Neden Manipüle Edilirsin?

Genelde, insan doğası kendine yönelmiş eylemlerin sadece yöneltilmesi ve yöneltenin istemi üzerine algılarını geliştirir. İnsan bu ya, “manipüle ediliyorum”, “kandırılıyorum” gibi söylemlerle, hep olayın diğer muhatabının eylemleri ve davranışları üzerine kızgınlık, güven kaybı ya da üzüntü yaşar.

Oysa ki bu zamana kadar yazdığım her yazı ve her konuda dediğim gibi, ortada bulunan olaya iyi bakarak, kendinde olan tetikleyiciyi bulmak gerekir. Ha yok mu, o halde manipüle edenin niyetini sorgulama sırası işte o zaman gelir. Elbette ki hiçbir şey tetiklemese de manipülatif insanlarla karşılaşmak da mümkündür zira.

Peki nasıl olur bu tetikleyici durumlar ve manipülasyonlar?

Manipülatif insanlarla karşılaşmış olmayı ayrı tutmakla birlikte, bu yazıda, insanın genel doğasında manipülasyona açık olması ya da maruz kalmasının, zihinsel ve davranışsal tetikleyiciliğine bakmaktır niyetim.

İnsanın, nasıl ki beden sağlığı için gerekli özeni göstermesi ve bunun için sağlıklı beslenmesi yahut iyi uyuması gerekiyorsa; aynı oranda ruhsal sağlığına özen göstermesi beklenir. İşte tam olarak beden sağlığına özensizlikteki gibi, ruhsal gereksinimlerdeki eksikliklerimiz başımıza iş açıyor. Ama ben olayın başka noktasındayım tabi. Hani insan beslenmesine dikkat etmez ama bunun farkındadır ya, “ruhsal açıkların ve eksikliklerin de farkında olmalı” diyorum ben. Tam olarak meydana gelen olay, durum, üzüntü, her ne ise çoğunlukla yapılmayanı yapmanızı istiyorum: “Önce kendinize (1-ruhunuza 2-zihninize) bakın!”

İnsanız ve bu yüzden de hayat hangi yaşta olursak olalım bize hata yapma ihtimali ya da zarar görme ihtimali sunuyor. Ve daha önemlisi, hayat, hep yeniden her yeni gün ya da her yeni yaşta yine “öğren!” diyor. Öğrenmek için ise kitap okur gibi olanları ve en önce kendinizi okumanız gerekiyor. Gerçek anlamda kendinizi ve olanları analiz etmediğiniz her hikayenizde, bir kitabın arka kapağını okuyarak fikir sahip olmak kadar yetersiz kalıyor olursunuz. Ve işte ondan sonra “benim başıma hep bu geliyor” diyorsunuz. Neden mi? Hayat size öğretemediğini öğrenesiniz diye aynı dersi önünüze getirip duruyor.

Mesele temcit pilavında değil onu yiyen sizde yani!

Manipülasyon, zaten etkileme ve yönlendirme anlamına geldiğine göre, anlamını çözümlersek ilk sonucu alırız. Manipülasyon ediliyor iseniz etkileniyor ve yönlendiriliyorsunuzdur yani. “Peki insan nasıl etkilenir ya da yönlendirilir?” sorusunun cevabı basittir: Buna müsait ve meyillisinizdir. Manipülasyon, insanın açığından yakalar ve sızar. Ve bu herkeste farklı nokta da olabilir. Duygusal yönden ya da iş hayatından veya aile bağlarından gibi herhangi bir noktada zaafınız ya da zayıf bir yanınız; yani açık bir kapınız var demektir. Ve niyeti olanı buradan çeker ve manipülasyona uğramanıza siz sebep olursunuz genelde.

