Doris Hofer röportajının 2. Kısmında düzenli uykunun önemi, spor öncesi nasıl beslenmemiz gerektiği ve sağlıklı yaşam rutini oluştururken nasıl bir yol izlememiz gerektiği hakkında konuştuk. Öyleyse buyurun röportaja geçelim.
 
Doris hanım bir gününüz nasıl geçiyor?
Sabahları hep erken kalkarım. Saat 06:30’da kalkar, giyinir, çocuklarıma sağlıklı bir kahvaltı hazırlarım. Onları okula uğurlarım. Onlar gittikten sonra 8-9 arasında 1 saatim oluyor. Bu bir saat benim en verimli vaktim. Bilgisayarımda yapmam gereken işlerimi yapıyorum. Genellikle yazı yazıyorum.  Kahvemi içiyorum. Spor yapıyorum. Sporumu bazen evde, bazen da spor salonunda yapmayı tercih ediyorum.  Spor salonuna gitmeyi seviyorum. Çünkü evin dışına çıkmak daha motive edici olabiliyor. Genellikle gün içerisinde videolarımı çekiyorum.  
 
Kahvaltı, öğlen ve akşam yemeklerini düzenli yemeye özen gösteririm. Öğlen yemeklerinde; kepekli makarna, kinoa mutlaka tüketirim.  Sabah kahvaltılarında yulaf yemeyi tercih ederim. Akşam yemeklerinde karbonhidrat olarak sadece sebze tüketmeyi tercih ediyorum. Tabii çocuklarım için bu durum geçerli değil. Onlar büyüme çağında, bol bol spor yapıyorlar. Onlar akşam yemeklerinde de pilav veya makarna yiyorlar. Büyükler ve çocuklar arasında yemek konusunda mutlaka farklılıklar olmalı. 
 
Akşam yemekleri özellikle bizim için çok önemli, bütün aile birarada yemek yiyoruz. Ben akşam yemeklerini erken yemeği çok severim. Eskiden 18:00’de yemek yerdik. Şimdi kızımın antrenmanı geç saatlere kadar sürüdüğü için bazı günlerde saat 20:00’de akşam yemeğimizi yiyoruz. Ailemde gördüğüm düzeni kendi evimde uygulamaya özen gösteriyorum. Akşamları erken yatmayı tercih ediyorum. Genellik 23:00 gibi yatıp 06:30 gibi kalkarım.
 
Düzenli uyku ve spor arasındaki dengeyi anlatabilir misiniz?
Düzenli uyku kesinlikle çok önemli. Ben uykusuzken, kimse beni sevmez. Ben de uykusuz olan insanları sevmem. Tabii kişi zaman zaman uykusuz kalabilir ya da kahve içersiniz uykunuz kaçar. Ancak sürekli uykusuz kalırsanız vücut 2-3 günden sonra gerçekten tepki vermeye başlıyor. Düzenli spor yapıyorsanız, mutlaka düzenli de uyumalısınız. Eğer uykusuz kaldıysanız antrenmanızı daha hafif yapmalısınız. Vücudu dinlemek çok önemli.
 
Peki, kişi sağlıklı beslenme ve spor rutinini nasıl oluşturur?
Devamlılık çok önemli. Genellikle sonuç ne zaman alırım sorusu ile karşılaşıyorum. Hatta bu konu hakkında kendi bloğumda bir yazı bile yazdım. Zaten kişinin niyeti bu soru ile belli oluyor. Bu soru ile karşılaştığımda benim cevabım, 1. ayda kendin fark görmeye başlarsın. 2.ayda ailen fark görür. 3 aydan sonra herkes farkı görür.
 
Ben danışanlara hareket ettiği sürece her şeyi yiyebileceklerini söylüyorum. Kişi sürekli oturur, sağlıklı beslenmez ve ardından yarım kavanoz nutella yerse o zaman fit ve sağlıklı olamaz. Ancak dikkat eder ve sağlıklı beslenirse o zaman istediği vücuda sahip olacaktır. Ben çocuklarımın her şeyi yemelerine izin veriyorum. Nutella da yiyorlar, çikolata da yiyorlar. Buzdolabında abur-cubur dahil olmak üzere, çikotala, şeker her şey bulunuyor. Ben asla yasaklamıyorum. Çünkü ben izin vermezsem yemelerine, dışarıdan mutlaka bulurlar. Ancak şart koşuyorum. Tabaklarına bol miktarda sebze koyarım. Önce sebzelerini bitirmelerini gerektiğini bilirler. Ardından buzdolabına koşarlar; günde 1 adet tatlı hakları var. İstedikleri herhangi bir tatlıyı yiyebiliyorlar. Bu şekilde alıştılar. Kesinlikle çok sağlıklılar. Bazen öğlen tatlı tüketmek istiyorlar; o zaman onları uyarıyorum. Tabii ki tüketebilirsin. Ancak akşam yemeğinden sonraki hakkını kaybetmiş olacaksın.
 
