PAPANIN SIĞINDIĞI KİLİSE SERGIOS VE BAKHOS

19 Kasım 2019

Sultanahmet Meydanı’nın sonuna kadar yürüyüp, Marmara Üniversitesi Rektörlük Binası’nın solundan önce Nakilbent Sokak, sonrasında da Aksakal Sokak boyunca yokuş aşağı yürüyüp, dörtyol ağızından sola saparsanız, İstanbul’un en güzel mekanlarından birine, Osmanlı’daki adıyla Küçük Ayasofya Camii ya da Roma zamanındaki gerçek adıyla Sergios ve Bakhos Kilisesi’ne varırsınız.

Kim bunlar?

Kaynaklara göre İmparator Maximianus döneminde, Roma İmparatorluğu’nun doğusunda yaşayan ve Roma ordusunda görev yapan iki Hıristiyan askerdir Sergios ve Bakhos. Zeus’a tapmayı reddettikleri için önce ikisine de kadın kıyafetleri giydirilir

ve sokaklarda sürüklenirler. Sonrasındaysa, Hıristiyan inancına göre Bakhos, Barbasillon şehrinde kırbaçlanarak, Sergios ise Ruşafah’da başı kesilerek öldürülür.

Antik dönem dedikodularına kulak verirsek, Sergios ve Bakhos eşcinsel bir ilişki içerisindedir. Akademisyenlere göreyse, bu ikili bir çeşit adelphopoiesis, yani iki erkek arasında bir çeşit ‘kardeşleşme’ yaşamaktadır.

Theodora’nın Anikia Juliana’ya yanıtı

Roma tarihine göz attığımızda I. Anastasius’tan sonra tahtta, saray muhafızlarının eski komutanı olan ve okuma yazma bilmeyen köylü Justinius’un olduğunu görürüz. Justinius’un kendine seçtiği varisse Justinianus’tur. Bu durum Roma aristokrasisinden Anikia Juliana’nın pek de hoşuna gitmez. Bunun gerçek nedeni, Justinianus’un eşi Theodora’dır esasında...

Yazının devamı...

İki yakalı kent: Nysa

12 Kasım 2019

Dionysos’un kenti Nysa’yı, geçtiğimiz hafta çok değerli dostum Yılmaz Akkan’la gezdiğimizden bahsetmiş, bölgeyi, oranın ünlülerini ve kazıların geçmişini anlatmıştım.Sıra geldi bu muhteşem kenti beraberce adımlamaya...

Nasıl gidilir?

Nysa ya da bugünkü adıyla Sultanhisar, İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan otomobille yaklaşık 1.5 saat uzaklıkta... Nazilli yönünde giderken Sultanhisar’a varınca, soldaki benzin istasyonundan içeri girip, devam edin. ‘Nysa’ tabelalarını göreceksiniz. Antik Kent, Sultanhisar merkezin yaklaşık 3 km. kuzeyinde yer alıyor.
Toplu taşımayla nasıl ulaşılır diye merak ediyorsanız, önce Aydın’a gitmeniz, sonrasında da Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin 302 nolu ADÜ-Nazilli otobüsüne binmeniz gerekecek. Otobüsün kalkış durağı, otogara yaklaşık 500 metre mesafede... Aydın-
Nazilli arasında hafta içi 06.20-21.00, hafta sonuysa 07.30-19.30 arası karşılıklı seferleri var. Aydın’dan Sultanhisar ise 40 dakika sürüyor. Bilet ücreti, tek yön 5.50 TL. Otobüsten indikten sonra, sizi yaklaşık 30-40 dakikalık bir yürüyüş bekliyor. Sultanhisar’dan çıkmadan, yanınıza su almayı unutmayın.
Müzekartınız yoksa, Antik Kent’e giriş ücreti 7 TL.

Gezi rotası

Aracınızı, gişenin yanına ya da Antik Tiyatro’nun önüne park edebilirsiniz. Gezi rotanızın sırası, Stadion, Tiyatro, Tünel, Sütunlu Cadde, Yaşlılar Meclisi, Agora ve Kütüphane olacak. Haydi başlayalım bu muhteşem kenti adımlamaya...

Yazının devamı...

