Minecraft nedir, nasıldır, kim oynar, zararlı mıdır?

'Minecraft' diye bir kelime duyunca siz de irkiliyor musunuz? Ya da duyuyorsunuz da ne olduğunu tam bilmiyor musunuz? Peki nedir bu Minecraft?

Markus "Notch" Persson tarafından 2009'da bir haftada yazılmış, resmi olarak 2011 yılında yayınlanmış ve kısa sürede de tüm dünyaya yayılmış bir bilgisayar oyunu. En basit anlatımıyla bloklarla kendinize bir dünya yaratıyorsunuz. İlk baktığınızda çok rahatsız edici geliyor görüntü çünkü son derece basit grafiklerden oluşuyor. Bir oyunun nasıl oluyor da tüm dünyada milyonlarca hayranı olduğu, bağımlılık yarattığını merak ediyorsunuz sonra da. (Yazıya iyileştirilmiş görseller koyuyorum. ipad'deki görüntü bu değil)

Dünyada kaç kişi Minecraft oynuyor?

Bugün sadece 18 milyon kişi PC/Mac'de oynuyor. Bu rakama xbox, playstation, ios ve android platformlu cihazlarda oynayanları da ekleyince 40 milyondan fazla kişinin Minecraft oynadığını söylüyor istatistikler. İnanılmaz bir rakam. Bana göre 40 milyon bağımlı var demek bu. Bir kere bulaşan bir daha bırakamıyor. Bizim evde bir bağımlı var oradan biliyorum.

Minecraft bir oyun mu, virüs mü?

Açıkçası doğru dürüst elime almadan sadece uzaktan gözlemleyip oynayanları seyrederek ¨rezalet bir oyun¨ diyerek haksızlık yapmak istemiyorum. Sonuçta dünyanın en çok satan oyunu bu günlerde. Bu kadar kişinin bir bildiği var diye düşünüyorum. Minecraft alıştığımız grafik harikası, göz alıcı, efektlerle bezenmiş oyunlardan çok farklı. Blokları üst üste koyarak üç boyutlu bambaşka bir evrene geçiş yapıyorsunuz. Sanki legolardan oluşan bir dünya. Basit. Herhangi bir hikaye yok. Daha doğrusu hikayeyi, masalı kullanıcı kendi yaratıyor. Değişik materyaller kullanarak eşyalar, aletler yapıyorsunuz. Evler, yollar, şehirler inşaa ediyorsunuz. Oyunun tiplerine göre düşmanlara karşı savaşıyorsunuz, evinizi, bahçenizi, hayvanlarınızı koruyorsunuz. Anlayacağınız hayal gücü, yaratıcılık, sabır gerektiriyor. Beyni çalıştırdığı kesin. Çünkü plan yapıp uygulamaya geçirmeye zorluyor kullanıcıyı.

O kadar başarısız, tehlikeli, şişirme ve gereksiz bir oyun olsa Microsoft birkaç ay önce 2.5 milyar dolar verip satın almazdı, öyle değil mi? ;)

Üstelik yayınlandığı günden beri birçok ödül de kazanmış: 2010’da “En İyi Bağımsız Proje” ödülü, 2011’de “Oyun Geliştiricileri Konferansı”nda beş ayrı ödül kazanmış. 2012’de “Golden Joystick Ödülleri”nde ise “En İyi İndirilebilir Oyun” seçilmiş. Ödüllerin yanı sıra akademisyenler tarafından da övgüyle söz ediliyor. MIT profesörü Eric Klopfer, oyunun diğer bilgisayar oyunlarından farklı olduğunu, “Çocukların uzamsal zekâsına katkıda bulunduğunu” açıklamış. Minecraft sayesinde çocuklarda çevre bilinci, şehir planlaması, kendi tercihlerini yapabilme becerisinin geliştiği vurgulanıyor çoğu araştırmada da.

Kimler oynuyor? Çocuklar için uygun mu?

Gelelim biz ebeveynleri en çok ilgilendiren kısma. Oyun aslında 13 yaş sonrası için tasarlanmış ancak basitliği nedeniyle daha küçük yaştaki çocukların da oynayabileceği hissini veriyor. Zaten oynuyorlar. Benim 6 yaşındaki oğlum geçen seneden beri başında. Nasıl başladı diye soracak olursanız, bir arkadaşı bahsetmiş heyecanla. Bizimki de aynı heyecanla bizden istedi. İlk başlarda gerçekten de yaşına uygun gibi gelmişti ama bir süre sonra Koray'ın bütün hayatı Minecraft oluverdi. Yaptığı resimler, anlattığı hikayeler yarattığı dünyadan ibaretti. Baş karakter Steve, koyunlar, köpekler ve arada zombilerden başka bir şey konuşmaz olmuştu. Sonra panikle araştırmaya başladım ve fark ettim ki gittiğimiz her doğum gününde, serviste, okulda konuşulan şey hep bu. Biraz rahatladım desem yalan olmaz sanırım.