Sizce Türk Milleti olarak spor ve sağlıklı yaşam rutini oluşturma konusunda hangi başarılı mıyız?
Türkler biraz tembel. Bence spor yapmak yerine bir hap olsaydı onu içip fit ve sağlıklı olmayı tercih ederlerdi. Öncelikle zayıf ve fit olmak farklı şeylerdir. Top modellere baktığınızda hepsi zayıftır. Ancak içlerinde spor yapmayanlar var. Ne kadar zayıf olursa olsunlar maalesef sıkı değiller. Bu bana göre sağlıklı ve estetik değil. Ancak Victoria’s Secret modellerine baktığımızda onlar fit ve zayıflar. İnanılmaz spor yapıyorlar. Önemli olan zayıf olmak değil, sağlık ve fit olmak. Öncelikle istenilmesi gereken zayıf olmak yerine, fit olmak olmalı.
Sanırım  fit olmak ve zayıf olmak kavramları birbirine sıkça karıştırılıyor?
 
Kesinlike bu iki kavram arasındaki fark toplum tarafından sıkça karıştırılıyor. Genellikle fit insanlar şu durumla sıkça karşılaşıyorlar. ‘’Senin ne işin var spor salonunda. Sen zaten zayıfsın!’’ Bizim amacımızın fit olmak olduğuna, hedefimizde keyif almak olduğuna kesinlikle inanmıyorlar. Çünkü bu duyguyu hiç yaşamamışlar. Umarım bizimle birlikte yaşarlar. 
Türk milleti, biraz tembel ve hareketi sevmiyor. Tabii çok genel konuşuyorum. Şehirli kadın daha bilinçli. Benim amacım hareketi sevdirmek. Ben çok sık pazara giderim. Pazarda çok tatlı bir teyze var. Her denk geldiğimizde biraz konuşuruz. Geçen gün bir parça ekmek uzattı bana, sonra da ‘’Sen herhalde yemiyorsundur.’’ dedi. Teyze sağolsun benimle paylaşmak istiyor; ancak sağlıklı olmadığını farkında. Bana bakıyor ve içinden muhtemelen ‘’Bu kız benim yediğim ekmeği yemiyor.’’ diyor. Bu aslında iyi birşey, aslında durumu farkında olduğunu gösteriyor.
 
Biz evde kendi ekmeğimizi yapıyoruz. Çok lezzetli ve sağlıklı oluyor. Bir damla yağ bile kullanmıyoruz. Haftaya tekrar gittiğimde bir parça kendi yediğim ekmekten götüreceğim ve eminim çok sevecek. Yavaş yavaş insanlar farkındalık kazanıyor. Asıl problem sanırım Televizyon programlar ile alakalı; çok sağlıksız yemek tarifleri veriliyor. Geçen gün konuk olduğum bir programda yarım su bardağı tuz döküldü. Aşırı yağlı, tuzlu veya tatlı tarifler hazırlanıyor.
 
Spor yapanların, antrenman öncesinde iyi beslenmesi çok önemli. Spor öncesi bize tüketebileceğimiz sağlıklı ve pratik bir tarif verebilir misiniz?
Tabii. Size sağlıklı ve pratik hazırlanabilen muffin tarifi vereceğim. 6 adet için gereken malzeme:
1 su bardağı çekilmiş yulaf,
1 su bardağı kinoa,
1 su barda badem sütü veya inek sütü
2 adet büyük boy muz,
2 adet yumurta,
2 yemek kaşığı hindistancevizi  yağı,
2 yemek kaşığı rendelenmiş hindistan cevizi ( 1-2 tatlı kaşığı),
1 yemek kaşığı rendelenmiş portakal kabuğu,
1 portakal suyu,
1 yemek kaşığı kabartma tozu,
1 su bardağı taze frambuaz,
 
1 su bardağı yulaf unu elde etmek için 1 bardaktan biraz fazla yulafa ihtiyacınız var. Yulaf ununu, kinoayı, badem sütünü veya sütü büyük bir kaseye koyup karıştırın. Olgunlaşmış muzları çatal yardımıyla ezip diğer malzemeler ile birlikte yulaflı karışımız üzerine ilave edin. Sonrada bu karışımı muffin kalıplarına doldurup tepsiye dizin. Muffinleri önceden 180 derece ısıtılmış fırında 20-25 dakika 200 derecede pişirin. 
 
Kesinlikle bu muffinler çok sağlıklı ve 4-5 gün boyunca bozulmadan kalabiliyorlar. Çok lezzetli ve ıslaklar. Antrenman öncesinde 1 adet tüketmek yeterli olacaktır. Her bir muffin 258 kalori, içerisinde 10 gr yağ, 30,7 gr karbonhidrat, 7,3 gr şeker ve 8.1 gr protein bulunyor. 
 
Doris Hofer’e fit ve sağlıklı yaşam üzerine yaptığımız röportaj içi çok teşekkür ediyoruz. 
 
Marka danışmanlıkları, eğitimler, öneri ve görüşlerinizi bildirmek bana aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz.
 
Mail: markadanismanituvanaeroltu@gmail.com
İnstagram 1: @tuvanaeroltu
İnstagram 2 : @tuvanaeroltuilemarkalasma