Bir Tane Patlatacaksın, Bak Bir Daha Yapıyor mu?

Okurlarımdan Deniz oldukça üzgün. 2,5 yaşındaki cimcimesinin yaramazlıklarıyla nasıl başa çıkacağını bilemiyor. [Gel de bana sor. Aynısından bir tane de bizim evde var ] Minik kızın son numarası öfkelendiğinde annesine ya da babasına tokadı basmak… Deniz bu durumda nasıl davranacağını bilemiyor. İşte Deniz’in emailinden satırlar…

2.5 yaşında bir kızım var. Birşeye hayır deyince ya da onun dediği şeyleri yapmayınca öfke krizine giriyor. İstediği olana kadar hiçbir sözümü dinlemiyor. Giderek daha hırçınlaşıyor. Geçen gün bana tokat atmaya çalışırken elini havada yakaladım. Bu durum beni çok üzüyor. Görümcemin de aynı yaşlarda oğlu var. Yaramazlık yapınca fazla canını yakmadan, hafiften pataklıyor. Görümcem bana “Sana vurmak istediğinde sen de ona vur. Anlasın canının acıdığını, vurmanın kötü birşey olduğunu…” diyor. Geçen gün yine koltuk tepelerinde gezince nihayet dayanamayıp ben de poposuna bir tane yapıştırdım. İnanamayan gözlerle bana baktı ve odasına kaçtı. Yarım saat ağladı. Çok üzüldüm, içim parçalandı. Vicdan azabından uyuyamadım. Ona bir kere daha vurmak istemiyorum, ama, diğer her yöntemi denedim, hiçbir şey işe yaramıyor. Ne yapacağımı bilmiyorum. Resmen tepemize çıktı… Ne olur bir çözüm önerin.

Haberin Devamı

Bir Tane Patlatacaksın, Bak Bir Daha Yapıyor mu

Sevgili Deniz,

Emailini okurken aklıma gelen bir seri soru ve bu sorulara kendimce verdiğim yanıtlarla yazıma başlayacağım.

  • Dövme kararını bilinçli olarak, düşünerek verebilen var mı? Şu bir gerçek ki, dayak düşünülüp, taşınılarak, serin kanlı olarak ya da çocuğumuzu eğitmek kaygısıyla verilmiş bir karar değil. (Öyleyse vay halimize…) Dövme bir öfke patlaması ya da bir çaresizlik anı sonucu ortaya çıkıyor.
  • Döverek çocuğunu terbiye edebilen var mı? Döverek verdiğimiz gerçek mesaj nedir? Çocuk sizce yaptığının hatalı olduğunu mu düşünüyor? Kısacası sizin olmadığınız/görmediğiniz bir ortamda aynısını tekrar edecek mi? Yoksa yaptığında bir yanlış görmediği halde acı çekmekten uzaklaşmak için mi davranışını değiştiriyor?Özellikle ufak çocuklar bir müddet sonra aynı hatayı tekrar yapıyor. Çünkü yapılan kabahatle verilen ceza arasındaki neden-sonuç ilişkisini tam olarak kuramıyorlar. Ayrıca işler sarpa sardığında döverek çözüm buluyorsak çocuğumuza nasıl bir örnek oluyoruz? Dövmenin normal olduğunu mu, kabul edilebilir olduğunu mu öğretiyoruz? Böyle bir ortamda büyüyen çocuk okulda arkadaşlarına, gençlikte sevgilisine, aile sahibi olduğunda kendi çocuklarına ve eşine sizce nasıl davranacak?
  • Az dövmek, kararında dövmek diye birşey var mı? Ufak çocukların canını yakmamak için az vuruyorsak, çocuk büyüdükçe biz de dövmenin dozunu mu artıracağız? Bu nereye varacak?

Dövme çocuğumuzun yaramazlıklarına sabrımız tükendiğinde ya da başka hiçbir çözüm bulamadığımızda ortaya çıkan bir durumsa, bir başka deyişle düşünülerek verilmiş bir disiplin kararı değil, reaktif bir eylemse; dövülen çocuk bir müddet sonra aynı hatayı tekrar yapıyorsa, döverek amaçladığımız dersi bir türlü veremiyorsak; dövme çocuğumuzun canını acıtan, çocuğumuzla aramızdaki güven ilişkisini zedeleyen ve bizi kötü hissettiren bir uygulamaysa…

Sahi neden dövüyoruz?

Neden Dövüyoruz?

  • Çocuğumuzu terbiye ettiğimizi düşündüğümüz için,
  • Öfkemizi yatıştırmak için,
  • Daha iyi bir terbiye yöntemi bulamadığımız için (çaresizlikten),
  • Başka terbiye yöntemleri uygulamaya zamanımız olmadığından (zamansızlıktan),
  • Bildiğimiz en iyi terbiye yöntemi olduğundan (daha önce bize uygulanmış olduğundan) dövüyoruz.

