Baş ağrısı, tüm dünyada çok sık görülen nörolojik bir durum olup, toplumun %90’ından fazlasında yaşamın bir döneminde görülmektedir. Migren tipi baş ağrısı, binlerce yıldır bilinen, insanoğlunun en eski hastalıklarındandır. Tek taraflı ağrı olması nedeniyle ‘bir başın yarısı’ anlamına gelen ‘hemikrania’ kelimesi kullanılmaktadır. Migren, Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization-WHO) tarafından iş yapamamaya yol açan hastalıklar arasında 19. sıraya (kadınlarda 12. sıraya) yerleştirilmiştir.

Migren ile ilgili auralı ve aurasız olarak iki klinik sendrom tanımlanmıştır. Auralı migren, sıklıkla görsel alan nöral fonksiyonlarda bir bozukluk ile başlar ve 1-2 dk içinde hemikraniyal ağrı veya vakaların 1/3’ünde bilateral baş ağrısı, bulantı ve bazen kusma ile devam eder. Baş ağrısı birkaç saat ya da 1-2 gün kadar sürebilir. Aurasız migren, ani başlangıçlı, dakikalar veya daha uzun sürede gelişen bulantı veya kusmanın eşlik ettiği hemikranial ağrı ve daha az sıklıkla jeneralize baş ağrısı ile karakterizedir, daha sonra auralı migren gibi aynı geçici paterni takip eder.

Migrenin tedavi yaklaşımları arasında egzersiz, manuel uygulamalar, elektrofiziksel ajanlar, ilaç tedavisi, gevşeme, biofeedback, düzenli bir yaşam sürme, ve stres yönetimi bulunmaktadır.

Manuel terapi, migrende uygulanabilecek bir tedavi yaklaşımıdır. Servikal ve torakal bölge mobilizasyon manipülasyonları, kraniosakral terapiler, kas enerji teknikleri terapide etkili olabilmektedir. Migren için manuel terapi üzerine yapılan randomize kontrollü çalışmalar sistematik olarak gözden geçirilmiş ve migrenin profilaktik tedavisinde manuel terapinin ilaçlar kadar eşit derecede etkili olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.