Dionysos’un büyüdüğü kent Nysa

5 Kasım 2019

Geçtiğimiz hafta Karya’nın birbirinden özel ve de güzel kentleri Aphrodisias ile Nysa’ya yaptığım gezinin ilk kısmını paylaşmıştım. Bu hafta sıra, Dionysos’un çocukluğunun geçtiği kabul edilen, Strabon’un, ‘İki yakalı kent’ diye anlattığı Nysa’da...
Önemli bir eğitim ve kültür kenti olan Nysa’yı, çok değerli dostum Aydın eski Müze Müdürü Yılmaz Akkan ile gezdik. Geçtiğimiz sene, kentin tiyatrosuna ait 26 friz de Akkan’ın başarılı bir çalışması sonrası, Aydın Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmeye başlamıştı. Mitolojiden, arkeolojiye oradan tarihe ve hikayelere uzanan bir sohbet eşliğinde, beraberce gezdik Nysa’yı ve ortaya iki bölümlük bir yazı çıktı sizlerle paylaşacağım. Bu hafta biraz mitoloji, haftaya ise gezi rotası.
Haydi başlayalım anlatmaya...

Hikayesi...

Zeus gönlünü kötü kaptırır Kadmos ile Harmonia’nın kızı Semele’ye... Her isteğini yerine getireceğine kutsal ırmak Styks üzerine yemin eder. Bu birliktelikten Dionysos doğar. Doğar ama her zaman olduğu gibi Hera her şeyin farkındadır. Hemen Semele’nin dadısı kılığına girer. “Nereden biliyorsun birlikte olduğunun Zeus olduğundan? Ya erkeğin biri Zeus’un adını kullanarak seni kandırdıysa?” der ve devam eder: “Karnındaki bebeğin babası ise kanıtlasın Zeus olduğunu, göstersin sana şimşeklerini...”
Zeus doğal olarak karşı çıkar bu isteğe... Bilir çünkü, bunu yaparsa öleceğini sevgilisinin. Ama Semele ona Styks üzerine ettiğini yemini hatırlatınca, eli kolu bağlanır. Zeus olarak yıldırım ve şimşekleriyle görünür Semele’ye. Görünür ama bu da sevgilisinin sonu olur. Ama karnındaki bebeği yaşama sıkı sıkya tutunmuştur. Zeus hemen alır sevgilisinin karnından yedi aylık bebeği ve kendi baldırına yerleştirir. Bebek babasının baldırında yaşama tutunur. Zamanı gelip de doğduğunda ‘iki kez doğan’ anlamına gelen Dionysos adı verilen bebeği Zeus, Hermes’e emanet eder Hermes de büyütmeleri için Orkhomenos Kralı Anthamas ile karısı Ino’ya verir Dionysos’u...
Ama Hera bu! Hemen anlar olan biteni ve delirtir Ino ile kocası Anthamas’ı. Bu duyan Hermes kaçırır Dionysos’u ve Nysa’daki nymphelere emanet eder bakmaları için. Dolayısıyla buralı yani Nysa’lı sayılır Dionysos. Bu dağlardaki periler yani Nympheler bakmıştır ona.

Yazının devamı...

Aphrodisias Karya'nın güzeli

29 Ekim 2019

Herodot, Karyalılar için kralları Kar önderliğinde geldiklerini, Strabon ise Minos egemenliğinde iken Lelegler olarak bilindiklerini söyler. Homeros’a sorduğumuzda, “Deniz tarafında Karyalılar, kıvrık yaylı Paionlar, Lelegler ve Tanrısal Pelasglar vardı” der. Kıssadan hisse önemlidir, Karya ve Karyalılar. Peki, “Neresidir?” derseniz, bugün Aydın, Muğla’nın büyük bir kısmıyla Denizli’nin bir bölümünü kapsar. İşte bu coğrafyanın içinde yer alır, adını Afrodit’ten alan kent Afrodisias... Ama öncesinde Lelegonpolis, Megapolis ya da Ninoi isimleriyle de bilinir. Hafta sonu bu güzel ve de özel kentteydim, birbirinden değerli konuklarımla... Önce Afrodisias’ı adımladık, sonrasında Karya’nın bir başka özel kenti Nysa’yı... Hâl böyle olunca, bu haftanın konusu da kendiliğinden belli oldu, Afrodisias...

Dünden bugüne...

