Ben henüz lise yıllarındayken yazdığı Delil Avcısı köşesiyle annemden bana miras kalan bir kadın Sevil Atasoy. Yazdığı gazetenin evimize girme sebeplerinden başlıcası. Hem suç-polisiye konularına duyduğum ilginin sebebi hem de bir kadının ne kadar güçlü ve öncü olabileceğinin kanıtı bir bilim kadını o.
 
O zamanlar hevesle köşesini takip ederken "Bir gün ben de insanların hayatına dokunan bir kadın olacağım" deme sebebim. Şimdi bu hislerden 10 küsür yıl sonra odasının kapısında onunla sohbet etmek için bekliyorum.
 
Üniversitedeki odasına girip oturduğumda raflara dizilmiş ödüller, müthiş fotoğraflar, insanın içini ısıtan ve bu odada "Bilgi küpü biri yaşıyor" hissi veren bir ortamla karşılaşıyor insan.
 
Heyecanla anlatıyor yeni lisans programını. 60 öğrencisi var ilk kez bu yıl ve eminim daha pek çokları da olacak. Sevil Atasoy'un elinden yetişen bir nesil bu ülkede suçla mücadelede öncü olacak şüphesiz. Hayranlıkla ben onu dinlerken de diyor ki "İmza günlerine en çok kadınlar geliyor, her kesimden kadın  ve bu beni çok mutlu ediyor."
 
"Medyanın gücüne çok inanıyorum. Sizin sayenizde halkımız adli bilimlerle ilgili bilgi sahibi oldu" diyor ve gülümsüyor.
 
Medyanın gücü tartışılmaz ama bugüne kadar da kimse Sevil Atasoy gibi hepimizin anlayacağı bir dilde anlatmadı ki!
 
İyi ki varsın Sevil Atasoy, sohbet etmek müthiş keyifliydi.
 
Şimdi gelelim röportaj sorularına...
 
Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) üyesi Prof. Dr. Sevil Atasoy sorularımı yanıtladı.
 
Sevil Atasoy kısaca kimdir? Eğitim hayatınızı kısaca öğrenmek isteriz.
 
İstanbul Alman Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi mezunuyum. Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde Biyokimya Uzmanlığı ve Doktora eğitimi aldım.
 
Şu an aktif olarak yürüttüğünüz görevler neler?
 
Halen Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu Üyesi, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Adli Bilimler Anabilim Dalı Başkanı, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Adli Bilimler Bölüm Başkanı, ayrıca Şiddet ve Suçla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürüyüm.
 
Kimya fakültesi mezunu biri olarak Türkiye'de kimya okuyan veya okumayı düşünen öğrencilere neler önerirsiniz?
 
Eğer Adli Bilimler ile ilgilenmek isterlerse, nedensellik ilişkileri, analitik düşünme becerisi kazandıran bir eğitim olduğundan Kimya lisansı hararetle öneririm. Şimdilerde Adli Bilimler lisans eğitimi de ülkemizde başladığına göre, hedefledikleri mesleğe daha kısa bir yol olması nedeniyle, elbette bu lisansı seçmelerinde de büyük fayda var.
 
Biyokimya ile başlayan bu serüven nasıl adli tıp alanına ulaştı? 1980 yılından beri Adli Tıpta görev almaktasınız. Kimya ile Adli Tıp hangi noktalarda kesişiyor?
 
Esasen Adli Tıp’ın yanı sıra adli bilimlerin pek çok alanı ile kimya ve biyokimya kesişir. Bir kere adli kimya, adli toksikoloji, adli biyoloji, adli genetik başta gelmek üzere, gıda analizlerinden çevre kirliliğine, yaban yaşamı korumaktan her türlü suç delilinin (toprak, cam, saç, lif, atış artığı v.b.) laboratuvar incelemelerinde kimya bilgisi önem taşır.  
 
Kimya bölümü okuyan öğrenci arkadaşlarımız Adli tıpta hangi görevlerde yer alabilir, neler yapabilirler? 
 
Kimya bölümü mezunları Polis ve Jandarma Kriminal Laboratuvarlarının yanısıra Adli Tıp Kurumu’nun merkez ve taşra teşkilatlarında uyutucu-uyuşturucu-uyarıcı madde, alkol analizleri, postmortem kan, idrar ve iç organlarda zehirli madde, ayrıca gıda, boya, cam, toprak, su, ilaç gibi örneklerin incelendiği her resmi ve özel kurum ve kuruluşlarda çalışırlar.
 
Ülkemizde ilk defa Adli Bilimler Lisans programı açıldı. Bu lisans programında ne tür eğitimler veriliyor ve çalışmalar yapılıyor?
 
