TDK’nın güncel sözlüğüne baktığımızda; Bir tarafına kauçuk veya yağlı boya sürülerek su geçirmeyecek duruma getirilen kalın bez olarak karşımıza çıkıyor.
 
Muşamba ile ilgili olarak rüya tabirleri sözlüğümüz ise derki;  rüyayı gören kişinin arkadaşlık, dostluk ve iş yapacağı kimseleri deyim yerindeyse ince eleyip sık dokuyarak seçmesi gerektiğine aksi takdirde hayal kırıklığına uğrayabileceğine, manevi olarak çökmekle kalmayacağına maddi olarak da büyük zorluklar yaşamak zorunda kalacağına delalet eder. Bu rüya bir diğer yandan da rüyayı gören kişinin yeni bir mülk daha edineceği şeklinde tabir edilirmiş. 
 
Bir de görülen muşambanın rengine göre de yorumlar değişmektedir. İlgilenenler detaylı internette arayabilirler:) Birde olmazsa olmaz teknik/ilim/bilim sözlüğümüze bakacak oldum ama inanın çok sağlıklı imbikten süzülmüş size sunulucak bir veriye denk gelemedim. Geldiklerim hep 9 bilinmeyenli denklem yasaları gibi tanım idi… Neyse:)
 
Muşamba hayatımızda enteresan eşyalara eşlik etmiş dekor arkadaşı, hatta benim, dekor yarısı (anne yarısı gibi düşünürsek) olarak adlandırdığım nitelikli bir eşyadır bence. Hepimiz iyi biliriz ve yaşamışız ki altına su sızdırmama özelliği ile bir dönem hışırtılar içinde uykuya dalan, sidikli nesildik. Bunu da muşambaya borçluyuz. Eskiden tabi visko misko da yoktu.Tasarım ihtiyaçtan doğar görüşüne çok sade ve tecrübe ile sabit bir yaşanmışlık örneğidir aynı zamanda…
 
Eskiden demişken… Yine hatırlarsak bir zamanlar çok kullanılan bir zemin kaplama malzemesi, genellikle tahta döşemelerin üstüne yerleştirilir, muşambanın üstünede kilim ya da hali serilirdi. Birde bir trajedidir ki… Muşamba masa örtüsü gayet akıllıca bir kullanım olup Amerikan servis mantığı çıkmadan önce kullanılan güzel bir uygulamaydı. Kırk yıllık Rus salatasına Amerikan salatası diyen yurdum insanı da hemen muşamba örtüsünü atıp Amerikan servislerine terfi etti, gördük ve yaşadık malesef…
 
Ama eskilerde daha sık olarak muşambayı garaj lokantalarında kullanılan  kazara kolunuzu koyduğunuzda yemek bitinceye kadar  kolunuzla birlikte hareket eden şey olarak anımsardık sanki. Kelime kökeni olarak da Arapça “şem“den türeyen “muşamma” sözcüğünden  geliyormuş “muşamba”mız. Bence muşamba çok şey fısıldamıştır geçmişte; sadece kendi geçmişini diri tutan eskici dükkanlarının 
mütemmim cüzlerindendir diyorum hep..
 
Enteresan bir özelliktir. Hem sızdırmaması hemde kollarını koyduğunda kolunuza yapışması!
He, bir de diş hekimliği fakültesinde okuyan öğrencilerin her dönem hırdavatçılardan satın aldıkları 70’e 110’luk örtümsü şeymiş.İnternette bir tarife denk geldim ne kadar eğri-doğru bilmiyorum ama paylaşmak istedim sizlerle. Tanım şöyle… Önce keten yağıyla karıştırılmış mantar tozunu keten çuvalın üstüne döküp sıvayacakmışız, sonra da üzerine mantarlı yağ sürüp presten geçirecekmişiz,böylece iyi bir muşambaya sahip oluyormuşuz. Yorum sizlerin:) Burada muşambanın iyisi kötüsü ne için önerilir acaba? Aslında satın alma açısından bakarsak ekonomik bir malzeme..
 
E, tabii zaman ilerledi artık bilgisayar masası örtüsü olarak kullanılan örtü haline geldi. En çok anımsadığım kare ise şuydu küçüklüğümde… Videolu yani vhsd kasetlerin kiralandığı dönem. Küçük Emrah, Ceylan, Cüneyt Arkın’ın ev ahalisi ile birlikte komşuları kapalı salon izlettiği dönemler diyeyim. İşte o dönmelerden küçük Emrah filmlerinde küçük Emrah’ın fakir ve acı dolu gecekondu evindeki masanın üzerinde duran acı, üzüntü ve keder dolu desenlerle, motiflerle süslü muşamba masa örtüsüdür. Üzerinde duran plastik sürahi ile birbirlerini tamamlar ve insana büyük bir üzüntü verirdi.Üzerinde yemek yemeye kalkarsanız herhalde kanser olurdunuz. Yani durum bu kadar vahimdi..
 
Son söz olarak Muşamba bence özünde Güzel bir icat… Uçuşur savrulur, kola bacağa yapışır ancak temizlenmesi kolaydır. Haa bide viking icadıymış. Michael Crichton‘ın time line kitabı öyle diyor. Kim inanır bilemedim…