Kutlanması konusunda bir sürü karşı görüşün olduğu, sevgilisi olanların da bu konuda fikir ayrılıklarına düştüğü, sevgilisi olmayanların zaten kutlanmasına isyan ettiği o tartışmalı gün geldi çattı.

"Sevgiline ne alacaksın?" sorusunun sıkça sorulduğu bugünlerde insanların kafası oldukça karışık. 
Bugünün oluşu ve doğuşu bile tartışılırken başka bir tartışma konusu ise sevgiliye ne alınacağıyla ilgili. Tabi bir yandan evlilerin de işin içinden çıkamadığı ve kaçamadığı, "Biz sevgili miyiz ki.." serzenişlerinin yükseldiği bir gün sevgililer günü.
 
Elbette ki nereden çıkmış, nasıl bu kadar büyük bir gündem ve özel bir gün haline gelmiş, kapitalizmin parçası olmuş...o konulara girmeyeceğim. Sadece bu sevgi-lilik ile ilgili kendi fikirlerimi paylaşacağım.
 
Eşimle birlikte flört ettiğimiz dönemlerde aldığımız bir kararla konuya giriş yapmak istiyorum. Bu karara varmamızın sebebi aslında 14 Şubat'ın bizim için bir anlam ifade etmeyişiydi. İkimize ait özel günleri kutlamayı severiz. Ama o günlerin tarihleri ve özelliği sadece bizimle ilgilidir, herkesle ilgili değil. Herkesin aynı anda kutlayıp birbirine maddi hediyeler uzattığı günler pek ilgimizi çekmez. Benim ve bizim olanı sahiplenmeyi önemseriz daha çok. Yine de bizim de bir zamanlar etkisinden kurtulamadığımız bir gündü sevgililer günü. O zaman şöyle bir karar almıştık: Sevgililer gününde birbirimize bir hediye almak yerine  kendi ellerimizle yaptığımız bir şeyi birbirimizle paylaşacaktık. Nitekim de öyle yaptık. Bu özel gibi gözüken ama aslında kimseye özel olmayan günü yine kendimize özel bir hale getirmeye çalışmaktı belki de arzumuz.
 
Demek istediğim ve anlatmaya çalıştığım bu günü kutlamamak, yok saymak veya kapitalist düzene karşı çıkmak zırvaları değil elbette. Günü ve kendimizi bir kalıba sokmak yerine sevgili, evli, yalnız olup olmamaya bakmadan sevgi-liler gününde ve yılın diğer tüm günlerinde de sevdiğimiz insanlara maddi hediyelerden ziyade onlara sevgimizi uzatmamızdan bahsediyorum. Belki ellerimizle yaptığımız, emek verdiğimiz, ya da sadece sarıldığımız...Aradığımız gerçek sevgileri bulduğumuzu düşündüğümüz, gerçek sevgiyi bize koşulsuzca veren kişilere maddi bir eşya aramaktansa gerçekten onlara içten sarıldığımız, sevdiğimizi söylediğimiz, bir sınırsızlığın içinde yer alabildiğimiz bir sevgi-lilikten bahsediyorum. Pahalı hediyelerin, kırmızı mum ve kalpli balonların ötesindeki sevgililikten.
 
Sevginin kendisi de öyle değil midir? Sınırları olmayan, derecesini ölçemediğimiz, içimize sığmayan koca bir güç. Bu gücü hediyelerle ve sadece bir kişiye göstermek yerine tüm sevdiklerimizin yanaklarına birer öpücük kondurduğumuz ve onları sevdiğimizi söylediğimiz bir sevgililer günü geçirmek dileğiyle...
 
 
Sorularınız, yorumlarınız, söylemek istedikleriniz  ve danışmanlık konusunda bilgi almak için;
Instagram: @psikologedamalkav
E-mail: edamalkav@gmail.com / bilgi@edamalkav.com