1. Aile Konutu Nedir?

Eşlerin, bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, aile yaşantısının merkezinde bulunan anılarla dolu meskene, aile konutu denilmektedir.

Bir konutun, aile konutu olarak nitelendirilebilmesi için; eşlerin söz konusu yeri mesken olarak kullanma niyeti taşıması, konutu ailenin ortak kullanımına özgülemiş olması ve konutun ailevi faaliyetlerin merkezi haline gelmiş olması gerekir. Bu sebeple ikincil nitelikte olan ve geçici konaklamalar yapılan yazlık, kışlık, yayla evi, dağ evi, devre mülk gibi meskenler aile konutu olarak nitelendirilemeyecektir.

Eşler, aile konutunu MK 186 gereğince birlikte seçebilecekleri gibi, birisinin seçtiği konuta diğerinin onay vermesi ile de aile konutunun seçilmesi mümkündür. Burada önemli olan konutun, eşlerin yaşantısının merkezinde bulunması ve bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirmek için özgülenmiş olmasıdır.

2. Aile Konutuna Dair Korumalar Nelerdir?

Aile konutu, taşıdığı sosyal ve ekonomik önem sebebi ile MK 194’de koruma altına alınmıştır. Nitekim MK 194 gereğince eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.Bu kapsamda;

a. Aile konutu olan taşınmazın eşlerden birisine ait olması durumunda;mülk sahibi eşin kişisel malı olsa bile, aile konutu olarak özgülenen taşınmazda diğer eşin açık rızası olmadan satış, bağış, ipotek tesisi ve benzeri tasarruflarda bulunulamayacaktır. Ancak MK 194 çerçevesinde sağlanan koruma, malik olan eşin sadece tasarruf işlemlerini engellemektedir. Aile konutunun maliki olan eşin, iradi olmayan işlemleri bakımından MK 194 hükmünün uygulanması mümkün değildir. Bu sebeple malik olan eşin borçlarından ötürü cebri icra yolu ile aile konutunun satılması, aile konutunun kamulaştırılması, konutun yıkılması ve benzeri şekillerde gerçekleşen irade dışı işlemlerde MK 194 gereğince koruyucu hükümlerin uygulanması mümkün değildir.

b. Aile konutu olan taşınmazın kiralık olması durumunda;kira sözleşmesinin tarafı olmayan eşin, rızası olmadan kira sözleşmesinin feshedilmesi mümkün değildir. Sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelebilir. Bu durumda kiralayan, kendisine bildirimde bulunan eşin rızasını almadan kira sözleşmesini feshedemeyecektir. Ayrıca kiralayana bildirimde bulunan eş, yapacağı bu bildirimle kira sözleşmesinin tarafı olduğu için eşi ile birlikte müteselsilen sorumlu olacaktır. Bu hususta aynı yönde düzenleme yapan BK 349’da kira sözleşmesinin tarafı olmayan eşin, bildirimle sözleşmeye taraf olması durumunda, kiraya verenin fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorunda olduğunu ortaya koymuştur.

Hem MK 194 hem de BK 349 hükmünde sadece kiracılık sıfatına sahip olan eşin, kira sözleşmesini feshedemeyeceğinden söz edilmiştir. Bu kapsamda kiraya verenin, genel nedenlerle kira sözleşmesini feshetmesi durumunda MK 194’ün uygulanma imkanı ortadan kalkacaktır. Söz gelimi kira bedellerinin ödenmemesi sebebi ile kiraya veren, kira sözleşmesinin feshi için yasal yollara başvurabilir. Artık burada MK 194 korumasından bahsetmek mümkün değildir. Ancak bu durumda kiraya veren, fesih bildirimini veya ilgili ihtarları hem kiracıya ve hem de bildirimde bulunan eşe ayrı ayrı yapmak zorundadır.

3. Diğer Eşin İzin Vermemesi Durumunda Ne Yapılabilir?

Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu kural emredici niteliktedir. Diğer eş tarafından verilecek rıza, işlem yapılırken verilebileceği gibi yapılan işlemden sonra da verilebilir. Burada verilecek rızanın “açık” olması şarttır. Ancak rızanın yazılı olması gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır.

Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir. Söz gelimi aile konutunun satılmaması durumunda ailenin ekonomik olarak zorluk yaşayacağını ispat edebilecek eş, hakimin müdahalesini isteyebilecektir.

4. Aile Konutuna Dair Korumalar Ne Zaman Başlar?

Aile konutuna dair korumalar, evlilik birliğinin resmi olarak kurulması ile birlikte başlamakta ve evlilik birliği süresince de devam etmektedir. Yargıtay içtihatlarına göre malik olmayan eşin, müşterek konutu terk etmesi durumunda dahi evlilik birliği devam ettiği için taşınmazın aile konutu olma özelliği devam etmektedir.

5. Aile Konutuna Dair Korumalar Ne Zaman Sona Erer?

Evliliğin birliğinin boşanma, ölüm veya evliliğin iptali gibi nedenlerle sona ermesi durumunda aile konutuna dair korumalar kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Benzer şekilde tarafların, evlilik birliği süresince oturdukları konutu aile konutu olmaktan çıkarmaları durumunda da aile konutuna dair korumalar, bu konut bakımından ortadan kalkacaktır. Bu tür durumlarda artık, malik olan eş, diğer eşin rızasına gerek duymadanaile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedebilir, aile konutunu devredebilir veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayabilir.

Mutlu Günler

Av. Yaşar ÖKSÜZ