Bir lisede çalışmam sebebiyle YGS-LYS hazırlık süreçlerinde ergenlerin sorunları ve kaygıları üzerine fazlaca gözlem yapma şansı buluyorum. Bu gözlemlerim sırasında onları zorlayan, yaşadıkları süreci daha da içinden çıkılmaz hale getiren durumlardan bahsetmek istiyorum.

Öncelikle kısaca ergenlik döneminden söz edecek olursak: Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. Artık çocukluktan çıkıldığı ama hala bir yetişkinin özelliklerinin de taşınmadığı bir ara dönemden söz ediyoruz . Bu dönem ortalama 12-21 yaşları arasında kabul edilir. Bu sürecin başlangıç ve bitiş zamanı kişiden kişiye göre değişir. Bu sebeple bu yaş aralığının genişlemesi de mümkündür.

Bir yazıda ergenlerin kabuk değiştiren yengeçlere benzetildiğini okumuştum. Yengeçlerin kabuk değiştirdikleri dönemde zayıf ve savunmasız oldukları, bu dönemde bir yara alırlarsa bu yaranın izini yaşamları boyunca taşıdıkları yazıyordu. Gerçekten ergen de bir kabuk değiştirme süreci içindedir. Beden imajının değiştiği, bu değişime dair birçok sorularının olduğu bir süreç… Artık yeni bir görünüme, kişiliğe sahip olur ve yeni haline tam ulaşıncaya dek o ara dönemde karşılaştığı zorluklar benlik oluşumuna olumsuz olarak eklenir. Birey bu olumsuz izleri tüm hayatı boyunca yaşadığı bir zorlukta tekrar ortaya çıkarmak üzere cebinde taşır.

Ergenlik, aynı zamanda geleceğe dair düşüncelerin seçimlerin konuşulmaya başlandığı bir dönemdir. Bu dönemde ergenler kendi seçimlerini belirlemeye çalışır ve bu süreçte ailelerin dayattığı seçimler, onların yerine vermiş oldukları kararlar, ergenin kaygılanmasına sebep olur.

Ebeveynlerin neredeyse hepsi çocuklarının statü bakımından yüksek işlere sahip olmalarını ister. Çocuklarını daima “doktor, avukat, savcı, öğretmen, mühendis” olmaları için yönlendirirler. Bu yönlendirmeleri yaparken çocuklarının istek ve arzusunu gözden kaçırırlar. Bunun sonucunda kendi seçimleri ile ebeveynin arzusu arasında kalan ergen kaygılanmaya başlar. Özellikle ailenin arzu ettiği meslek alanına ulaşabilecek puanı yapamayacağını gördüğünde bu kaygı daha da artar.

Bir ergen meslek seçimi yapılırken ebeveynleri ve rehberleri tarafından kendi isteği ve kapasitesi doğrultusunda yönlendirilmelidir. Değerlendirilmesi gereken iki soru vardır:

1-Bireyin becerileri ne yöndedir ve neyi iyi yapabilmektedir?

2-Birey hayatı boyunca hangi işle uğraşırsa hayatını mutlu bir şekilde devam ettirebilir?

Ergenin hedefleri bu iki sorunun etrafında aşamalı olarak sıralanmalı, bu sıralama en kolay ulaşabileceğinden daha zor ulaşabileceğine doğru yapılmalıdır. Böylece onun için alternatif seçimler belirlenmiş olur. Belirsizlik ne kadar belirli hale gelir ve netleşirse belirsizlik ve kararsızlıktan doğan kaygı o kadar azalır.

Ayrıca, ebeveynlerin çocuklarını bir yakınının çocuklarıyla kıyasladığına, başkalarını örnek gösterdiğine de fazlaca şahit oluyoruz. Ebeveynler bu yolla çocuklarına kendi beklentilerini yansıtırlar ve ergenin de en az o örnek gösterilen kişi kadar bir başarı elde etmesini isterler. Bu istek ve beklentiler de ergenin omzuna ağır bir yük olarak yüklenir. Bir yanda kendi istek ve hayalleri, diğer yandan ebeveynin arzu ve beklentileri, bir de ne kadar başarılı olması gerektiğinin işaret edilmesi üzerine ergen kendini büyük bir çıkmazın içinde bulur.

Tüm bunlar da kendisine sınav kaygısı olarak geri döner.

Eğer bir öğrenci yeterli bilgiye sahip ve yeterli düzeyde çalışıyor ama bunları sınavda yeterince kullanamıyor, sınav sonuçlarına artış olarak yansıtamıyorsa, orada sınav kaygısını düşünmeye başlarız.

Sınav kaygısı kişinin sınava yüklediği anlamla ilişkilidir. Kişi sınavın, hedeflerine ulaşmak için tek şansı olduğunu düşünüyorsa -ki bunlar genelde ailenin ona yansıttığı sınav algısıdır- “ya yapamazsam” korkusuyla oldukça kaygılanır. Bu kaygı da kendini sınav sırasında kalp çırpıntısı, terleme, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu, ayrıca uyku düzeninde bozulma, kendini yetersiz-değersiz görme gibi semptomlarla gösterir.

Bunu azaltmanın, yok etmenin yolu yukarıda bahsettiğimiz konularda ebeveynlerin tutumlarını ve buradan yola çıkarak da ergenin sınavla ilgili algılarını değiştirmekle mümkündür. Sınavın ergen için anlamı sorgulanmalı, bunun son seçeneği olmadığı hatırlatılmalı, alternatif yollar gösterilmeli ve olabildiğince çabası desteklenmelidir. Kaygının ancak bu yollarla yatıştırılması mümkündür.