Ted Bundy: Dünyanın en eğitimli ve korkunç seri katili

Zeki, açık sözlü, yakışıklı, eğitimli... Hukuk fakültesinde okuyan ve politikayla ilgilenen Ted Bundy'nin 5 yıl boyunca dehşet verici cinayetler işleyeceğini hiçkimse tahmin edemezdi! 35'ten fazla kadını katleden bu caniye göre iyi bir cinsel ilişki için yapılması gereken şey, çekici bir kadını kelepçeleyerek öldürene kadar kanını akıtmaktı. Nasıl olur da bu etkileyici ve zeki genç adam, tanımadığı insanlara karşı, bu kadar vahşice suçları işler? İşte cevabı...

Ted Bundy: Dünyanın en eğitimli ve korkunç seri katili

İnfaz edildi

İnfaz edildi

24 Ocak 1989 günü Florida Eyalet Hapishanesi'nde, Ted Bundy elektrikle infaz edildi. Kendisi, Amerika'nın en meşhur seri katiliydi. Yaklaşık 10 yıl idam edilmeyi bekledikten sonra, Kimberly Leach adındaki 12 yaşındaki kızı öldürmek suçundan infazı uygun görülmüştü. Ancak 30'dan fazla kişiyi, oldukça kanlı ve tüyler ürpertici biçimde katlettiğini de zaten itiraf etmişti. Bu cinayetleri Washington, Oregon, Utah, Colorado ve Idaho eyaletlerinde işledi. Colorado hapishanelerinde cinayet duruşmaları için bekletilirken iki kez firar etti. Tekrar tutuklanmasının ardından ise, kendi avukatlığını kendisi yapmak istedi. Savunması sırasında kadın hayranları her hareketini dikkatle izlediler. Sinema yıldızı gibiydi! Etrafına bakıp herkesle konuşuyor, gülümsüyordu... Bu arada cezaevinin dışında toplanan yaklaşık 500 kişilik bir kalabalık, heyecanla onun ölümünü bekleyerek "Yan Bundy yan!" gibi sloganlar atıyordu. 

'Çok hoş bir adamdı, dostumuzdu'

'Çok hoş bir adamdı, dostumuzdu'

Bir tür medya sansasyonuydu Ted Bundy. Amerikan halkı büyülenmişti. Çünkü bu adam üniversite mezunuydu, hukuk fakültesi öğrencisiydi, cumhuriyetçi partinin yükselen bir üyesiydi! Hatta Washington eyaleti siyasetinde parlayan bir yıldızdı! Kim tahmin edebilirdi ki korkunç bir katil olacağını? Politikadan arkadaşı Ralph Munro, "Suçlamalardan önce tanıdığımız Ted Bundy çok hoş bir adamdı, dostumuzdu. Farklı ya da tuhaf olabileceğini düşünmemiştik" diyor. Bundy bir şekilde, içindeki katletme tutkusunu gizli tutabilmişti. Arkadaşlarına, ailesine ve iş çevresine gayet uyumlu biri olarak görünüyordu. 

İlk kurbanlar

İlk kurbanlar

Hiç kimse bu temiz, iyi görünüşlü genç adamın tecavüz, işkence, cinayet ve parçalama gibi dünyayı sarsacak suçları işleyeceğini tahmin edemezdi. 4 Ocak 1974'te bu canavar, ilk kez sosyal maskesini çıkardı. Gece yarısından hemen sonra, 18 yaşında Washington Üniversitesi öğrencisi olan Joni Lenz'in bodrum katındaki penceresinin önüne geldi. İçeri girip yatakodasına gitti. Kızı, uyurken sopayla vurarak vahşice öldürdü. Joni ertesi sabah bir kan gölü içinde yatarken bulundu. Yatağın başucundaki demir çubuklardan biriyle kafasına vurulmuştu. Ve cinsel organında işkence vurgusuna rastlanmıştı. Bundy'nin bu kızı seçmesinin özel bir sebebi vardı. Bu, onun bütün kurbanlarında aradığı fiziksel özellikti: Saçları uzundu ve ortadan ayrılmıştı. Ancak polisin bunu Bundy'nin neden cinayet işlemeye ittiği çözmesi yıllar alacaktı...