Kabullenme seviyesindeyim artık çünkü Minecraft; kavramlar, şekiller, sayılar etrafında dolanıyor ve çocuğun bu yönünü kesin olarak destekliyor. Çocuğa serbestlik veriyor. Yaratabileceklerinin sınırı yok. Sonsuz fikir üretip oyuna kendisi yön veriyor, kuralları kendisi belirliyor. Kurguyu başkası değil çocuk yapıyor. Bir dünya kuruyor ve onun için mücadele ediyor. Bu özgürlük ve sınırsızlık yaratıcılığının da gelişmesini sağlıyor. Ödül ve puan sistemi olmaması yaratıcı düşünceyi öne çıkarıyor. Keşfetme dürtüsü ödülü oluyor.

Peki şiddet içeriyor mu?

Çok değil. Zaten biraz da bu yüzden ebeveynler tarafından göz yumuluyor. Oyunda zaman geçirdikçe karşınıza çıkabilen zombiler kullanıcının hayatta kalma becerisini arttırmak ve problem çözme yeteneğini geliştirmek için tasarlanmış. Zombiden kaçmak veya kurtulmak için plan yapması ve doğru şekilde uygulaması gerekiyor çünkü. Figürler korkunç değil, hatta bence 'Creeper' Koray'ın dediğine göre 'Patlayan Zombi' sevimli bile sayılabilir.

Online versiyona dikkat edin! Minecraft’ın bir de online versiyonu var. Elbette bu da riskler taşıyor anlamına geliyor. Çocukların çok oyunculu, interaktif, yabancılarla dolu bir ortamda bulunması doğru değil. Biz Koray'ın online olmasına izin vermiyoruz.

ASIL MESELE: BAĞIMLILIK

İçerik olarak zararsız bu oyunun en kötü yanı ciddi bağımlılığa neden olması. Çünkü yukarıda bahsettiğim basitlik, özgürlük, limitsizlik oyuncuyu daha fazla içine çekiyor. Hep bir sonraki adımı düşünmek zorunda bırakıyor. Biz ekran saatini limitleyerek biraz olsun önüne geçiyoruz diye düşünüyorum. Koray sadece hafta sonları oynayabiliyor. Tableti eline almıyor olması bile bizim için önemli. Onun yerine oyunu gerçeğe yansıtıyoruz. Dedim ya hayatımız Minecraft; ben de oyunu gözardı etmek yerine Koray'ın dünyasına girmeye karar verdim. Onu anlamak, onun heyecanına ortak olmak istiyorum. Hayır, elime ipad'i almıyorum. Minecraft'ı offline olarak yaratmasına destek oluyorum. Kağıtlardan, kartonlardan evler, hayvanlar, kılıçlar yapıyoruz bir yandan da hikayesini dinliyorum. En azından elleriyle, uğraşarak, ince motor gelişimini de destekleyerek bir şeyler yapıyor diye avutuyorum kendimi. Hem bir ortak dilimiz oluyor. Konuşacak daha fazla şey buluyoruz. Bağımlılık sorununu tam olarak çözmüyoruz belki ama asosyallik meselesinin üstesinden geliyoruz. Hem zaten bu da geçecek diyorlar. Anne baba yeterince ilgilenirlerse, çocuğu başı boş bırakmazlarsa, ona başka konular keşfetmesi için ortam oluştururlarsa Minecraft etkisi eskiye oranla azalır diyor tecrübe etmiş ebeveynler.

Asosyallik de ayrı mesele. Yapılan araştırmalar Minecraft'ın çocukları aile üyelerinden ve arkadaşlarından kopardığı ve iletişim sorunu yaşanmasına sebep olduğunu göstermiş. O yüzden kontrol her zaman anne babada olmalı.

Tetris ve Super Mario'nun naifliğiyle büyüyen anne babalar olarak şimdi elimizden telefonlarımız, tabletlerimiz düşmüyor. Bizden çok daha dikkatli olan çocuklarımızın da gözünden kaçmıyor haliyle bu ekran bağımlılığımız. Bunun doğal sonucu olarak onlar da oynamak, ellerine almak istiyorlar hatta kendilerine ait bir cihaz talebinde bulunuyorlar. Yeni düzene hep beraber ayak uydurmak zorundayız. Bize düşen çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığını göz önünde bulundurarak teknolojiden yararlanmasını sağlamak. Yeni neslin favorisi Minecraft sizin de evinize bulaştığıysa çok panik olmayın. Özünde oyun yaratıcılığı ve analitik düşünceyi destekliyor, plan yapmayı öğretiyor. Ekrana takılı kalmasını engelleyerek biraz daha interaktif bir hale getirip çocuğunuzun dünyasını anlamak için bir fırsat da siz yaratabilirsiniz. Biz öyle yapmaya çalışıyoruz ve Koray'ın heyecanını paylaştıkça iletişimimizin güçlendiğini anlıyoruz.

Çocuk büyüdükçe derdi de büyüyor diyenleri şimdi daha iyi anlıyorum :)

Irem Erdilek

Slingomom.com