Şimdi yukarıdaki nedenleri dönüp bir kere daha okuyun. Yaptığı kabahat ne olursa olsun, çocuğunuz gerçekten bu nedenlerle dayak yemeyi, yani vücuduna orantısız fiziksel darbe uygulanmasını hak ediyor mu?

Haberin Devamı

Lütfen çocuğumu az, hafifçe, acıtmadan dövüyorum demeyin. Çünkü dozajı ne olursa olsun, siz ondan senelerce büyük, kilolarca ağır ve akıl yaşı çok daha büyük bir yetişkinsiniz. Dolayısıyla uyguladığınız ceza da orantısız.

Pozitif Disiplin

Şimdi eminim hepinizin aklında şöyle bir soru var: “Neden dövdüğümüz ve neden dövmememiz gerektiği hakkında pek çok şey söyledin Tanla. Ancak hala çocuğumuz yaramazlık yaptığında ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bize işe yarayan birşey söyle, bir taktik öner…” diyorsunuz. İşte şimdi oraya geliyorum…

Birazdan yazacağım disiplin önerileri, ki bunlara kısaca pozitif disiplin diyelim, Can’ı büyütürken edindiğimiz tecrübelerden yola çıkarak geliştirdiğimiz ve eşim Kuzey ile beraber uyguladığımız taktiklerdir. Can şu anda yaklaşık 3,5 yaşında ve disiplin için dayağı hiç kullanmadık. Bu elbette Can’ın melek gibi bir çocuk olduğu ve bizim de mükemmel birer ebeveyn ya da bir aziz olduğumuz anlamına gelmiyor. Aksine Can oldukça hareketli bir çocuk. Söz dinlemediği, bizi çileden çıkardığı, saçımızı başımızı yoldurduğu günler fazlasıyla oluyor. Biz sadece anne ve babası olarak dayağı bir terbiye yöntemi olarak uygulamamayı tercih ettik.

Haberin Devamı

Disiplin gerektiren durumlarda dövmek yerine aşağıdaki taktikleri uyguluyoruz. Yalnız özellikle belirtmek istiyorum ki bu taktikler bebekler ve anaokulu çağındaki ufak çocuklar için geçerli. Daha büyük çocuklar için farklı yöntemler uygulanabilir:

  • Dikkatini Başka Yöne Çek: Bebekler dahil tüm ufak çocuklarda yaramazlık baş gösterdiğinde uygulanabilecek altın kural dikkatini başka yöne çekmek. “Yapma!” demek yerine, “Gel bu oyunu oynayalım!” demek çoğunlukla işe yarıyor. Kabul ediyorum. Çocuğumuz her yaramazlık yaptığında başka bir aktiviteye yönlendirmek için zamanımız ya da sabrımız olmayabilir. Ancak yapılan yeni aktivitede çocuğumuzla saatler geçirmemiz gerekmiyor. 5-10 dakika onunla oyalansak genellikle oyuna dalmalarına yardımcı oluyor. Kısacası, yapabildiğimiz her durumda ilk taktik olarak dikkatini başka yöne çekmeyi deneyelim.
  • Çocuğunu Tanı: Ufak çocuklarda hırçın ve yaramaz davranışları tetikleyen belli başlı durumlar var. Mesela Can bütün gün okulda kaldıysa eve geldiğinde çok hareketli ve yaramaz olabiliyor. Bu durumda neden söz dinlemediğini bir bilmece olarak görmek yerine çocuk bünyesini tanımak gerekiyor. Şu bir gerçek: Küçük çocuklar aç ya da uykusuz olduklarında ya da gün içinde bir sebeple onunla yeterince ilgilenemediğimizde hırçınlaşıyorlar. Çaresi belli. Çocuğu yedir, uyut ya da yaptığın işi bırakarak çocukla biraz oyna. En azından yaramazlığın sebeplerinin bunlar olmadığından emin olalım.
  • Bırak Yapsın: Ufak çocukların müthiş bir enerjileri ve merak dolu bir dünyaları var. Bize tanıdık ve bildik gelen, günlük hayata dair pek çok ayrıntı onlar için keşfedilmeyi bekleyen bir macera. Şöyle bir düşünelim: Çocuğumuza gün içinde kaç defa “hayır!” diyoruz ve bu “hayır”ların bir kısmı gerçekten gereksiz olabilir mi? Annem biz küçükken fazla yaramazlık yaptığımızda “Sizin suyunuz kaynadı!” derdi. Gerçekten suyu o kadar kaynatmaya gerek var mı? Çocukların da eğlenmeye hakları var. Üstelik bizim çocuklarımız eğlence açısından bizim kadar şanslı değil. Sokaklarda özgürce koşup oynamak yerine, bütün gün apartman dairelerinde tıkılıp kalıyorlar. Çocuğunuz dünyayı keşfederken (oyun oynarken) ona hayır diyebilmek için 3 kriteriniz olmalı… Yaptığı hareket agresif mi? (başkalarına vurmak, ısırmak), tehlikeli mi? (caddeye kaçmak, bıçakla oynamak), ya da uygunsuz mu? (yemek tabağını devirmek, dükkanda raflardaki oyuncakların hepsini istemek) Bu kriterler dışında kalan şeyleri biraz maruz görün. Bırakın mutfaktaki tencerelerle oynasın. Bırakın musluktaki su ile oynasın ve üzerini ıslatsın. Elbette bir noktada “Bu kadar ıslanmak yeter, haydi şimdi üzerimizi değişelim. Yoksa hapşuuu! diye hapşırmaya başlarsın…” diyebilirsiniz. Ama çocuksu keyfini bir süre almasına izin verin.
  • Durumu Ortadan Kaldır: Ufak çocukla yaşarken en çok ihmal edilen taktiklerden biri de yaşam alanını çocuğa göre düzenlemek. Bunun disiplinle ne ilgisi var diyeceksiniz. Ancak fazlasıyla ilgili. Günlük hayatta çocuğa yasakladığımız, hayır dediğimiz pek çok şey, aslında onun keşfetmek istediği ama kendisi için tehlikeli olan ya da bizim için özel olan eşyalarla/durumlarla ilgili. Biz ne kadar hayır desekte çocuğumuz bazı şeyleri yapmak isteyecek. O televizyon kumandası kurcalanacak. O vazoya oyuncak arabayla vurulacak. O prize çatal sokulacak. Bunlara izin veremeyeceğimiz açık. Ancak sürekli hayır deyip, sürekli alarmda, sinir harbi içinde yaşamaktansa yaşamı kendimiz için kolaylaştırmamız lazım. Kumanda yüksek bir yerde tutulabilir. O vazo, çocuk büyüyene kadar kilitli bir dolaba konabilir. Prizlere zaten mutlaka güvenlikli priz koruyucu takmamız lazım. Kısacası sürekli herşeye hayır deyip, o suları kaynatıp, sonunda çileden çıkacak hale gelmektense, “hayır!”a yol açacak durumları ortadan kaldırmak daha akıllıca… Ufak çocuğumuz varsa yaşam alanımızı gözden geçirerek potansiyel tehlike ya da üzüntü yaratacak durumları, çocuğumuz büyüyünceye kadar ortadan kaldırmamız/engellememiz gerek…
  • Takım İşi: Disiplin gerçekten takım işi. Anne, baba ve çocuğun bakımında söz sahibi olan büyükanneler, bakıcılar, öğretmenler gibi tüm yetişkinler disiplin konusunda aynı telden çalmalı. Annenin hayır dediği davranışa babanın evet demesi, evde uygulanan bir kuralın büyükannenin evinde esnemesi kadar çocuğun aklını karıştıran birşey yok… Çocuğun bakımına katılacak herkes ciddi anlamda oturarak konuşmalı, kuralları belirlemeli, benimsemeli ve uygulamalı… Bu kural genelde bilinmesine rağmen uygulanmıyor. “Ayy, anneme birşey diyemiyorum… Ben yapmıyorum ama bakıcımız yaptırıyormuş…” gibi sözleri sıklıkla duyuyorum. Anneniz, hele ki çocuğunuza bakmayı kabul eden anneniz, sizin en yakın arkadaşınızdır. Annenizle konuşun. Yaptığı farklı uygulamanın çocuğun terbiyesinde oluşturduğu etkiyi anlatın. Bakıcınızla konuşun. Davranış değişmiyorsa bakıcınızı değiştirin.
  • Anlat: Çocuğunuz biraz büyüyüp, laftan anlayacak yaşa geldiğinde bu taktiği rahatlıkla uygulayabilirsiniz. Bu taktik, çocuğumuzun istemediğimiz şekilde davranacağını tahmin ettiğimiz durumların kontrolünü önceden ele almakla ilgili. Her markete gittiğinizde çocuğunuz raflara saldırıyorsa, markete girmeden önce onunla konuşup, beklentilerini oluşturmasını sağlayabilirsiniz. Örneğin biz markete girmeden önce daha arabadayken, Can’ın emniyet kemerini çözmeden önce, “Birazdan markete gidip alışveriş yapacağız. Sen de bizimle gelebilirsin. Ancak sağda solda koşmak yok. Market arabasında oturacaksın. Yaramazlık yapmak yok. Eğer yaramazlık yapacaksan istersen arabada babanla kalabilirsin. Uslu olacaksın.Söz mü?” diyoruz. Sözü vermeden arabadan indirmiyoruz.
  • Nasıl Hissettiğini Söyle: Çocuğunuz yaramazlık yaptığında “Çok yaramazsın.” demek ya da nedensiz olarak “Yapmayacaksın, etmeyeceksin.” demek yani okları çocuğa yönlendirmek yerine, yaramazlığın sizde/başkalarında yarattığı etkiden yola çıkarak disiplini deneyebiliriz. Son dönemlerde bizim de bolca uyguladığımız bir taktik bu… “Can, lütfen piyanonun sesini çok açma, bugün çok yoruldum, başım ağrıyor.” “Legoyu duvara vurma. Alt kattaki komşular uyumak istiyormuş.” “Kafama arabanla vurunca canım acıyor.” “Duvarlarımızın kalemle çizili olduğunu görünce üzülüyorum. Haydi resim defterine çizelim.” Ufak çocuklar gerçekten sizin ve başkalarının hislerine önem veriyor, özen gösteriyor. Yeterince sakin olarak, kızmadan, bağırmadan bunu uygulayınca bir müddet sonra çocuk mesajı alıyor.
  • 1-2-3, Duvara Gidiyorsun: Yabancıların time-out dedikleri bu yöntem genelde Can çok fazla yaramazlık yaptığında başvurduğumuz son yöntem. Diğer yöntemler işe yaramazsa onu mama sandalyesine oturtup, yaptığı kabahatin büyüklüğüne göre 2-3 dakika orada bekletiyoruz. Sandaleye oturturken “Şunu yaptığın için buradasın. Yaptıklarını bir düşün.” diyoruz. Mama sandalyesi bizim oturduğumuz odada, yüzü duvara dönük olarak duruyor. Can bu durumdan pek hoşlanmıyor. Genelde önce sinirlenip, çığlık atıyor, biraz ağlıyor. Ancak sonra sakinleşiyor. 2-3 dakika sonra ona “Yaptıklarını düşündün mü? Bir daha yapacak mısın?” diye soruyoruz. Sakinleşmemişse 1-2 dakika daha oturtuyoruz. Genelde bu (maksimum) 5 dakikanın sonunda özür dileyerek sandalyeden iniyor. Bu süreyi 5 dakikadan fazla uzatmamakta fayda var. Duvar cezasının anlamını çocuk bir kere öğrendikten sonra kimi zaman uygulamaya bile gerek kalmıyor. “Yaptığına son vermezsen duvara gideceksin. Üçe kadar sayıyorum.1-2-3¨ demek bile yeterli oluyor. Daha 3'e gelmeden sakinleşiveriyor.

Bizim Can’a dayak yerine uyguladığımız disiplin yöntemleri işte böyle. Bu yöntemlerden bazılarının emek ve zaman istediğinin farkındayım. Ancak çocuğunuz sizin en kıymetli varlığınız. Her konuda onun için en iyisini yapmaya çalışıyorsunuz. Disiplin verirken de dayaktan daha iyisini yapabilirsiniz.

Eğer ilk kez çocuğunuz olacaksa şanslısınız. Kendinizi baştan eğiterek dayağı disiplin uygulamalarınızın dışında tutmayı başarabilirsiniz. Çünkü dayak çığ etkisiyle büyüyor. Bir kere başlayınca sonu gelmiyor, dozajı ve sıklığı gittikçe artıyor.

Çocuğunuzu daha önce dövdüyseniz, hemen, bugün bırakın. Kimse sizi yargılamayacak. Ebeveyn olmanın kimi zaman ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Ancak, eğer bu yazıyı okuyorsanız, birşeyleri değiştirmek istiyorsunuz demektir. Siz bilinçli bir ebeveyn olarak bundan daha iyisini yapabilirsiniz. Çocuğunuz, ne kadar yaramaz ve söz dinlemez olursa olsun, onu terbiye etmenin başka yolları bulunabilir. Unutmayın! Dayak bir mecburiyet değil, bir seçim.

Sağlıcakla kalın,

Sevgiler

Tanla

Diğer yazılarım için>> BebekveBen.com
Facebook>> Bebek ve Ben
Twitter>> @Bebek_ve_Ben
Pinterest>> bebekveben

Kaynaklar

Önemli notlar: Bu blogdaki yazılar bir anne olarak kişisel tecrübelerimden oluşmaktadır. Doktor veya tıbbi ehliyete sahip bir kişinin tavsiyesi niteliğinde değildir. Lütfen sağlık konularında karar vermeden önce araştırmalarınızı yapın, sağduyunuzu dinleyin ve doktorunuza danışın.