Linda Ann Haley, Washington Üniversitesi'nde psikoloji bölümünde öğrenciydi. 31 Ocak 1974 gecesi uyuduktan sonra Bundy odasına girdi, kıza tecavüz etti. Ve Linda'yı sessizce evin dışına taşıdı. Parçalanmış uzuvları ve kafatası 1 yıl bulunamadı. 
 

Annesi katil olduğuna asla inanmadı

Annesi katil olduğuna asla inanmadı

Polis, Ted Bundy'nin 1974 yılında Seatle-Washington'da cinayet işlemeye başladığını düşünüyor. Bunlar yaklaşık 5 yıllık bir sürede Oregon, Utah, Idaho, Colorado ve Florida'ya kadar yayıldılar. Onun bu saldırganlığı en az 35 kadının hayatına mal oldu. 1976'da tutuklandığında, masumiyetine en çok inanan kişi, annesi Louis Bundy oldu. Hatta 1989'da idam edilene dek oğluna inandı. Ted'e hamile kaldığında tezgahtardı. Gayrımeşru oğlunu doğurmak için evinden çıkıp Phidelphia'ya gitti. 24 Kasım 1946'da oğlu, Vermont'ta dünyaya geldi. 

Elenor doğumdan sonra Ted'i alıp Philidelphia'ya döndü. Bu, hazin öykünün başlangıcıydı... Pek çok uzman, Bundy'nin cinayet tutkusunun tohumlarının çocukluğunda ekildiğine inanıyor. Çünkü Ted, anneannesi ve dedesinin, annesi ve babası olduğunu sanarak büyüdü. Gerçek annesini ise ablası sanıyordu. Ancak bir taraftan, koca bir yalanın içinde yaşadığını da hissediyordu. Sadece bu da değil; evde bir sürü başka sorun vardı. Anneannesinde klinik depresyon vardı, panik ataklardan muzdaripti, hatta elektroşok tedavisi görmüştü. Babası sandığı dedesi ise korkutucu, öfkeli ve sert bir adamdı. Pornografik yayınlar okur, kızına iş yaptırır, geç kaldığında tokatlardı. 

Annesi uyandığında...

Annesi uyandığında...

Büyüyüp genç bir adam olduğunda Ted'in annesiyle ilişkisi iyice karıştı. Gerçi 3 yaşından beri garip bir çocuk olduğuna dair işaretler vardı... Mesela bir gün annesi kanepede uyuyakalmıştı. Uyandığında, oğlunun mutfaktaki bütün bıçakları yanına getirdiğini gördü. Bıçaklar sivri uçları kendine dönük şekilde etrafına dizilmişti. Annesi bu davranışıyla ilgilendi ve babasının denetiminden kaçmaya çabaladı. Ted'i de alıp amcası Jack ve ailesiyle birlikte yaşamak üzere Calma-Washington'a gitti. Sonraki yıllarda Ted, dedesinden ayrılmanın kendisini çok sarstığını söyledi. Çünkü babası olduğunu zannediyordu! 

Anne Elonor, yeni taşındığı yerde ikinci adı Louis'i kullandı ve sekreter olarak çalışmaya başladı. Burada tanıştığı John E. Bundy adında, aşçılık yapan biriyle evlendi. Böylece oğlu, hayatı boyunca taşıyacağı soyadına kavuşmuş oldu: Theodor Robert Bundy!.. Fakat Ted, üvey babasına asla yakın hissetmedi. Birçok konuda çatıştılar. Yüksek bir mevkisi olmadığı için onu beğenmiyordu. Bu yüzden soyadına rağmen kendini Cowel olarak görmeye devam etti. Kendisini en çok, Jack'e yakın hissediyordu. Jack kültürlü bir müzik profesörüydü ve Washington Üniversitesi'nde görevliydi. Ted onun gibi biri olmak istedi. Özel biri olmak, bir şekilde tanınmak onun için çok önemliydi. 

Grandiyöz narsizm!

Grandiyöz narsizm!