Geç Neolitik Çağ’dan başlar kentin tarihi ama MÖ 2. yüzyılda Roma egemenliğinde önem kazanır ve Aphrodisias’ın bilinen hikayesi başlar. Sadakati vergi muafiyeti, tapınağa sığınma hakkı, özerklik gibi ayrıcalıkları getiririr beraberinde... MS 1. yüzyılda kentteki heykeltıraşlık okulunun ünü, tüm imparatorluğa yayılmış, siparişlere yetişemez olmuştur Aphrodisias... Sadece heykelleriyle değil, Xenokrates, Xhariton, Alexander gibi isimlerle bilim ve sanat alanında da ünlüdür artık. 4. yüzyılda ise piskoposluk merkezidir. Stravpoli adı bile verilir kente ama Aphrodisias adı yok edilemez. En çok ise depremler yıpratır bu zarif yeri. Yine de 7. yüzyıla kadar önemini korur kent ama o dönemdeki deprem, bir daha ayağa kaldırmaz. Sonrasında önce 11. yüzyılda Selçuklular, takiben Menteşe Beyliği ve Osmanlı var bu topraklarda...

Ve kazılar...

İngiliz Charles Texier kente. Yıl 1835. Onu 1904’te Fransız mühendis Paul Gaudin, 1913’te Andre Boulanger, 1937’de Giulio Jacopi izler. Ama bir kişi var ki Aphrodisias bugünkü ününü ona borçlu. O da, 1959 yılının temmuzunda ilk kez gördüğü Aphrodisias’a, aramızdan ayrıldığı 3 Kasım 1990’a kadar kendini adayan Prof. Dr. Kenan Erim.

Nasıl gezerim?

Bilet kontrolü geçtikten sonra, ileride sağda muhteşem Aphrodisias Müzesi’ni göreceksiniz. Burası, gezinizin son durağı olacak. Müzeyi sağınıza alıp ilerleyince, ilk durağınız

Yazının devamı...

Gerçek Philadelphia Anadolu'da!

15 Ekim 2019

Sonbahar, gezmek ve Anadolu’yu keşfetmek için en ideal zaman... Dolayısıyla Mahşerin Yedi Kilisesi rotasında yer alan son iki şehri de sonbahar bitmeden yazalım ki, isteyenler programlarını yapabilsinler dedim.
Bu hafta Aziz Yuhanna’nın yedi mektubundan altıncısının adresi Philadelphia’yı ya da bugünkü adıyla Alaşehir’i, haftaya da sonuncusu Laodikya’yı konuk edeceğiz bu satırlara... Böylece yedi kiliseler diye bilinen programda yer alan tüm antik yerleşimler tamamlanmış olacak.

İsim anlamı nedir?

Philadelphia, Türkçe’ye çevrildiğinde ‘kardeş sevgisi’ demek... “Neden bu isim verilmiş?” derseniz, hikayesi 2’nci yüzyılda hüküm sürmüş olan Bergama Kralı II. Attalos’a kadar gidiyor. Denir ki bu Attalos kendisinden önceki kral ağabeyi Eumenes’e derin sevgisinden dolayı, kardeşini seven anlamına gelen ‘Philadelphus’ lakabıyla bilinirmiş.
Rivayete göre Bergama Kralı Eumenes II, Roma’dan dönerken konvoy saldırıya uğrar ve öldüğü haberi gelir. Attalos II ağabeyinin yerine tahta çıkar ve onun eşi Stratonice ile evlenir. Amma velakin bir süre sonra ağabey Eumenes geri döner, hem de sapasağlam! Bunun üzerine Attalos II, Stratonice ve tahtı Eumenes’e geri verir. İki kardeş krallığı beraberce yönetmeye başlar. Üç vakit sonra Roma, Attalos’u kardeşine ihanet edip, Roma’yı desteklemesi için ikna etmeye çalışır. Attolos reddeder doğal olarak ve kardeşine olan sadakati, sevgisi de kulaktan kulağa yayılır. Aradan iki sene geçer Eumenes II bu kez gerçekten ölür. Attalos II bir kez daha Stratonice ile evlenir ve tekrar Bergama Kralı olur.
Daha sonra Lidya’da kurduğu şehre ağabeyine olan sevgisine istinaden Philadelphia adını verir.
Hikayesi kısaca böyle...

Philadelphia’ya Mektup

Yazının devamı...

