Anı: Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra. (TDK)

Bilmiyorum senin var mı ama benim bir anı kutum var; fotoğraflar, küçük objeler, gelen kartlar, alınan biletler ve daha bir sürü şey… senin de olsun isterim. Çünkü zaman zaman, o kutudaki objelerin anılara dair sihirli güçleriyle herkesten daha yakın bir peri gibi elimi tuttuğunu, gülümsettiğini, sırtımı sıvazladığını, gözlerimi doldurduğunu ve içimi ısıttığını söyleyebilirim. Eski günlükleri okumaktan daha farklı ve yoğun bir etkisi var diyebilirim.

Çok severek defalarca seyrettiğim ve ebeveynlere hem kendileri hem de çocukları için önerdiğim, yüksek ihtimalle bildiğin bir animasyon filminden bahsetmek istiyorum; Ters Yüz (Inside Out) ve 11 yaşındaki Riley’nin ailesinin taşınma kararı üzerine yaşadıkları, iç dünyası ve duygularını konu alıyor. Hem çok eğlenceli hem de sağlıklı duygusal gelişim için duygular o kadar güzel anlatılıyor ki çok da bilgilendirici. İşlenen duygular neşe, üzüntü, öfke ve tiksinti olarak birer karakter olarak Riley’nin zihninde karşımıza çıkıyor ve bütün bu olumlu ve olumsuz duyguların birlikte dengeli olmasını ve normal olanın bu olduğunu söylüyor tüm bu sadece ‘mutlu olmalısın’ trendine karşı.

Son dönemde çevremdeki pek çok kişi ile mutluluk üzerine sohbet ediyor ve düşüncelerini merak ediyorum. Mutluluğu nasıl tanımlıyor, en mutlu olduğu an neydi, anıları genelde mutluluk duygusu mu barındırıyor, kendisini mutlu olarak mı değerlendiriyor… gibi bir sürü soru geçiyor zihnimden. Ancak danışanlarım ve sohbet ettiğim insanların aksine insanlar üzerinde etkili olabilecek sosyal medya herkese ‘mutlu olmalısın bak ben ne kadar da mutluyum’ diyor gibi geliyor. Tatilin ilk günü bir karar aldım ve sosyal medyayı asgari düzeye çektim, bildirimleri kapattım, gerçekten takipçisi olmaktan keyif almadığım hesapları takipten çıktım, fikir veren, öğreten, ilham olan, gerçekten ilgimi çeken hesaplarla devam ediyorum, daha az paylaşıyorum, çok paylaşanı da kabul ediyor ve anlıyorum. ‘Şöyle olmalısın’ imajı veren her şeyden uzaklaşıyor sadece ‘olmak istediğim gibi oluyorum’ ve gerçekten iyi hissediyorum.

Belirli bir kitleye erişince içerik üreticilerinin fikirlerinin ve paylaşımlarının önemli olduğunu düşünüyorum çünkü insanlar üzerindeki etkisi artık kanıtlanmış bir gerçek diğer yandan tabi ki herkes istediğini paylaşmakta özgür ancak ruh sağlığı alanı ile ilgili yapılan paylaşımlarda daha dikkatli olunması lazım. Sadece mutlu olmaya çalışmak ve instagram gönderileri maalesef ki mutluluk getirmeyecektir. Fark edilmesi gereken şey şu ki duygular engellenmemelidir, iyi ya da kötü değillerdir, sen yoğunlukla hissettiğin duygulara kulak ve tüm duygularına kucak aç, kendine farkındalıkla yaklaş çünkü düşüncelerin ve davranışların duygularından etkilenir.

Riley’nin hikayesinde özellikle çok beğendiğim bir bölüm var; duygular kontrol panelini yönetiyorlar ve verilen her bir kararda duyguların renginde kürecikler birikiyor. Bir de en önemli anları betimleyen çekirdek anılar var. Her bir çekirdek anı kişiliğin farklı yönlerinden temel alan adalar yaratıyor. Yani Riley neşeliyse sarı kürecikler, üzüntülüyse mavi kürecikler birikiyor ve konularına göre bu duygu kürecikleri örneğin arkadaşlık veya aile adasında birikiyor. O kadar güzel bir şema yapısı anlatımı ki bu… Temel inançlarımız varlığımızın en derininde olan zihinsel yapı taşlarıdır. Yapılan çalışmalar şemaların köklerinin ilk yaşam deneyimlerimizden de eski olabileceğini gösteriyor. Çocukluk ve ergenlik döneminde oluşmaya başlayan şemalar hayatımız boyunca bizimle birliktedirler. O kadar ki kendimiz ve çevremizle olan ilişkilerimizin de yapı taşlarıdır.

Mutlu çocukluk anıları mutlu yarınlar…

Biliyoruz ki çocukluk anıların bireyin duygusal gelişimi üzerinde çok büyük ve önemli bir etkiye sahip çünkü bireyin benlik, kişilik ve psikolojik iyilik hali üzerinde etkililer ve özellikle ilk 6 yıl anılarını temel anılar olarak kabul edebiliriz. Klinik alanda çalışan ruh sağlığı profesyonellerinin çocukluğa inme fikri işte buradan temel alıyor. Eğer çocukluk dönemimizde ailemiz tarafından desteklenmişsek, değerli hissetmişsek ve ihtiyaçlarımız karşılanmışsa her şey daha iyi ilerliyor. Freud’a göre olumsuz çocukluk dönemi anıları bir gün beklemek üzere bilinçdışında tutuluyor ve uygun ortam bulduğunda karşımıza çıkıyor. İşte burada da anne baba tutumları devreye giriyor ve biliyoruz ki anne baba tutumları demoktratik bir yapıdaysa eğer bu çocuğun tüm gelişim dönemlerinde büyük bir avantajı oluyor.

Tabi ki geçmiş yaşantıları değiştiremeyiz ancak bu yaşantılar hakkındaki duygu ve düşüncelerimiz davranışlarımızı etkiliyor ve bugüne, ana ve hatta gelecek yaşantımızı etkiliyor olabilir mi? Duygularının ne kadar farkındasın? Geçmişte yaşananlar ve bugüne, yarına etkileri hakkında ne kadar kabule açıksın?

Unutma hayat bir hikaye ve sen de Riley gibi bir kahramansın…

Anı kutusunun zaman zaman sana hissettirmesine izin ver.

Sevgiyle...

Psk. Dan. Gizem Kolçak

@pskdangizemkolcak @gizemkolcak