John ve Louis'in 3 erkek ve 3 kız çocukları daha oldu. Ancak Ted'in ne bu kardeşlerle ne de üvey babasıyla paylaşacak bir şeyi yoktu. Örneğin üvey baba kır gezintilerini severdi, Ted ona katılmazdı. Sanki üvey baba ile bağlantı kurmaktan kaçıyor gibiydi. Okulda ise evde kurduğundan da az bir bağlantı kurmuştu. Ortaokul ve lise arkadaşları Ted'i "Utangaç biri" olarak tarif ediyorlar. Kekemeydi ve hiç flört etmedi. Kendisine çıkma teklif eden kızlarla bile flört etmedi. Ancak yavaş yavaş ortaya çıkan gizli bir yönü de vardı. 15 yaşına geldiğinde usta bir hırsız oluvermişti. Bugün psikiyatri bu hastalığa, 'grandiyöz narsizm' diyor. Sürekli hoşnut hissetme yeteneği, otoriteye karşı gelme yeteneği, dükkan soyma yeteneği... Bütün bunlar onun kendisini özel hissetme ve nam salma gibi narsist kökenli örüntüler edinmesine katkıda bulundu. Bu arada kadınlarla ilişkisi de kötüye gitmeye başladı. Bir röntgenci haline geldi. Gecenin karanlığında kızların penceresinde ortaya çıkıyordu. 

8 yaşındaki kızı Ted Bundy mi öldürdü?

8 yaşındaki kızı Ted Bundy mi öldürdü?

Bazı otoriteler, Ted'in ilk cinayetini 15 yaşında işlediğini düşünüyor! Sabahları gazete dağıtıcılığı yaptığı bu 15 yaş döneminde, yolunun üzerinde Anne Marry adında 8 yaşında küçük bir kız oturuyordu. Ted bu kızı tanıyordu; amcası ona müzik dersleri veriyordu. 31 Ağustos 1961'de kız kayboldu, 800 askerin katıldığı bir arama yapıldı. Hiçkimse bir şey bulamadı. Bu arada Ted'den de şüphelenilmedi tabii. Çoğu kişiye göre o 8 yaşındaki kız, Ted'in ilk kurbanı olmuştu.

1960'ların ortalarında Ted Bundy lise öğrencisiydi. Zeki, yakışıklı ve arkadaş canlısı olmasına rağmen arkadaşlarının uzağındaydı. Özellikle de kızların. Hiçkimseyle doğru dürüst ilişki kuramıyordu. Üniversitedeyken de koca kampüste kendini yalnız ve kaybolmuş hissediyordu. Kendi içinde boşluktaydı. Ama yaşadığı zorlukları, bilgili ve eğitimli bir genç olarak atlatmayı başardı. Üniversitedeyken bir proje kapsamında Asya'ya gönderildi, orada Çince öğrendi. Ayrıca burada yeni bir kişilik üretmeye başladı: Eski Ted ne kadar utangaç ve çekingense, yeni Ted o kadar soğukkanlı, esprili ve kendinden emindi!

İlk aşk

İlk aşk

Üniveritede Stephanie Brooks'a aşık oldu. Özellikle omuzlarına kadar inen, ortadan ikiye ayırdığı saçlarından çok etkilenmişti. Zengin, bilgin ve zevk düşkünüydü. Ted'in istediği her şeye sahipti. 1 yıl kadar birlikte oldular. Ted ilk cinsel ilişkisini Stephanie ile yaşadı. Ona aşıktı. Ancak kız, bu ilişkinin geleceği olmadığını gördü. Ted'in toy olduğunu, hayatta bir amacı olmadığını, hırslı olmadığını, plan yapamadığını, düzenli olmadığını düşünüyordu. Aşklarının bittiğini ve ayrılmak istediğini söyledi. Ted'in dünyasını başına yıkan bu sözlerden sonra, kıza karşı bir saplantı geliştirdi. Okulu bıraktı, Phildephia'ya döndü. Bu ziyaretinin bir amacı vardı...

