Amerikan Plastik Cerrahi Derneği’nin Mart 2018’de yayınladığı istatistiklere göre, 2017 yılında 2 milyon Amerikalı estetik cerrahi ameliyatı olmuş, 15 milyon kişi ise ameliyatsız estetik yaptırmış. Eskiden geçirdiği estetik ameliyatların bilinmesini çoğu kişi istemezken, günümüzde bu algı giderek değişmeye başladı. İnsanlar daha özgürce bunu yakınlarıyla konuşuyor, hatta sosyal medyada paylaşıyor. Her geçen sene, bir önceki seneye göre, plastik cerrahi ameliyatlarının ve ameliyatsız girişimlerin sayısı artmaya devam ediyor. Yapılan istatistiklere göre meme büyütme, liposuction,  burun estetiği, göz kapağı estetiği ve karın germe estetik ameliyatlarda ilk sıraları alıyor. Ameliyatsız girişimlerden en çok tercih edilen ise; botoks ve dolgu uygulamaları, kimyasal soyma, lazer epilasyon ve mikrodermabrazyon oluyor.
 
Bizim ülkemizde, henüz tam istatiksel sıralama yapılmamış olsa da, burun estetiği, meme büyütme ve liposuction ilk sıralarda geliyor. Bulunduğumuz coğrafya ve etnik özellikler nedeniyle rinoplasti yani burun ameliyatı, kişilerin yaptırmayı en çok tercih ettiği ameliyatlardan biridir. Liposuction ameliyatında ise, ultrason ve lazer teknolojisi klasik liposuctionla kombine edilerek uygulanmaya başladı. Lazer ve Vazer liposuction, ameliyat sonrası daha az şişlik ve morluk görülmesini sağlayarak, hastaların günlük hayata dönüşü çabuklaştırıyor. Eskiden klasik liposuctionla çok iyi sonuç alamadığımız gıdı, sırt, ense, ayak bileği, diz içi ve uyluk iç yüzlerinde artık bu teknolojilerin yardımıyla liposuctionda daha iyi kozmetik sonuçlar alıyoruz. Meme büyütme veya dikleştirme ameliyatlarında kullanılan meme protezlerinde teknolojinin ilerlemesiyle opsiyonlar arttı. Damla şekilli, yüzey kaplaması ve içindeki jeli eski jenerasyon implantlara göre daha az komplikasyon çıkaran implantlar üretildi ve kullanılmaya başlandı. 
 
Ameliyatsız yöntemlerin ve rinoplasti gibi yüzü ilgilendiren bazı ameliyatların bu kadar popülarite kazanmasının bir önemli nedeni sosyal medya ve “selfie” çılgınlığı. Yüzde deri kalitesini düzelten lazerler ve radyofrekans uygulamaları, kollajen yenilenmesini sağlayarak, yüzün toplanmasına yardımcı olan yüksek fokuslu ultrason, kırışıklıkları azaltmak amaçlı uygulanan botulinum toksini, hacim kazandırma amaçlı yapılan dolgu uygulamaları son yıllarda en popular ameliyat gerektirmeyen girişimlerdendir. Deri yenilenmesine yardımcı olan bazı lazerler ve kimyasal soyma yöntemleri hariç, diğer ameliyatsız yöntemlerin en önemli avantajı, yaz mevsiminde de uygulanabilmeleri. Bu işlemlerin çoğunun ‘downtime’ın, yani yapıldıktan sonra günlük yaşama dönüş süresinin çok kısa olmasıdır. Hayatın döngü hızı arttıkça, herkesin estetik ameliyatlardan veya ameliyatsız girişimlerden en önemli beklentisi, mümkün olduğunca hızlı günlük hayata dönüş oluyor. Yeni teknolojilerin klasik ve güvenli cerrahi tekniklerle birleşmesi, biz plastik cerrahların, hastalarımıza bu olanakları sunmamızı sağlıyor. 
 
Bütün estetik ameliyatlar veya ameliyatsız yöntemlerde en önemlisi, hastaya uygun ameliyat tekniğini veya uygun ameliyat gerektirmeyen girişimleri uygulamak . Deri kalitesi, sarkma veya gevşeme miktarı, ek hastalıklar, kullanılan ilaçlar, hastanın beklentileri ve plastik cerrahın yapacağı müdahale ile hastaya verebilecekleri hasta doktor görüşmesinde iyi değerlendirilmeli. Unutmamalıyız ki, en iyi sonuçlar bilinçlenmiş hastaya yeterli bilgilendirme sonucu elde edilenlerdir. 
 
Doç. Dr. Çiğdem Ünal
Estetik, Plastik & Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı