip atarız genelde…
 
TDK güncel sözlükte baktığımızda;  Palto, şapka vb. şeyleri asmak için yapılmış, raflı, bazıları aynalı askılık olarak karşımıza çıkıyor. Özünde etimolojik olarak anonimleştirirsek bu sözcüğü iki veya daha fazla sözcüğün bir araya getirilip kaynaştırılmasıyla elde edilen yeni sözcük de diyebiliriz. Bazı sosyal medya platformlarında portmanto için manto limanı kullanımı da yaygın olarak görülmektedir.
 
Portmanto özel olup bir eve girdiğinizde genellikle sizi ilk karşılayan eşyadır. Ve sizi finalde de uğurlayan eşya olma özeliğine sahiptir. Bu mobilya mevsime göre şişmanlayıp zayıflayabilen özelliğe sahip olup portmanto özelilikle kış aylarında en obez durumda olur. Hatta mutfak ile antre yakın olduğundan ötürü, mutfakta pişen kızartma türüne göre de portmantoda asılı kıyafetleri üzerine koku sinmesin diye kurtarma operasyonları da yaptığımız zamanlar olur:) Haksız mıyım:)?
 
Duvar saatgillerin öten türü: Guguklu saat
TDK güncel sözlüğe bakıyoruz ve karşılığında ; ‘’Açılan küçük kapıdan veya pencereden bir guguk kuşunun çıkması ve ötmesiyle saat başlarını ve buçukları bildiren saat’’ saat olarak çıkıyor.
 
Guguklu saat için belki de en yakışık ve tecrübe ile sabit bir anonim tanım der ki; akrebin yanı sıra içinde bir de kuş barındıran, saat başlarında kuşun dışarı çıkıp hava aldığı, akrebinse “full time” mesaisini sürdürdüğü ortak yaşam formu.
 
Duvar saatgillerden bir saat. Eskiden hatırlarsak malum yokluğun bile yok olduğu dönmelerde misafirliğe en çok gitmek istediğimiz evler arasında guguklu saati olan evler bulunurdu.
 
Malum bu duvar saatinin  komşulara da  faydası olurdu. Mesela üst katta saatin kaç olduğunu anlayabildiğiniz tek saat budur. Birde insanı gıcık veya sinir eden tarafı da yok değildi.  Yaptığı tik-taklar ile uyku kaçıran haller mi desem, yattığınız yerde sürekli katilin ayak seslerini duymayı bekleten ve en gerginleştiğiniz saniyede de kalbinizi durduracak şekilde guguklayan mı desem.. Desem desem bitmiyor.
 
Aynı zamanda bu saat türü mekaniktir. Yani kurmalıdır. Ve pilleri bitmez.
 
Müzellik olarak ise ; uzun sarkaçları vardır, biri guguk kuşunun yaşaması için, diğeri de saatin durmaması için. “Carrrrrrrr” diye çekersiniz usulca, saatiniz yeniden kurulmuş olur.
Sarkaçlar ağırlığınca zaman içinde yeniden yere iner, tekrar kurarsınız ??Hayat böyle akar gider…
 
Eğer işin meraklısı iseniz ; tik tak eden o diğer minik sarkaçta ince ayar vidası vardır, ileri gider ya da geri kalırsa saatiniz oradan minik sarkacı ayarlar, saate doğru zamanı göstermesi için bi nevi komut vermiş olunur..
 
Yatak gelinliği: Cibinlik
Eveeet geldik son dekoratif unsura:)
 
Sıkı durun!
TDK ne demiş bakalım?
‘’Sivrisinekten ve başka böceklerden korunmak için yatağın üstüne ve yanlarına gerilen çadır biçiminde tül..’’ TDK’nın güncel sözlüğü güzel ve anlamlı bir tanım bence…
 
Ben yine dayanamayıp bu orijinal dekorasyon unsuruna bir anonim tanım yapmak istiyorum izninizle:)
 
Bence Cibinlik: Sinekten korunmak için icat edilmiş güzel buluştur. Fakat bir sorunu gözden kaçırmamak gerekir diye düşünüyorum. Sineğin cibinliğin yırtık olan bir yerinden içeri girmeyi başarma olayı!
 
Bir de cibinlik kullanımı biraz enteresandır. Yani kültürünü edinmek gerekir  diye düşünürüm hep. O tülü kaldırıp içine girmek için oldukça atik davranmanız gerekir, zira süzüle süzüle girmek randımansız bir eylem olabilir. Ayrıca sadece sivrisinek değil, başka havada uçuşan mahluklardan da korunmanızı sağlar bu narin cibinlikler.
 
İnternette gördüğüm en güzel tanım ise: Yatak gelinliği.
 
Bir de bu dekorasyon unsuru çocuklara oyuncak olabilme potansiyeline sahiptir:)