Kafasını sürekli meşgul eden sorulara cevap arayan Ted Bundy, gerçek babasını, gerçek kimliğini arıyordu. Philidelphia'daki kayıtları gözden geçirdikten sonra  Vermont'a gitti. Burada her zaman şüphe duyduğu o gerçeği öğrendi: Gerçek annesinin aslında ablası olduğunu, babasının belli olmadığını... Tahmin edersiniz ki bu herkesin dünyasını sarsacak büyük bir olay. Haliyle kimlik algısında sarsıntı oldu. İhanete uğramış hissediyordu. Üstelik bunu yapan öz annesiydi! Zaten Stephanie de kendisini terk etmişti... Bütün bunlar, kadınlara karşı öfkesinin ortaya çıkmasına vesile olmuş mudur sizce de?

Acil intihar hattında çalışırken hayat kurtardı

Acil intihar hattında çalışırken hayat kurtardı

Ani bir karar vererek Washington Üniversitesi'ne döndü, psikoloji okumaya başladı. Derslerde çok başarılıydı. Kendine bir hedef belirlemek ona iyi gelmişti. Adeta gençleşmiş, canlanmıştı. İçindeki şeytanlar ne kadar kudurursa kudursun, Ted onlarla baş etmeyi başarıyordu. Yaşamı olumlu yönde değişiyordu. 1969'da genç bir dul olan Elizabeth Kloepfer ile sevgili oldu. Elizabeth zeki ama utangaç bir kadındı. Ted'i çok seviyordu. Ted de bu ilişkide mutluydu. Ama gerçekte intikam duygusunu besliyor ve öç alma planları yapıyordu. Listesindeki ilk kişinin adı eski sevgilisi Stephanie Brooks'tu. Halen gizlice Stephanie ile konuşuyor, onu kendisine aşık etmeye çalışıyordu. Tıpkı onun kendisini yaraladığı gibi, o da Stephanie'yi yaralamak istiyordu. 

İmajını geliştirmek için yerel politikada etkili biri haline geldi. Valinin ikinci kez seçilebilmesi için yapılan kampanyalarda çalıştı. 25 yaşına geldiğinde, boş zamanlarında intihar acil yardım hattında çalışıyordu. Telefonda nasıl konuşulması gerektiğini iyi biliyordu. Ne ironiktir ki, bu intihar hattında çalışırken insanların hayatını kurtardı...

Cinayet serisi başlıyor

Cinayet serisi başlıyor

Fakat bir yandan hala Stephanie'yi düşünüyordu. İş gezisi için San Francisco'ya gittiğinde onunla karşılaştı ve yeni Ted Bundy, Stephanie'nin aklını başından aldı. Kız tekrar aşık oldu! Ted'in evlenme teklifini kabul etti. Ancak 2 gün sonra, Ted 5 yıl süresince bütün ülkeyi dehşete düşürecek öldürme hücumuna başladı. 35 kurbanının çoğunun bir ortak noktası vardı: Onun için uygun kurban demek, ufak tefek, uzun saçlı, saçı ortadan ayrılmış kadınlardı. Hepsi Stephanie'ye benziyordu. 

Stephanie ile ilişkisini bitirdikten sadece günler sonra Ted Bundy, kendi terör saltanatını başlattı. 6 ay içinde üniversite kampüslerinde 6 kadın kayboldu. Günün 24 saati kurban arıyordu. İlk iki kurbanı Washington Üniversitesi'nde öğrenciydi. İnsanlar bunları yapan kişinin dışarıdan geldiğini düşünüyordu, aralarından biri olma olasılığı akıllarından bile geçmiyordu. Kız arkadaşı Elizabeth bile gerçek Ted'i tanımıyordu. Şubat ayından hazirana kadar Carol Valens Layla, Nancy Wilcox, Donna Manson, Susan Rancourt, Brenda Ball ve Roberta Parks ortadan kayboldular. 

Yardımsever kızları bulup...

Yardımsever kızları bulup...

Bu olaylar arasında hiçkimse bağlantı kuramadı. Örneğin Georgeann Hawkings sadece birkaç metre uzaklıktaki yurda giderken kayboluyordu, bu nasıl olabilirdi ki? 

