Geçmişin Değil Zihnin Kodları

Şimdilerde şifalar revaçta olunca, her ne varsa geçmişe çapa atıp, orada bir neden buluyor ve arkasına dönüp ona el sallayarak veda ediyor herkes. Ve sanılıyor ki, geçmişten bugüne taşınmış bir kod vardı ve onu serbest bırakınca uçtu gitti kül oldu. Hatta daha da ilerisi “ay şifalandım, yenilendim.” sözlerine o an aşırı inanlar bile oldu.

Geçmişe el sallamak ve dönüp bugünü yaşayarak yarınlara yürümek şahanedir ama böyle yapılıyor olsaydı. Sürekli geçmişte yaşanmışlıklarda sebep aramak, “suçlu aramak” gibidir. Bugün, her ne kötü ya da eksikse geçmişte olmuş bir şey ya da duyulmuş bir söz bulmak ve bunu onun tam karşısına koymak en kolay iştir. Üstelik bu niyete girerseniz, aradığınız sebep her ne ise o duyguyu ya da nedeni mutlaka yaşam hikayenizde bir yerlerde bulursunuz. E insanız, bir duyguyu yıllara sari en az bir kez yaşamışızdır. Hayatında hiç utanmamış ya da pişman olmamış biri olabilir mi mesela?

Şimdi birincisi, sürekli geçmişte olmuş bir olay ya da tadılmış bir duyguyu şu anın mimarı kılmak yanlıştır. İkinci yanlış ise, hadi diyelim buldunuz, mimarı belirleyip ve suçlayıp “bundan oldu, şifa olsun” diyerek onu yenilemeden, yok etmeden ve yerine doğruyu koymadan el sallayıp devam etmekten medet ummanızdır. Bir yanlışın diğer yanlışı halatla çektiği bu yöntemden vazgeçmenizi şiddetle tavsiye edecek ve doğrusunu anlatmayı seçeceğim.

Yaşam hikayesinde olan her şeyin, insanın zihin ve ruh matrisini oluşturduğunu savunurum ben de. Ayrıca, bu matriste olumsuzlukların yerleşik inanç haline döndüğünü ve bu yerleşik inancı da değiştirmek gerektiğini savunurum elbette. Bunun için de geçmişe çapa atmak gerekecek ve balığı orada tutmak da çözümün başlangıcı olacaktır. Ben geçmişe bakmayın demiyorum, sürekli bakıp suçlu yakalamak ve serbest bırakıp aynı yolda yürümek gibi bir yanlıştan çıkın diyorum. Geçmişi kurcalamaya başladığınızda ise keyifli bir puzzle hissine girecek ve ardından deliler gibi geçmişle uğraşacak, bugünü yaşamayı da kaçıracaksınız üstelik.

Bunun yerine kolay, basit ve hızlı olan yöntem, bilişsel yöntemdir. Bilişsel yöntem “şimdi”ye bakar ve şimdinin şemasını çıkarıp, şemayı değiştirmeye yönelir. Bunun için de:

Rahatsız olduğunuz fazlalık, eksiklik, duygu, korku her ne ise konularınızı düşünün ya da yazın.

Bu konuda hangi düşünce ve inanışınız var. Kalıp bir düşünceniz ve inandığınız şeyler vardır. Bunları düşünün veya yazın.

Bu yazdıklarınız ya da belirlediklerinizden rahatsız olduğunuza göre bunların yanlış olduğunu düşünmeye başlamışsınız zaten. Ancak bunların yanlış olduğu düşüncesi bu kalıp düşünce ve inancı yok edecek rakip kalıp değildir. Bu yüzden var olan inanç ve düşüncenin yerine, hangi inanış ve düşünceyi koymak istiyorsunuz, birer cümle ile yeni kalıplar hazırlayın.

Kalıpları yazıp koymak, geçmişe bir kez el sallamak kadar yetersizdir. Bir şeye inanmak, ona inanmakla mümkündür. İnanmak ise, bir kez onu doğru bulmakla oluşmaz. Hatırlayacak, hatırlatacak ve ibadet gibi onu var ederek matrisinize kazıyacaksınız.

Bir örnek: “İlişkilerde terk edilmekten korkuyorum ve bu yüzden iletişim sorunu yaşayarak hep gardımı alıyorum”. Bu sorunumuz olsun.

Ne düşünüyorum ve inanıyorum: “daha önce terk edildim, yine olabileceğini düşünüyorum. Bunun için geri durursam, güvende olacağıma inanıyorum” bu da düşünce ve inancı.

Gelelim yerine yerleştireceğimiz yeni düşünce ve inanca: “daha önce terk edildim ama bu tekrarlanacak değil, o geçmişin hikayesi. Bundan sonra mutlu olacağımı düşünüyorum. Bunun için kendimi kısıtlamıyorum, yaşıyorum, kendime inanıyorum. Hayatta iyi kötü her şey var ve ben hepsi için güçlüyüm. Yaşamak, saklanmaktan daha güzel”

Ellerinizi şimdi geçmişe el sallamaktan çekin ve bugünkü zihin matrisinizi belirleyin. Ardından, yeni ve doğru düşünce ve bir de inanışı, eskinin yerine yazmaya başlayın.

Zihin matrisi toprak gibidir. Yanlış algılarını bulursun ve bu sadece bir fidanı toprağa ekmektir. Onu ağaca çevirmek köklenmesiyle mümkündür. İbadet gibi, su gibi, toprak gibi kökleneceksin yeni matrisinde. Yoksa arkan geleceğe dönük yüzün geçmişe, el sallaya sallaya yürürsün geleceğe...

Ne demiştik: “Yaşamak, saklanmaktan daha güzel.”

Betül Yergök /Mentalizasyon

İnstagram/Youtube: @mentalizasyon