Bu programdan mezun olanları kriminal laboratuvarlarda hizmet verecek şekilde, ayrıca başarılı bir soruşturmanın olmazsa olmazı olay yeri inceleme ve yeniden canlandırma konularında bilgi sahibi olacak şekilde eğitiyoruz.
 
Çocukken veya gençken cinayet romanları okur muydunuz? Şu olayla bu merak başladı dediğiniz ilginç bir durum var mı?
 
Bu bir heves değil, kendi mesleğimi adalet için kullanabileceğimi fark etmekle başladı. Cinayet romanları hiç okumadım ve okumam.
 
Peki adli tıpta çalışmak, kriminolog olmak hayatınızı nasıl etkiledi?
 
Kriminolog’tan ziyade kriminalistik, bir başka deyişle olay yeri inceleme ve suç delillerinin incelenmesi konusunda bir kariyerim var. Bu işi yaptığım ve hukukçudan psikoloğa, antropologdan hemşireye sayısız öğrenci yetiştirebildiğim için ülkeme yararlı olduğuma inanıyorum.
 
Masumiyet Projesi nedir? Hala çalışmalarınıza devam ediyor musunuz? Masumiyet Projesi'ne bir suçlu nasıl dahil olabilir nasıl başvurabilir? Kaç kişi özgürlüğüne kavuştu?
 
Yaklaşık son 20 yıldır Masumiyet Projesi’ni yürütüyorum. Olayın niteliğine göre farklı ekiplerle çalışıyorum. Kişilerin kendisi, yakınları, avukatları her türlü iletişim platformunu kullanarak bana ulaşıyor. Beraat eden ya da yeniden yargılanabilip özgürlüğüne kavuşan yirmiden fazla insanımız var.
 
Ülkemizde bir DNA bankası  var mı? Olmayışı Adli Tıp kurumunu nasıl etkiliyor?
Batı ölçeklerinde bir bankamız bulunmuyor. Bu eksiklik suçla mücadeleyi etkiliyor.
 
Türkiye'de adli tıp kurumunun geldiği nokta sizce ne seviyede? Bu kurumların gelişmesi için nelere ihtiyacımız var?
 
Suç delillerini incelemekle görevli gerek polis gerekse jandarma kriminal laboratuvarlarımız ve adli tıp kurumunun fizik, kimya, biyoloji gibi daireleri alt yapı ve çalışan personel açısından gelişmiş ülkelerle yarışabilecek düzeyde olmakla birlikte sayılarının arttırılması gerekir. Bununla birlikte olay yeri inceleme, delillerin tanınması, toplanması, taşınması noktasında ciddi eksiklerimiz var. Başarılı soruşturmalar iyi bir olay incelemesinden ziyada tesadüflere dayanıyor ki bu sadece ülkemizin değil dünyanın birçok yerinde saptanan bir sorun. Mutlaka düzeltilmesi gerekiyor.
 
Doğuştan suçlu tipi diye bir kavram var. Suç işleme konusunda genetik yatkınlık kadar bence hatta daha fazla çevre faktörleri etkili değil midir?
 
Böyle bir kavram var ama bilimsel bir geçerliliği olmadığı defalarca kanıtlandı. Hepimizin risk ve koruyucu faktörleri bulunuyor. Önemli olan riski önceden saptayabilmek. Örneğin hayvana eziyet, ciddi bir risktir ve fark edildiğinde profesyonel destek gerekir. 
 
Üsküdar Üniversitesi, Adalet Bakanlığı tarafından Bilirkişilik Temel Eğitimi vermek için yetkilendirildi. Bilirkişilik faaliyetinin yürütülmesi için Bilirkişilik Daire Başkanlığı’nca verilen bu görev, artık Üsküdar Üniversitesi tarafından da yürütülecek. Bilirkişilik nedir? Kimler nasıl bir eğitimden geçerek bilirkişi olabilir?
 
3 Kasım 2016 tarihinde kabul edilen 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun amacı, bilirkişilerin nitelikleri, eğitimi, seçimi ve denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenerek, bilirkişilik için etkin ve verimli bir kurumsal yapı oluşturmaktır. Yasa’nın 10. Madde d bendine göre bilirkişilik yapacak olanların temel bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Eğitimin müfredatı ve bu eğitimi verecek olan kurum ve kuruluşları Adalet Bakanlığı’nın Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki Bilirkişilik Daire Başkanlığı belirliyor.
 
Prof. Dr. Sevil Atasoy'a ayırdığı zaman ve bu ülke için yaptığı tüm hizmetler için teşekkürler.
 
Sevgiler
 
Gizem Aydoğan