Yıllar sonra Ted Bundy yakalandığında, kurbanlarına saldırmak ve onları yakalamak için kullandığı yöntemleri anlatacaktı. Onları tuzağa düşürmek için yaralı numarası yapıyordu. Koltuk değnekleri kullanarak topallayan, kitaplarını düşürmüş yalnız biri gibi davranarak yardım istiyordu. Seçtiği kızların hepsi de yardımsever kişilerdi. Georgeann Hawkings de böyle tuzağa düşmüştü. Kız kitapları taşımak için arabanın içine doğru eğildiğinde Bundy bir levye ile kızın başına vurdu ve onu içeri itti. Ellerini bağladı, görünmemesi için üzerine bir şeyler örttü.

Ted Bundy, kurbanlarını genellikle Seatle'ı kuşatan ormanın derinliklerine götürüyordu. Sopalı saldırısından kurtulan olursa, cinsel saldırıda bulunuyordu. Onun bakış açısına göre iyi bir cinsel ilişki için yapılması gerekenler, kelepçeleyebileceği çekici bir kadın bularak onu korkutmak ve ölene kadar kanını akıtmaktı. 

Hem cinsel sadist hem de ölüsevici

Kurbanlarının işini bitirdikten sonra cesetlerini ormanın derinliklerine bırakırdı. Ancak sonra defalarca suç mahaline geri dönüyordu. Sadece kanıtları yok etmek için değil, cesetler üzerinde bir şeyler yapmak için... Bazıları onun bütün vücudu taşıdığından şüpheleniyor. Çünkü mesela bir kurbanı, hiç giymediği giysilerle bulmuşlar. Bundy kurbanına makyaj yaparak onu daha çekici hale getiriyordu. Ancak görünüşe göre cesetleri parçalamak için döndüğünde, onlarla cinsel ilişkiye de giriyordu. Bir psikiyatri uzmanına göre, Bundy iki farklı seri katil arasında kaldığı için eşsiz bir özelliğe sahip: Hem cinsel sadist hem de ölüsevici bir seri katil. En önemli özellikleri cinsel sapkınlık, vicdan eksikliği ve kendi cinsel zevki uğruna birilerinin canına kıymaya isteklilik!

Aynı gün iki cinayet

Ted en az 8 cinayet işledikten sonra öldürmede uzmanlaşmıştı. Bu bağımlılığı 1 günde 2 kadını öldürmeye kadar gitti. Mesela bir cinayete bakalım...

Güzel bir öğleden sonrada Seatle'da güneş tam tepedeydi. Bu pek rastlanan bir durum değildi. Herkes dışarıya, Sammamish Parkı'na çıkmıştı. Bunlardan biri de Janice Ott'dı. Kolu sargılı olan Ted, kıza yaklaştığında kumsalda yatıyordu. Ona, arabasındaki botları bağlamasın rica etti. Kız kabul etti, arabaya gitmek için ayağa kalktı. Bu andan sonra onu bir daha canlı gören olmadı... 1 saat sonra Ted parka geri döndü. En az 4-5 kadına daha, 13.00-16.30 arasında yaklaştı. Ama Bundy ile ilgili bir şey bu kadınları ondan uzaklaştırmış olmalı. Arkadaşlarıyla parkta güneşlenen Denise haricinde kimse teklifini kabul etmedi. Denise, saat 17.00'ye doğru tuvalete gitmek için arkadaşlarının yanından uzaklaştı. Yanında köpeği vardı. Köpek geri geldi ama kız yoktu. Denise kaybolduktan sonra parktakiler gönüllü oldular. Ted'in bir robot resmi çizildi. Polis 3 bin 500 ipucuna ulaşarak Ted adındaki potansiyel suçluların listesini yaptı. Bundy de onlar arasındaydı...

Elinden kurtulan bir kadın...

Elinden kurtulan bir kadın...

Bu arada Ted, hukuk öğrenimine devam ediyor ama öldürmeden de duramıyordu. Dışarıdan görünen imajı hala büyüleyici ve saygı uyandırıcı olmasına rağmen, bu maskenin altındaki katil sapasağlam oradaydı. Ancak yakında, yakayı ele verecekti... 

