1917 senesinde İngiltere’nin kırsalında Cottingley isimli ufak bir kasabada Elsie (16) ve Frances (12) isimli iki kız çocuğunun perilerin fotoğrafını çektiği duyuldu. Fotoğraflar amatör bir fotoğrafçı olan Elsie’nin babasının evde kurduğu karanlık odada banyo edilmişti.

Peri fotoğrafları, daha sonra fotoğraf konusunda dönemin uzmanı tarafından incelendi. Her ne kadar fotoğraf uzmanı perilerin gerçek olduğunu söyleyecek kadar ileri gitmese de, fotoğraflarda bir oynama olmadığını ve kamera neyi gördüyse onun fotoğrafını çektiğini söyleyerek bir anlamda fotoğrafların orijinal olduğunu doğruladı.

Bu söylentiler kendisi de bir spiritualist olan ve bizim Sherlock Holmes romanlarıyla tanıdığımız ünlü yazar Sir Arthur Conan Doyle’un ilgisini çekti. Fotoğrafların dönemin ünlü dergisi The Strand Magazine’de yayınlanmasına aracılık etti. Bu şekilde peri fotoğrafları geniş bir kitle tarafından duyulmuş oldu. Fotoğrafların gerçek olup olmadığına dair tartışmalar senelerce sürdü ve zaman içinde azalarak unutuldu.

Yıllar sonra 1983 senesinde ile yapılan bir röportajda, Elsie ve Frances, fotoğraflarda görülen perileri dönemin ünlü bir çocuk kitabından kopyalayarak kartona yapıştırdıklarını ve uzun şapka iğneleriyle ayakta durdurduklarını itiraf ettiler. Ancak kendilerinin gerçekten perileri gördüğünü söylemeye devam ettiler.

Cottingley perileriyle ilgili hikayeler günümüzde de, özellikle 1997 senesinde çekilen FairyTale: A True Story isimli filmden sonra, küçük kasabanın turizmini canlandırmaya devam etmektedir.

Aşağıdaki şiirimi yeni izleme fırsatını bulduğum “FairyTale: A True Story” filminden ilham alarak yazdım. Umarım hoşunuza gider…

Cottingley fairies

Küçük şeyler! dedi Can
Küçük şeyler var bahçede annecim.
Periler ve böcekler, mavi kuşlar, bir de…
Çiçekler…
Meşgulum dedi anne… Sonra gelsen?
Ama anne?
Şşşş! İşim var.

Odasına geri döndü ayağını sürüyerek…
Offf şu büyükler! diye düşündü -alt dudağını bükerek-
Anlasalar bir ne dediğimi.
Söylüyorum oysa kendimce,
Kelimeyi çıkaramasam da dilim döndüğünce…

Kitaptan gözünü ayırdı baba: Ne istiyormuş bizimki?
Bilmem, dedi anne omuzunu silkerek,
heyecanlanmış birşeye besbelli.
Eteğime yapıştı, çekiştirip durdu minik deli.
Ah! Bir konuşsa da anlasak derdini…

Odasının penceresine yüzünü dayadı Can
İzledi camda buğular yapan nefesini
Küçük olmak ne kadar zor
- içini çekti-
Giderek hafiflerken
salondan gelen
anneyle, babanın
sesi

Bir dakika!
İşte orada!
Ağacın dallarında bir minik peri!
Dememiş miydim size
Beni ziyarete geldiklerini?
Hey! Periii! Periii!
Bir sır vereyim: Görürüm onları
taa doğduğum günden beri

Hani bazen…
Küçük bir gülücük oluşur dudağımda
Tam da kendimi teslim ederken,
uykunun sıcak kollarına
Hani bazen…
Gözlerimi dikerim uzaklara
Yetişkinlerin birşey görmediği
Odadaki o karanlık kuytuya
Hani bazen…
Ağlarım aniden, anlamsızca
Siz olsanız ne yapardınız?
Periler kraliçesi elinizden kaçtığında?

Üzücü olan…
Az uğrar oldular ben büyüdükçe…
Sesleri,
sanki daha bir uzak,
renkleri,
daha bir gri
O yüzden koşup yanınıza gelirim
Bahçede her gördüğümde
o pırıltılı
narin perileri…

Yarın birgün yetişkin olacağım
Odam küçük, hayat sıkıcı, dünya tanıdık,
Çocuksu merakımı unutacağım
O zamana dek
Ne olur…
Ne olur almayın elimden
Kuşları, böcekleri ve
bahçede uçuşan küçük şeyleri

Tanla

Diğer yazılarım için>> BebekveBen.com
Facebook>> Bebek ve Ben
Twitter>> @Bebek_ve_Ben
Pinterest>> bebekveben