Geçmişte yaşananlardan kaynaklanan travmaların şu anki yaşantımızı kontrol ettiği artık az çok herkes tarafından biliniyor. Gerçek şu ki, travmalarımızı şifalandırmadığımız sürece hayatımızı yönetmeye devam edecekler. Şifa konusunda herkes bir şeyler söyler. Bence aşağıdaki söz şifa konusunu çok güzel açıklıyor.  (Kimin söylediği bilinmiyor) 

“Şifa zararın tamamen ortadan kalkması değildir

Zararın artık hayatımızı kontrol etmemesidir “

Ben hayatımı kontrol eden travmaları şifalandırmak için nefes, meditasyon ve enerji çalışmalarından faydalanarak kendi üzerimde sürekli çalışırım. Bazen de başka rehberlere ihtiyacım olur. Geçen hafta Lütfiye Özçelik Mutlu’ya Kranyosakral Terapi almaya için gittim.

KranyoSakral Terapi (KST) ellerle hafifçe dokunarak uygulanan ve bedenin doğal iyileşme kapasitesini artıran bedeni zorlamayan bir dokunma terapisi. Bu terapi travmalara olan bakış açısı şöyle; 

“Fiziksel çarpmalar ve yaralanmalar, duygusal ya da psikolojik gerilimler, doğum travmalar bedende bölgesel olarak hapsolur ve sağlığın ifadesi olan hareketi engeller. Bu da yaşam enerjimiz azaldıkça genel sağlımıza etkisi büyük olur. KranyoSacral terapi insanı bir bütün olarak ele alıp hem zihin hem bedendeki parçalanma ve hastalık paternlerinin temelinde yatan ve onlara hükmeden hapsolmuş kuvvetlerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur.”

Bu tekniğin neler yapabildiği net olarak anlaşılabilmesi için Lütfiye’nın bir anısını paylaşmak istiyorum. 

Kendi deneyimimde gördüm ki ifade edilmemiş enerjiler seans esnasında terapistin de gözlemlemesi ile serbest bırakılabiliyor. 3-4 yaşlarında iken sandalye tepesine çıkmaya çalışırken ayağımı çarpıp sırt üstü düşmüştüm. Bu düşmenin etkisini 40 yaşıma kadar taşıdım. Bedenimde anlam veremediğim bir kas sıkışması olarak ifade buluyordu. Seans esnasında bedenim düşme anındaki şekli alınca o ana gittim. O sırada ağlamamalıydım acım olsa da etrafındakiler benim için üzülmemeliydi, ben güçlüyüm gibi duygular ve koşullanmışlıklarda beraberinde geldi. Duygularımın ifade edilmesine alan açıldıkça ve bedenim sıkışmış enerjinin çözülmesine izin verdikçe çalışmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kere daha deneyimleme olanağım oldu. “

Terapinin nasıl gerçekleştiğini merak edenler için ise kısa bir seans özeti yapmak istiyorum; Kendi giysilerinizle bir masaj masasına uzanıyorsunuz, Lütfiye, 60 dakika boyunca ağırlığı 5 gramı geçmeyen/masaj niteliği taşımayan yumuşak dokunuşlarla sisteminizin sağlığını dinleyerek, sağlığın kendini tam ifade edemediği noktalarda bedenin kendini düzenlemesine yardımcı oluyor. 

Lütfiye, bedenimle çalışırken bedende, denizin gelgitine benzer ritimdeki sıvı hareketlerini esas alarak sistemin sağlığını dinleyerek sıkışma, düzensizlik olan noktaların düzenlenerek bedenin en işlevli haline kavuşması için destek oluyor. İlk seansta bu hareketi gerçekten de hissettim. 

Bu tekniğin kökeni, osteopatiye dayanıyormuş. Ayrıca kas ve iskelet sistemindeki hizalanmanın optimum sağlık için önemli olduğu prensibinden yola çıkarak başta beyin ve omurilik zarı ve beyin omurilik sıvısı olmak üzere merkezi sinir sistemine ev sahipliği yapan dokularda sıkışmaların tespiti ve giderilmesiyle birlikte sinir sisteminin dengeli çalışması için destek verilmiş oluyor.

Her seansa niyetle başlanıyor. İlk seansımda kişiliğimle ilgili en derindeki travmalardan özgürleşmeye niyet etmiştim. Seans sonrasında enteresan farkındalıklar oldu. İkinci seansımı dört gözle bekliyorum

Her Daim Sevgi ve Işıkla

Sibel Kavunoğlu