AYRILIKLARA VERİLEN TEPKİLER, ÇOCUKLUKTAKİ BAĞLANMA TÜRLERİYLE İLİŞKİLİ!

Ayrılıklar kimse için kolay değildir ama bazı insanların diğerlerine göre bununla daha iyi başa çıktığını fark ettiniz mi? Tabii ki her ilişki özeldir ve bittiğinde duygularımızı bazı özel durumlara yansıtmayı bekleyebiliriz. Ancak bazı insanlar, doğasında olan romantik kayıplarda daha fazla acı çekme eğilimi taşır ve araştırmalara göre bu durumun bizim bağlanma stilimizle bir ilgisi olabilir. Bağlanma stillerimiz, hayatlarımızın erken dönemlerinde, birincil bakım veren kişi ile aramızda şekillenir. Bu bağlanma paternleri, yetişkinler olarak romantik ilişkilerimizde nasıl bağlar kurduğumuzu etkileyen, içsel olarak işleyen modellerdir. Güvenli bağlanan çocuklar, kendilerini ‘güvende, görülen (farkına varılan), yatıştırılmış’ hissederek büyüyor. Güvensiz bağlanma ise bir çocuğu diğer üç bağlanma türlerinden birine itebilir: Kaçınmacı, endişeli ya da dağınık. Bir kişinin bağlanma stillinin ayrılığa olan tepkisini nasıl etkileyebileceğini anlamak için her kategori hakkında biraz bilgi edinmek yararlı olur:

Kaçınmacı bağlanma:

Ebeveyn duygusal olarak erişilebilir olmadığında oluşabilir. Böyle bir çevrede çocuk çoğunlukla, temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yolunun, bir ihtiyacının olmadığı yolunda davranmak olduğunu öğrenir. Bir yetişkin olarak, partnerleriyle yakınlığa karşı soğuk ya da dirençli davranma eğilimde olduğu kayıtsız türde bağlanabilir.

Endişeli bağlanma:

Kararsız ya da endişeli bağlanma geliştiren çocuklar, genellikle bazen ulaşılabilir ve bakım veren, diğer zamanlarda ise duyarsız veya müdahaleci olan bir ebeveyne sahiptir. Bu çocuklar eğer ebeveyne yapışır ve odaklanmış olarak kalırlarsa ihtiyaçlarının karşılanacağını öğrenirler. Yetişkin olarak ise romantik partnerlerine karşı muhtaç ve umutsuzdurlar.

Dağınık bağlanma:

Dağınık bağlanma, çocuklar güvenlikleri için yöneldikleri kişiler tarafından ki bu genellikle ebeveyndir, çok korkutulmuşlar ya da travmatize olmuşlarsa, oluşur. Kendi çocukluğunda çözümleyemediği bir travma olan ve stres karşında çocuğuna dağınık ve ürkütücü davranan ebeveyn çocuklarında yaygındır. Böyle bir çevrede büyüyen bir çocuk, ihtiyaçlarını karşılamak için organize olmuş bir yöntem geliştiremez çünkü ebeveyni tahmin edilemezdir. Yetişkin olarak korkan, kaçınmacı bağlanma geliştirebilir; partneri uzaklaştığında korkar ve yapışkan davranır ama partneri ona yakınlaştığında sıkıntılı ve kaçıngan olur.

Ayrılıklar neden bazı kişileri diğerlerinden çok etkiler?

Çocukluktaki bağlanma tarzlarımız yetişkin ilişkilerimizde neler hissettiğimizi değiştirir. Aynı zamanda kimle birlikte olmayı seçeceğimizi, bizi neyin tetiklediğini, partnerimizle nasıl etkileşim içinde bulunup nasıl tepkiler verdiğimizi söyler. Bağlanma tarzlarımızın ilişkilerimizdeki hislerimizi ve davranışlarımızı nasıl etkileyeceğini görmek kolaydır ve aynı zamanda o ilişkiler bittiğinde nasıl hissedeceğimizi de etkiler. Pace Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, “Yüksek reddedilme hassaslığı ve endişeli bağlanma geliştiren bireyler, romantik ayrılmaların ve reddedilmelerin etkisini en çok deneyimleyenler arasında.” Bu şaşırtıcı değil. Endişeli bağlanma oluşturan birinin güvensiz ya da reddedilmeye dair derin korkularının olması daha olası. Belirli bazı yönlerde, kendi kimliklerini partnerlerine bağlayabilirler. Bunu bilinçli değil içgüdüsel olarak yapıyorlar çünkü bu onlar için bir hayatta kalma meselesi. Bir çocuk olarak, o dönemde gerçekten de hayatta kalma meselesi olan ihtiyaçlarını karşılamak için ebeveynlerine yapışmak zorundalar. Yetişkinler olarak belki ilişkileri onlara bir benlik bilinci veriyor gibi hissedebilirler, böylece ayrılık sadece partnerlerini değil kendilerini kaybetme anlamı taşır. Ayrılıklara olan duygusal tepkilerimizin bağlanma stillerimizle ve duygusal zekâmızla çok ilgisi olabilir ancak iyi haber şu ki, ikisi de kalıcı değildir. Her yaşta güvenli bir bağlanma geliştirip duygusal zekâ seviyemizi yükseltebiliriz. Bir bağlanma stilini değiştirmenin kanıtlanmış bir yolu, bizim deneyimlediğimizden daha güvenli bir bağlanma tarzı olan biriyle bağlanmaktır. Ayrıca bir terapist ile de konuşabiliriz, terapötik ilişki daha güvenli bağlanma yaratmaya yardım edebilir. Geçmiş deneyimlerimizi anlayarak, hikâyelerimizdeki acılarımızı anlayıp hissederek kendimizi tanıyabilir ve ayrı ve değişmiş yetişkinler olarak ilerleyebiliriz. Yetişkinler olarak çocukluktaki aynı ihtiyaçlara sahip değiliz. Yoğun kıskançlık, güvensizlik, kendinden şüphe etme ve endişe gibi duygular ortaya çıktığında bunların neden kaynaklandığı üzerine düşünmek çok değerli. Ayrılık gibi tetikleyici bir olay gerçekleştiğinde aslında birleşmiş olan şimdiki duygularımız ile geçmiş ilişkilerimiz ve olaylarla bağlantılar kurabiliriz. Bunu yaparken kendimizi şimdiki yaşamımızda güvenli hissederek özgür bırakırız. Bize çocukken hizmet eden, ancak yetişkinler olarak bizi inciten güvensizlikleri ve kendini koruyucu savunmalarımızı ayırmaya başlayabiliriz. Çok yakında reddedilmeyi aşktan bütünüyle umudu kesmeden kurtulmayı öğrenebiliriz. Kendi içimizle bütün, tamamlanmış hissedebiliriz ve güvende hissedebileceğimiz birini aramaya devam edebiliriz.