1974 yılı kasım ayı başından itibaren Ted Bundy, Washington ve Oregon'da 11 kadını öldürdü. En son yerleştiği Utah'ta iki kişiyi daha öldürdü. Büyük olasılıkla günün 24 saati cinayet işlemeyi düşünüyordu. 7 Kasım'da kendisini polis olarak tanıtarak bir kadına yaklaştı. Amacı, 19 yaşındaki Carol'a saldırmaktı. Arabasına birilerinin zorla girdiğini ve yardım istediğini söyledi. Ancak arabasının içinde onu kelepçelemeye çalışırken Carol kaçmayı başardı. Kaçarken kelepçe hala bileklerindeydi. Artık canlı bir kurban tanık vardı. Saldırganı ve arabasını tarif edebilecek bir kadın... Kelepçenin hala bileklerinde olması başlıbaşına bir kanıttı zaten. Bütün bunlara rağmen polisin, saldırganın kim olduğu hakkında hala fikri yoktu. Ted Bundy zaten kılık değiştirme ustasıydı. Her zaman farklı görünürdü. Bir keresinde sakallıydı, bir keresinde uzun-tel tel saçları vardı, bir keresinde saçını kısa kestirmişti. Sürekli değişiyordu. 

Ve yakalanıyor...

Ve yakalanıyor...

1974 yılının temmuz ayından beri Washington polisi Ted adındaki şüphelilerin listesine dahil olanların sayısını 200'e indirmişti. Bundy de bu listede olmasına rağmen kimse ondan ciddiyetle şüphelenmiyordu. 

15 Ağustos sabahı, Utah'ta bir polis tarafından durduruldu. Düzensiz bir biçimde araba kullandığı için arama yapıldı. Polis arabada bir çanta buldu. İçinde levye, kelepçeler ve kar maskesi vardı. Derhal hırsızlık şüphesiyle tutuklandı. Ayrıca arabada rastlanan benzin faturaları ve haritalar, daha sonra Bundy'nin Colorado'da yaptıklarıyla bağlantılı bulunacaktı. Daha da önemlisi Carol, kendisine saldıran adamın Bundy olduğunu belirledi. 

Ted Bundy'nin arkadaş çevresi şok oldu ve yaşananlara inanamadılar. Yanlış adamı yakaladıklarını düşünüyorlardı. Hatta Ted'i korumak için bir yardım fonu oluşturdular. 

23 Şubat 1976'da Ted Bundy, ilk kez mahkemeye çıkarıldı. Suçsuz bulunacağına inanıyordu. Ancak duruşmada Carol, kendisine saldıran kişinin Ted olduğunu söyleyince 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu arada Colorado'da işlenen Karen Campbell cinayetiyle olan bağlantısı da keşfedildi.

İki hafta durabildi!

İki hafta durabildi!

Ted'in kendine güveni tamdı. Cinayetleri kayda geçirildiğinde bile özgüveninden bir şey kaybetmedi. Nisan 1977'de Colorado Hapishanesi'ne gönderildi. Burada kalırken avukatlarını kovdu ve gelecek davada kendi kendini savunacağını söyledi. Dedik ya; kendine çok fazla güveniyordu. Zekası ile yeteneği, sistemi yenebilecek ve onunla çalışabilecek güçteydi. Mahkemeyi bile alt edebilirdi! Hukuk kütüphanesindeki kitaplara göz attıktan iki ay sonra, iki katlı penceresinden kaçarak firar etti. 6 gün sonra yakalandı. 1977 yılının yılbaşı kutlamasında ise havalandırma boşluğundan sızarak tekrar kaçtı. 

Ted Bundy muhteşem bir cezaevi firarı gerçekleştirmiş, Florida'ya kaçmıştı. Artık FBI'ın en çok arananlar listesindeydi. Bu onun çok hoşuna gitmiş olmalı. Artık çok ünlüydü. Adını değiştirdi ve sakal bıraktı. Zamanını genelde Florida Devlet Üniversitesi'nin kampüsünde dolaşarak geçirdi. 8 Ocak gibi kente gitti. Bir süre yasadışı hiçbir şey yapmadı. Ancak bu kararlılığını sürdüremeyecekti. 