Rüya gibi rotalar

8 Ekim 2019

Gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi sevenler için, sonbahar bir başka güzel... Avrupa’da bağbozumu zamanı, Kuzey Amerika Ormanları göz kamaştırıcı renkleriyle kışa hazırlanırken, güney yarımküre ilkbahara göz kırpmaya başladı.
Kanada ve ABD’nin kuzeyi artık serinken, Arjantin ve Brezilya’da havalar gezmek için ideal. Avrupa’da ise sonbahar kendini iyice hissettirmeye başladı. Kuzeyde yağışlar artarken, güney hâlâ ılık. Asya’da ama özellikle de Tibet bölgesinde ise havalar pek bir sert. Güneye tropik bölgelere inersek, muson yağmurlarına daha bir ay var.

Ve yurt içi

Antik dünyanın en önemli yerleşimlerine ve Hristiyanlığın ilk yedi cemaatine ev sahipliği yapan İzmir, Bergama, Akhisar, Salihli, Alaşehir, Laodikya ve Efes’i gezmek için ekim ayı ideal...
Dört gün ayırmanız yeterli olacaktır. ‘Mahşerin Yedi Kilisesi’ diye anılan bu yedi yerleşim, Türkiye’nin en çok ziyaret edilen yerleri...
Diyarbakır’ı da ekim ayı listenize ekleyin. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Surları ve Hevsel Bahçeleri, 5. Harem-i Şerif kabul edilen Ulu Camii, Dört Ayaklı Minaresi, Ongözlü Köprüsü, Zerzevan Kalesi, Çayönü, Hilar Mağaraları ve mutfağıyla şehir, mutlaka görülmesi gereken şehirlerimiz arasında ilk sıralarda yer almakta... Mezopotamya ve Anadolu medeniyetlerinin geçiş bölgesi Diyarbakır için en az üç gün ayırmanız yeterli.

Kültür durakları

Buenos Aires; Kültür ve eğlencenin iç içe geçtiği Güney Amerika’daki Avrupalı kent. Gündüz şehri keşfederken, gün batımıyla birlikte şehrin eğlence hayatını keşfe çıkın. Tango olmazsa olmazlar listesinde... Gitmişken Rio de Janeiro ve Iguassu’yu da programınıza ekleyebilirsiniz.

Yazının devamı...

Sonbahar, İstanbul'u adımlama zamanı

1 Ekim 2019

Şehr-i Konstantiniye her daim çekici, her daim güzel... Bahar ayları ise şehri adımlamak için ideal. Yaz sıcakları ve nem terk-i diyar etmiş, soğuklar yola çıkma hazırlığında, güneş pırıl pırıl aydınlatırken, yapraklar altın rengine bürünmekte...
Gezmekle bitmeyen bir şehir İstanbul! Yıllardır gezip, araştırıyor ve yazıyorum ama hâlâ bilmediğim görmediğim ve büyük bir ihtimalle bir kısmını hiç keşfedemeyeceğim daha nice güzellikler, hazineler saklamakta bağrında...
Dolayısıyla durmak yok, şehri adımlamaya devam.
Geçtiğimiz pazar günü Fest Travel’in değerli misafirleriyle Boğaziçi’nin Anadolu Yakası’nı Üsküdar’dan Anadolu Hisarı’na doğru adımladık beraberce. Osmanlı ve Müslüman kimliği öne çıkan Üsküdar’dan başlayan gezimizin ikinci durağı, bir zamanların Musevi Köyü Kuzguncuk oldu. Sonrasında Beylerbeyi’nde saraya konuk olduk, Çengelköy’de bir nefeslendik ve Anadolu Hisarı’nda günü tamamladık.

Üsküdar’dan çıktık yola..

Her dönem özel ve güzeldir Üsküdar... Adı bile iddialıdır baştan beri, ‘Hrisopolis’ yani ‘Altın Şehir’. Fenikeliler, Akalar, Persler, Atinalılar, Büyük İskender, Romalılar ve Osmanlılar, hepsi uğramışlar bu güzel köşeye ve not düşmüşler tarihine... Kâbe toprağı sayılmış örneğin, Kâbe’ye gidemeyenler için, hac yolculuğunun ilk durağı olmuş her dönem, Sürre Alayları buradan çıkmış yola, Koca Fatih’i Üsküdar kadısı yargılamış, Osmanlı’da ilk posta yolu Üsküdar’dan Kartal’a açılmış, ilk araba vapuru yine Üsküdar’dan demir almış, İstanbul’a gelen kervanların son durağı olmuş ve en güzel gün batımı buradan seyredilmiş.
Ve Osmanlı 91 cami ve mescit, 51 tekke, 12 hamam,

Yazının devamı...