Başkalarının görüş ve tecrübelerinden faydalanmak iyidir. Görüş açımızı çeşitlendirerek olaylara farklı açılardan bakmayı öğretir. Özellikle çocukken büyüklerimizden gelen görüşleri dinlemek çok faydalıdır. Hepsi de kısa sürede dünyaya adapte olmamıza yardımcı olurlar. 

Yetişkin olduğumuzda ise bunun tam tersi, başkalarına ait görüşlerin sorgulanmasında fayda vardır. Bu durumu çok yakından deneyimlemiş bir kişi olarak size şunu söyleyebilirim ki; aranızda hala büyüklerinin sözünden çıkmayan yetişkinler varsa şimdi olmasa bile ilerleyen yıllarda başınızın derde girebileceğini şimdiden kabul edin. Neden mi? 

Çünkü başkalarının görüşleri her zaman kendi bildikleri, düşünce ve duygu sistemi ile sınırlıdır. Bu yüzden de verilen görüşlerin sizin için yüzde yüz doğru olacağından emin olamazsınız. (Bu konuda daha fazla bilgi “Bir Saniye Hayat Kurtarır” isimli yazımda yer almaktadır.) Her insan sadece kendisi için doğru olanı bilebilir. Bilinen aydınlanmış kişilerden Buddhayaşadığı sürece paylaştığı öğretilerin sorgulanmasından yana olmuştur. Buddhadahi öğretilerinin sorgulanmasını önerdi ise başkalarından aldığımız görüşleri sorgulamamak yanlış olacaktır. Hatta sadece alınan görüşler değil bizi rahatsız eden her şeyi sorgulamak gerekir.  

Sorgulamak bilgelik kazandırır, bilgelik de hayat kurtarır. Mesela bazı kişiler size karşı saldırganca (agresif) davranmış olabilir. Her kim saldırganlaştı ise bu onun geçmişte yaşadığı olayların bugünkü duygu ve düşünce sisteminde kendisini gösterme şeklidir. Verdiği tepkinin yüzde yüz olarak sizinle ilgisi yoktur. Bu yüzden de savunmaya ya da suçlamaya geçmeden önce olanlar sorgulanmalıdır. Örnek olarak, sizi gerçeğe ulaştıracak şöyle basit bir sorgulama yapabilirsiniz; 

Şimdi geçmişe gidin ve benzer durumu yaşadığınız halde size karşı saldırganca davranmamış bir insanı bulun. Böyle bir insanı bulduysanız; şu soruları yanıtlayın. 

Aradaki fark neydi? Neden birisi saldırganlaşıyor diğeri saldırganlaşmıyor? 

Bir de bunun tam tersi bir durumu düşünün. Geçmişte benzer durumlarda birisine karşı anlayış gösterirken diğerine karşı saldırganca davrandığınız mutlaka olmuştur. Peki, böyle bir durumda aradaki fark neydi? Neden birisine karşı saldırganca davrandınız diğerine karşı ise tepkisiz kaldınız? 

Tüm bunlar her kişinin geçmişteki deneyimlerinin duygu ve düşünce sistemine yüzde yüz etkisi olduğunu göstermektedir. Duygu ve düşünce sistemi de hareket tarzımızı belirler. Durum böyle olmasaydı benzer durumlarda her insan benzer tepkiyi gösterecekti. Peki, geçmişte yaşananların duygu ve düşünce sistemimizi etkilenmesini nasıl önleyebiliriz? 

Bana göre bu ancak o çok konuşulan “Anda Kalmayı” başarabildiğimizde gerçekleşebilir. Bu da bir sürü travma temizliği, sorgulama, analiz, arınma vb. gibi anlamına gelir. Bu çok zor, zaman alır diyorsanız o zaman; “O mu olmalı, bu mu olmalı, onun sözü mü bunun sözü hatta bir de benim sözüm mü?”Sorgulamalara son vermek gerekir. Her gün hatta her saat, “onun sözü, bunun sözü” tabii bir de “benim sözüme”bir sürü zaman ayırıyoruz. Nihayetinde yaşayacağımız günler sayılı. Bu sayılı günleri “o bana bunu yaptı, ben ona onu yaptım, şimdi ona neler yapmalıyım”gibi hiçbir zaman doğru sonuca götürmeyecek sorulara kafa yorarak geçirmek hayali düşmanlar yaratmaktan başka bir işe yaramıyor. Yazdıklarım aklınıza yattıysa şu soruları da yanıtlamanızı öneririm.  

Kişisel gelişiminiz, işiniz ve aileniz için ayırmayı planladığınız zamandan çaldığınız zamanları, hiçbir zaman kontrol edemeyeceğiniz durumlar için mi? Yoksa yaptıkları ve söylediklerinden bağımsız olarak insanlarla aranızdaki sevgi bağını daha güçlendirmek ve var olan sevgiyi görünür hale getirmek için mi kullanmak istersiniz?

Son olarak hangi yanıtın sizi daha çok koruyacağını sorgulamanızı öneririm.:))

Her Daim Sevgi ve Işıkla

Sibel KAVUNOĞLU