Üstelik eğri oturup doğruyu da söylemek gerekirse eğer; bazen karşınızdaki insanın sizi manipüle etmek gibi hırsı ve kastı da olmayabilir. Bu şaheser evrenin inşası gereği, insanların birbirlerinden önce beyin frekansları konuşur. Bağlantı kuran insanlardan birinin zihinsel frekansı, diğerinden frekans bilgilerini ve dahi insanın açıklarını algılar. Biz bunu sanki davranışlarından anlıyor gibi sansak da davranıştan yorum çıkaran da beden değil zihin olduğuna göre söylediğime itibar ediniz:)

İşte bir zihin diğer zihinden bu frekansı aldığında, bilgiyi alanın kasıt ve kötü niyet taşıması gerekmiyor ve bilgiyi alanın zihni (kayıp-kazanç sistemi) kendine şöyle bir not düşüyor: “bu insana dair bir şeyi kaybetmek istemiyor ya da kazanmak istiyorsan şu yoldan gideceksin”. Üstelik bu insanın en ilkel kodu “hayatta kal ve savaş” kodu üzerine gelişiyor. Yani, insan beyni ulaşmak istediği kazançlara ulaşmak için gidilecek yolları belirliyor. Doğru ilerlemesi insanın elinde olmakla birlikte, zaman zaman da işte bu frekansların algısıyla yönlendiriliyor. İşte belki de bu bilgi üzerine kim kimi manipüle ediyor bile diyebiliriz.

Bu yüzden olayların hangi tarafında olursa olsun, mutlaka kendine bakarsa insan, ne manipülasyona açık olur, ne muhatabı olur, ne de olası düşmeyle manipülasyonu uygulayan olur. Çünkü hayat tuzaklarla ve musibete bağlı nasihatlerle yürür, yol boyunca yanı başınızda. Ve en iyi kendi ruhunun cephesinde savaşabilir insan, kendi cephelerini iyi bilince…

Bu yazıdaki öğreti de katiyen “gardınızı alın” değildir. Okuduğumuz ya da yaşadığımız şeyler üzerine sert ve ağır hükümler oluştururuz. Hayır! Tek ve ısrarlı öğreti: “Kendinize bakın!”

Kusurlarınız ve hatalarınız için suçlamayın kendinizi. Bunların da hayatın olasılıkları olduğunu bilin. Kaç yaşına gelirseniz gelin 5 yaşında arkadaşının oyuncağını kıran halinizden farklı değildir ruh gerçeğiniz. Her şey mümkündür yani. Yanlış, hata, yanılgı, vs. Önemli olan iki şey vardır? 1- Niyetin doğru mu? 2- Olandaki payın ve değiştirmen gereken nedir?

Yaşadığımız üzüntüler, uğradığımız manipülasyonlar sonucunda, küsmek, sinmek ya da gardımızı almak değildir doğru olan. Kendimizdeki tetikleyici eksikliği, açığı, fazlayı, nedeni bulmak, maruz kalınan eylemin diğer etkenlerini okumak ve neticesinde dersi alıp revize ettiğimiz halimizi kuşanıp yola devam etmektir doğrusu. Ha bir de, kuşandın diye iki kilometre sonra başka bir olay yaşamayacaksın anlamına da gelmeyecektir bu çaba.

Hayat bir yoldur, yürüdüğünden ilerisini bilmediğin. Ve gördüğün ve bildiğin kadardır son adımın. Her köşede, her hikayede ve her yeni yaşında bir sen eklenecek sana, kabul edebildiğin. İlk düzlüğe kadardır seni kurtaracak son olandan öğrenip değişebildiğin.

Hayat bir yoldur, yürüdüğünde ilerisini bilemediğin. Kendine bakarsan, daha doğru sokaklardan geçtiğin, bakmazsan aynı yollara girdiğin bir çıkmazdır hayat...

Ve unutma doğduğunda şoku atlatasın diye atılan şaplak gibidir çoğu hikaye, ağlamak yerine yaşamayı öğrenmek ve yaşamak gerekir…

Betül Yergök /Mentalizasyon

mail: info@mentalizasyon.com

İnstagram/Youtube: @mentalizasyon