Siz Hiç Karanlık Yüzüyle Karşılaştınız mı Aşkın?

29 Eylül 2017

Mutlu olmak için peşinden koşulan, gelecek diye beklenerek geçilen ömür ya da ışık hızında düşen yıldırımın yürekte bıraktığı kalıcı bir iz; Aşk, bir gün gelecek ve size karanlık yüzünü de gösterecek deseler inanır mısınız? İnanılmaz elbette, bu kadar uğruna efsaneler anlatılan, hayatın nerdeyse olmazsa olmazı sayılan, her an ve her anıda olsun diye can atılan böylesi bir güzelliğin karanlık yüzü olsa ne olur?

"Ne yapar ki?" der bünye; bilmeden Aşk acısını.

Sevgi; bir anda solunan havadan eksildiğinde, nefes almadan yaşamak gibi gelirken o bünyeye; akıl mantıkla birlikte karanlığın içinde, minicik de olsa bir mum ışığı için kibrit bulmaya çalışırken, yanan canın ışığı hiç bir yeri aydınlatamaz hale geliverir. Kaybolan aydınlığın ne zaman geri geleceğini bilmeden ve umursamadan, olunan yerde kalıp, geçmeyen zamanın başımıza çökertiği dünya kalıntıları altında bulunmamayı bekleriz.

Böylece Aşk, karanlık yüzünü tanıştırmış olur sizinle. Ne yaparsanız yapın, bir daha o aydınlık yüzünü göremeyeceğinizi düşünürsünüz. Düşünmekten yorulana kadar hep düşünürsünüz. Arada, mola istese de ruhunuz dayanamaz yine döner dolaşır düşünürsünüz. Düşüne düşüne tüm çıkan yolları çıkmaz hale getirirsiniz yetmez yine düşünmekten alı koyamazsınız aklınızı. Tek tek detaylarla tuğla tuğla yerleştirirsiniz düşüne düşüne olmamışları olmuş bitmiş gibi geleceğinizi, düşüncelerinizde. Öyle güçlüdür ki düşünceleriniz, hiç bir acıyı atlamadan, en ince damarlarınızın içinde hissedersiniz.

Sorgulamadan tüm kabulleniş gücüyle destekler düşünceleriniz, çekilen Aşk acısını.

Yazının devamı...

Aşk İle Savaşabilir miyiz?

25 Eylül 2017

Gezegenin her yerinde, herkesin dilinde; Barış kelimesi dolaşıyor, eskiden de olduğu gibi. Savaşların bile Barış sağlamak için yapıldığını göstere göstere duyulan bir Barış hali var üzerimizde. Duyulmadığı tek bir gün bile yok çevremizde. Eşimiz dostumuz, sevdiğimiz hatta sevmediğimiz her kim varsa hepsinin, kesinlikle Barış istediğine şahit olabiliriz. Bunu isterken herkesin içtenlikle istediğine hiç şüphe duymaya da gerek yok. Kim ister ki savaş olsun?

Peki, nerde bu çok istenen Barış?

Bu kadar çok istendiği halde neden hiç ortalarda görünmüyor. Birileri ele geçirdi de ikna etmeye mi çalışıyor; 'Barış dediğin döve döve sağlanır!' diye bilinmez. Tek görünen; kişi, kendiyle sağlayamadığı Barış halini, en yakınındaki ile de sağlayamaz, en uzağındaki ile de halinin ispatı.

Dünyanın heryerinde üzerinden en çok prim sağlanan Aşk/Sevgi/Mutluluk üçgeni; Nefret/Öfke/Savaş üçgeni sayesinde sadece tüketilen bir ürün gibi hayatlara girip çıkabilen nesne haline getiriliyor. Herkes ilk üçgenin peşinde, diğerinin hiç alıcısı yok gibi görünüyor. Oysa en çok satanlar listesinde ilk sıradaymış gibi dünya hali, her yanımız Nefret/Öfke/Savaş üçgeni ile dolu. Gezegenin çoğunluğu Barışçıl ise hangi arada derede biz bunları da satın almış oluyoruz. Bilmediğimiz bir promosyon maduru muyuz? Çünkü; hangi birimize sorulursa sorulsun, cevap hep; "biz iyi insanlardanız! elbette Aşk/Sevgi/Mutluluk oldu tercihimiz" olacaktır!

Yazının devamı...