15 Ocak 1978'de, kaçışının üzerinden yalnızca iki hafta geçmişken, üniversitenin arka kapısından girerek Kyle Mega'nın evine ulaştı. Lisa ve Margaret'ı sopayla dövüp öldürdü ve tecavüz etti. Oda arkadaşları Grant ve Cathy'ye saldırarak ağır yaraladı. Belli ki bu evdeki bütün kadınları öldürmek istiyordu. Yarım metreden daha yakında olan Sharol'a ait daireye girdi. Onu da vahşice dövüp ölüme terk etti. Öldü sandı ama Sharol hayatta kaldı. Sharol, Bundy'nin o gece saldırdığı beşinci kadındı... 

Kendi kendinin avukatı!

Kendi kendinin avukatı!

Ted Bundy, işlediği suçtan dolayı pişmanlık duymuyordu, çünkü böyle bir duyguyu tanımıyordu. Kendini haklı ve doğruyu yapmış gibi hissediyordu. Kadınların ona yaptıklarından sonra onun kadınlara bunu yapmaya hakkı olduğunu düşünüyordu. 3 hafta sonra tekrar öldürecekti. Bu kez kurbanı, 12 yaşındaki ortaokul öğrencisi Kimberley'di. Kimberley, kaçırılmış, vahşice işkence yapılarak öldürülmüştü. 

2 Şubat 1978'de bir benzin istasyonu çalışanı, çalıntı araç ihbarında bulundu. Ted kaçmaya çalıştı. Ardından kovalamaca başladı ve ateş açıldı. Ardından polisler Ted'i tutuklamayı başardılar. Bundy tutuklanmış ve teşhis edilmişti. İlerleyen aylarda Florida'daki müfettişler, Kimberley cinayetini işlediğine dair kanıtlar elde etti. Ayrıca üniversite yurduna saldırıp işlediği cinayetleri de çözdüler. Tutuklanarak cezaevine gönderildi. 

İlk mahkemesi Florida'da 7 Temmuz 1979'da görüldü. "Savunmanızı kendiniz mi yapacaksınız yoksa avukat mı tutacaksınız?" diye soran gazetecilere, "Şu an en iyi avukat yanımda. Bizzat benim!" diye cevap verdi. Bundy, Kyle cinayetinde kendi kendisinin avukatlığını yaptı. Tanıkların ifadelerini aldı, kendi tekliflerini sundu, karşı taraf da bütün bunlara profesyonel zeminde karşılık verdi. 2 hafta sonra Bundy suçlu bulundu ve ölüme mahkum edildi. 

Elektrikli sandalyede son anları

Elektrikli sandalyede son anları

Ocak 1980'de Bundy, tekrar mahkemeye çıkarıldı, tekrar suçlu bulundu ve idama mahkum edildi. Ancak sonraki 9 yıl boyunca Bundy mahkumiyetlerini temyize taşıyarak ölüme, son dakika oyunlarıyla çalım atacaktı. Hatta bunu bazen, cezasının infaz edilmesinden -dakikalar önce yapacaktı. Sonunda, birtakım düzenlemelerin ardından Bundy'nin infazı 1989 yılının ocak ayına tarihlendirildi. Ölümünü ertelemek için yetkililerden kendisiyle bağlantılı çözülmemiş diğer vakalar hakkında bilgi sağlamak için izin istedi. Onların desteğini elde edebilmek için onlara yeni bilgiler verdi. Bundy kendisini sorgulayanlarla sürekli bağlantıya geçerek iş birliği yapmaya çalıştı. Çünkü zamana ihtiyacı vardı. İnfaz edileceği sabaha dek, gerçekten de infazını erteleyebileceğini düşündü. Ancak bunu başaramadı. 

24 Ocak 1989'da 41 yaşındayken Ted Bundy, hayatta her istediğini elde edebilen adam, ancak bunların yerine cinayet işleme duygusuyla bir canavar olmayı tercih eden kişi, elektrikli sandalyede idam edildi. Kurbanları 18-20 yaşlarındaydılar. Bundy'nin mahvettiği bir dünyaları ve gelecekleri vardı. Bu toplu trajediler, kimbilir kaç aileyi mahvetti? Ve ne yazık ki bizler Ted Bundy'yi bu kızlardan çok daha fazla hatırlıyoruz...

 

Bu makaleye ifade bırak