Ayrımcılığa Son Vermenin Yolu

Hangi filmi koyarsanız koyun film makinası görüntüyü olduğu gibi perdeye yansıtır. Zihin de tıpkı film makinası gibidir. Her zaman içinde olanı yansıtır. Mesela, 10 kişi aynı nesneye baksın, her biri de nesneyle ilgili farklı şeyler söyleyecektir. İşte bu şekilde dış dünyayı algılama sürecinde iki farklı gerçek söz konusudur. Bu gerçeklerden biri göreceli (relative) diğeri ise mutlak (ultimate) gerçektir.

Göreceli/Relative olan her insanın deneyim, duygu, düşünce ve öğrendiklerine göre an ve an değişir. Bu gerçek karşı karşıya gelinen nesnenin ne olduğundan bağımsız, ona bakan kişinin yetiştirilme tarzı, geçmiş öğrenme ve deneyimlerinden sürekli etkilenir. Dolayısıyla bu gerçeğe yüzde yüz güvenemeyiz. Mutlak gerçekte ise nesne kendine has özelliklerini kaybetmez, neyse odur. Bu gerçek daha güvenilir olsa da diğeri gibi kolayca algılanamadığından gözden kaçar. Hangisini seçelim derseniz, ikisini de derim. Bu iki gerçeğin aynı anda var olduğunu bilerek yaşamak insana çok şey kazandırır.

Bilinçli olarak iki gerçeğin varlığını kabul ederek yaşadığımızda yaşadığımız problem ve sorunların temelde diğer insanların da sorunu olduğunu fark ederiz. Bu da insanlığın en büyük sorunu olan ayrımcılığın gücünü azaltır. Ve böylece anlayış, hoşgörü, sabır gibi kişisel değerler güçlenerek hayatımızda daha fazla ifade bulmaya başlarlar. Kötü haber, yüzyıllardır devam eden bu durumu, öyle bir günde tersine çeviremeyiz. İyi haber hali hazırda bunu becerebilen insanlar mevcuttur. Yani istersek biz de başarabiliriz. Küçük adımlar atarak başlayabiliriz. Mesela gördüğümüz, duyduğumuz, tattığımız her ne varsa görüntünün yüzde yüz doğru olmadığını sürekli kendimize hatırlatabiliriz.

Daha büyük adımlar için ise beden ve zihin üzerinde arındırma çalışması yapmak gerekir. Başka bir deyişle film makinasına koyduğumuz şeyin yeniden düzenlenmesi gerekir. Düzenleme işini Tibetli bir Budist hocadan öğrendiğim bir metoforla açıklamak istiyorum. Bir gül fidesi almaya karar verdiniz diyelim. Onu, evin en güzel köşesine koyarsınız. Gün ve gün gelişimini izler, sular, gübreler hatta onunla konuşarak çiçek açmasını istersiniz. Ve sonunda beklediğiniz an gelir, gül açar. Zihin için de yapılacak şey budur. Bu konuda size meditasyon çok yardımcı olacaktır. Meditasyon yaparak zihni izler ve yeniden düzenlersiniz.

Zihninizi izlemeye karar verdiğinizde, yapacak hiçbir şey ve etkileyecek kimsenin olmadığı tek başına ve tek başına oturmanın nasıl bir şey olduğunu görmeyi seçtiniz demektir. Zihninizde ortaya çıkan her şeye, filmde görülenlere açık olmayı ve izlemeyi öğrenirsiniz. Yargılamadan, bir şeylere tutunmadan neyin ortaya çıktığını izlersiniz.

Meditasyonda düşüncelerin sizi nasıl yakaladığı ile gökyüzündeki bulutlar gibi gelip gitmelerine nasıl izin vereceğiniz öğretilir. Düşüncelere tutunmadan yargılamadan izlersiniz ki şimdiye kadar alıştığınızın dışında bir alışkanlıktır. Bu uygulamayla, deneyiminizle çok fazla kalmadan, fazla düşünmeden veya bir şeyi düzeltmeye çalışmadan, güçlü ve zayıf yönleriniz, başarılarınız ve başarısızlıklarınız, engelleriniz ve girişimleriniz hakkında daha netleşirsiniz. Sabit görüşleriniz ve alışkanlıklarınız nedeniyle taşıdığınız korkunç yükü fark edersiniz. Başarısızlıklarınızın ve kusurlarınızın, başarılarınızdan daha güçlü öğretmenler olduğunu keşfedersiniz. İki gerçeğin varlığı daha fark edilir hale gelir. Sonuç, ayrımcılığın azalması belki de yok olmasıdır. Bu insana çok büyük bir rahatlama getirecektir.

Her Daim Sevgi ve Işıkla

Sibel KAVUNOĞLU